TELAŞLANMAMIZ LAZIM

27.08.2018         

Sayıları giderek artan bulgular, sıcaklıkların yükseldiği ve yükselen bu sıcaklıkların ölümlere sebep olacağı çok kasvetli bir geleceğin resmini çiziyor.

 

 
 
Yapılan yeni araştırma, bu yıl Avrupa’yı vuran ısı dalgaları gibi olayların gelecekte daha fazla yaşanacağına ve bunların ölüm oranlarını nasıl etkileyeceğine dair ilk sağlam tahminleri sunuyor. Araştırmaya göre bazı bölgelerdeki tropik ısı dalgaları, günün birinde ölüm oranlarını yüzde 2.000 kadar fazla artırabilir.
 
Sıcaklıklar tırmandıkça, cisimler fazla ısınıyor ve şiddetli çevre koşullarının (dumanlı sis gibi) ihtimali yükseliyor. Bunların hiçbiri sağlığımız için iyi değil. Ayrıca yaz mevsimindeki ısı dalgalarının sık gerçekleşmesi, bazı insanlar için katlanılmaz olabilir.
 
Geçtiğimiz ay Kanada’nın Montreal şehrindeki 70 insanın ölümünden, sıcaklıklarda gerçekleşen yükselişler sorumlu tutulmuştu. Küresel ısınma bu tür hava olaylarını daha yaygın hale getirdikçe, bu olayların sağlığımız üzerindeki etkilerini düşünmek önem taşıyor.
 
Londra Temizlik & Tropik Tıp Fakültesi’nde çalışan ve çalışmanın eş yazarı olan Antonio Gasparrini şöyle söylüyor: “Bu araştırma, endişe verici şekilde, değişen iklim altında bu olayların sıklık ve şiddetinde büyük ihtimalle artış yaşanacağını gösteriyor. Yine de, küresel bir ölçekteki ölüm oranları üzerindeki etkilere dair bulgular sınırlı.”
 
Gasparrini, uluslararası araştırmacılardan oluşan bir takım ile birlikte, küresel çaptaki 412 topluluk için 1984’ten başlayan ve 2015’in sonuna dek süren, günlük sıcaklık ve ölüm oranı ölçümlerinden meydana gelen bir veritabanı oluşturdu.
 
Bu rakamları kullanarak, 1977’ye kadar uzanan ve bu yüzyılın sonuna kadar ileriye giden, sonuçların birkaç senaryoya göre değişiklik gösterdiği ölüm sayılarını tahmin etmeye çalıştılar.
 
‘Aynı tas aynı hamam’ senaryosunda, haberler tatsızdı.
 
Gasparrini şöyle söylüyor: “Küresel ısınma altında, ısı dalgalarının izdüşüm etkileri üzerinde yapılan en büyük epidemiyolojik çalışma olan bu araştırma, söz konusu ısı dalgalarının bu dalgalarla ilişkili ölümleri çarpıcı şekilde artırabileceğini öne sürüyor. Özellikle de, yüksek nüfuslu tropik ve tropik altı ülkelerde.”
 
Kolombiya’da ısı dalgalarından kaynaklanan ölümlerin, 2080 yılında bugünkü rakamların 30 katından fazla olacağı tahmin ediliyor. Brezilya ve Filipinler’de ise rakamlar biraz daha az endişe verici; mevcut ölüm oranının 10 ila 20 katı civarında bulunuyorlar.
 
ABD ve Avustralya’daki büyük şehirlerde, en az dört kat fazla ölüm oranı görülebilir.
 
Eğer bu araştırmada bir umut ışığı varsa, o da bazı modellerin, bu varsayımsal rakamların o kadar yüksek olması gerekmediğini söylemesi olabilir.
 
Gasparrini şöyle söylüyor: “İyi haber şu ki, eğer sera gazı yayımlarını, Paris İklim Anlaşması’na uygun senaryolar altında azaltırsak, o zaman beklenen etkiler çok daha düşük olur.”
 
Popülasyonlar da, yükselen sıcaklıklara neredeyse kesin olarak uyum sağlamaya devam edecekler.
 
Şehir planlamacılığı, daha serin yaşam ve çalışma koşullarının altyapısını sağlayabilir. Isı stresinin tehlike taşıdığı koşullarda, sağlık hizmetleri daha erken müdahale etmek üzere ayarlanabilir. Bireyler, tehlikelerin daha fazla farkında olup davranışlarını buna göre değiştirebilirler.
 
Bunun gibi önlemler, bilanço üzerinde önemli bir etki göstererek ölüm oranlarını sınırlayacaktır.
 
Ancak, ülkelerin Paris anlaşmasına bağlı kaldığı ve ısı dalgalarını ciddiye alıp, bunların etkilerine müdahale edecek programları uygulamaya koyduğu en iyi durum senaryosunda bile, bazı tropik ülkelerde ölümlerin iki katına çıktığını görmeyi bekleyebiliriz.
 
Bu o kadar da kötü bir şey değil, fakat yine de, 2018’deki gibi daha fazla ölümcül yaz mevsimi bekleyebileceğimiz anlamına geliyor.
 
Gerçekçi olmak gerekirse, sağlık hizmeti programları ve şehirlerin altyapı değişimleri her yerde aynı olmayacak ve hükümetler, iklim değişikliği konusundaki duruşlarında tamamen ittifak halinde olmayacaklardır. Eşit olmayan servet dağılımlarına sahip gelişmekte olan ülkeler veya ulusların, kaynakları ısı dalgalarının etkisini azaltmaya ayıran hükümet politikalarını uygulaması çok muhtemel olmayabilir.
 
Çin gibi ülkeler, ısı stresinin meydana getirdiği zararlardan daha fazlasıyla karşı karşıya. MIT’deki araştırmacıların yürüttüğü ayrı bir çalışmada, Kuzey Çin Ovası’nın, bölgeyi neredeyse yaşanılamaz hale getiren ısı dalgalarıyla yüz yüze kalabileceği öne sürülmüştü.
 
Bölgedeki tarım faaliyeti, atmosfere çok büyük miktarda su ekleyerek, yerel sera etkisini şiddetlendiren bir su buharı örtüsü oluşturuyor ve sıcaklıkları yarım derece artırıyor.
 
Yüksek sıcaklık ile bir araya gelen yüksek nem, serinlemeyi neredeyse imkansız hale getiriyor çünkü bu koşullardaki ter, artık buharlaşamıyor. Bu ovaları evi belleyen 400 milyon için bu durum bir felaket olabilir.
 
Çalışmanın baş yazarı Elfatih Eltahir şöyle söylüyor: “Bu yerler, özellikle iklim değişikliği altında, gelecekteki ölümcül ısı dalgaları için en sıcak yerler olacak.”
 
Duruma nasıl bakarsak bakalım, ısınmakta olan gezegenimiz, özellikle fakir ve hasta insanlar için ölümcül bir yer haline gelecek.
 
Araştırma PLOS Medicine bülteninde yayınlandı.
 
Kaynak:
1) Ozan Zaloğlu (popsci.com.tr)
2) ScienceAlert

462

Yazarın daha önceki yazıları

Yazarın Arşivine ulaşmak için tıklayınız.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER