Soracağız…

04.05.2015         tkoc@comu.edu.tr



           Dostlar Çanakkale’deki coşkulu bir mayıs paylaşımımızdan sonra sohbet etmek güzel oluyor. Çanakkale’de emekçiler ile birlikte “1 Mayıs İşçinin Emekçinin Bayramını” kutlamak çok güzeldi.
Bununla birlikte emekçinin emeği ile ayakta kalan ve ona hizmet etmesi gereken devlet aygıtının emperyalizm ve taşeronlarının elinde olması nedeniyle İstanbul’da bir ilkellik daha yaşandı. Emekçiler ve emek dostları Taksim Meydanına alınmadı. Devlet kendi halkına daha açık bir ifadeyle emekçisine savaş açmış durumda. Bunu artık hiç saklamadan ve bütün çirkinliği ile yapıyor.
Tam da bu aşamada “emek” kavramının tanımını hatırlatma ihtiyacı hissediyorum:
emek, -ği: a.1. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü: Ücret emeğin karşılığıdır.? -Anayasa. 2. Uzun ve yorucu, özenli çalışma :?Bir darbe benim bütün o uzun emeklerimi sıfıra indirir.? -H. C. Yalçın. 3. top. b. İnsanın bilinçli olarak belli bir amaca ulaşmak için giriştiği hem doğal ve toplumsal çerçevesini hem de kendisini değiştiren çalışma süreci (www.tdk.gov.tr).
Dostlar benim anlayabildiğim kadarı ile yaşamımızın devamlılığı ve güzelleşmesi ancak ve ancak EMEK ile mümkün.
Diğer bir ifadeyle; yaşamı güzelleştiren bütün değerlerin ötesinde bize sıkılan gaz, polisin copu, kaçak saray, gemicikler, özel uçaklar, “bu milletin anasını …..” diyen soygunculara verilen ihaleler, emekçileri öldüren faili meçhuller/belliler, halkımıza zulmetmek için aldığımız silahların parası, …, …, hiç birisi olamaz olamaz.
Emeğin sömürüsü yoksa faşizm de yok.
Bunun emperyalizm ve taşeronları bilmiyor mu?
Çok iyi biliyor ve hatta çok eminim ki emekçilerden daha iyi biliyor.
O halde sistem bu cesareti nereden alıyor?
İşte tam da sorulması gereken soru bu.
Bana göre sistem bu dönem Fransız Devriminin iki kavramını çok iyi kullanıyor.
Nedir bu kavramlar?
LAİKLİK VE MİLLİYET
 
            Evet evet Laiklik ve Milliyet kavramları.
            Milliyet belki de Laiklik ortadan kaldırılmaya çalışıyor ne demek istiyorsun diyeceksiniz.
            Haklısınız. Sistem Laikliği yok ederek ve Milliyetçiliği körükleyerek bu iki kavramı sömürü aracı olarak kullanıyor. Bu sayede bütün değerleri üreten emekçileri bir koyun sürüsü gibi gütme peşinde. Doğrusu arada itiraz edip emeğine sahip çıkanlar olsa da bu iki kavramı kullanarak çok bilindik “Böl ve Yönet” taktiğini uygulayarak bunu başarıyor.
            O halde bu iki kavram üzerinde biraz durmak gerekiyor.
            Bana göre Milliyet kavramının hiç bilimsel, mantıklı ve ahlaki temeli yoktur. Çünkü bilimin dünyada yaşamın şekillenmesini açıkladığı evrim teorisine göre insanların ve hatta bütün canlıların kökeni ortaktır. Diğer taraftan dünyada hiçbir topluluk milliyet/ulus kavramına göre kendisinin tek/ari olarak şu ya da bu milliyetten geldiğini kanıtlayamaz. Milliyetçiliğin bir başka şekilde ifadesi olan ırkçılık emperyalizmin hangi etnik yapı kavramını kullandığına göre değişir. Çoğu zaman kendi milliyet kökeninden kuşku duyanlar herkesten fazla egemenlerin olumladığı etnik kimliği herkesten fazla benimser ve savunurlar. Özetle Milliyet kavramı emperyalizm tarafından bir sömürü aracı olarak kullanılmakta.
            Diğer taraftan emperyalizmin olumladığı ve/veya sömürü aracı olarak kullandığı din, mezhep, tarikat vb. her ne ise kısaca inançlar, inanç özgürlüğü adına, topluma dayatılıyor. Oysa inanç özgürlüğü, bireyin eğer ihtiyaç hissederse kendi inancını arama, seçme ve uygulama özgürlüğüdür. Bu durum da ancak ve ancak hiçbir şekilde kamu iradesinde inancın olmaması ile kamu gücünün her inanca eşit yakınlıkta olması ile mümkündür. Diğer bir ifadeyle inanç özgürlüğü Laiklik ile mümkündür.
            Dostlar bu iki kavramın çok tartışılması ve paylaşılması gerekiyor. Bu konularda eksiklerim olursa ve bana iletirseniz çok sevinirim.
            Emekçiler, gerçek bu olduğuna göre neden “Emekçilerin birliğini” gerçekleştiremiyoruz?
            Neden emekçiler alanlarda değil?
            Neden alanlara inen emekçiler emeğin ve halkların kardeşliğinin saflarında değil?
            Bu sonuç bu durumun farkında olanların sürece yeterince emek vermemesi ve bu güzel düşünceyi taşıyamaması ile ilgili bir durum.
            Bunu başaracağız.
            Yaşasın emekçilerin ve halkların kardeşliği.
            Bunu başararak 1 Mayısta uygulanan zulmün hesabını Haziranda soracağız.

1406

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun