Tecavüz!!!

24.10.2016         tkoc@comu.edu.tr

Çok ama çok tatsız bir kelime… Herhangi bir kelime kullanmadan önce anlamına bakmak ihtiyacı hissediyorum. Çünkü kavramların anlamları ile oynanarak tam tersi açıklamalar da yapılabiliyor. “Tecavüz” kelimesinin anlamına bakmak istediğimde genellikle kullandığım www.tdk.gov.tr sayfasına ulaşamadım. Durum böyle olunca ben de http://www.dildernegi.org.tr sayfasından baktım.

 

 

Tecavüz a. Ar. (.-.) 1. Hücum etme, saldırma, saldırı, saldırış. 2. Başkasının hakkına el uzatma. 3. Namusuna saldırma, sarkıntılık. 4. esk. Aşma, ötesine geçme

 

Bu kavramın toplumun güncel yaşamındaki anlamı daha da çirkindir.

Bu yazımı böylesine olumsuz kavramlardan bahsetmek için yazmıyorum.

Güncel durumda, kavramın anlamı değerlendirildiğinde, bütün toplum olarak değişik şekillerde tecavüze uğruyoruz. Hatta bu yazıyı yazdığım sırada CHP İstanbul milletvekili Eren Erdem’in konuşacağı bir panel saldırıya/tecavüze uğramıştı.

Tecavüz dar anlamıyla cinsel içerikli olarak algılanır. İşte tam da bu anlamı ile toplumumuzda, haberimiz olan ya da olmayan, pek çok iğrenç tecavüz saldırısı ile karşı karşıya kalmaktayız.

Benim bu yazımda paylaşmak istediğim toplumumuzun tecavüz karşısındaki tavrıdır.

BİR KADIN TECAVÜZE UGRADIĞINDA: Çok hastalıklı bir süreç başlar:

Uzun süre görmezden gelinir…

Artık saklanamayacak durumda ise öncelikle kadın/çocuk/…/… suçlanır. Bu suçlama davranış, giysi, düşünce ve başka pek çok nedenle ilgili olabilir.

Namus kirlenmiştir ve temizlenmesi gerekir.

Yaşanan intiharların/cinayetlerin pek çoğu bu nedenledir.

Tecavüze uğrayan yaşamına son vermez ise töre/gelenek/örf işte her ne gerekçe gösterilirse gösterilsin tecavüze uğrayan öldürülür.

Tecavüze uğrayanın, bu saldırı sonucunda, çocuğu olacaksa bu çocuğu doğurması istenir. Hatta bunu resmi görevliler yapar ve toplumdan hiçbir tepki almaz.

Bazı durumlarda saldırıya uğrayan yaşadığı saldırının etkisi ile tecavüzcüsüne aşık olabilir (Stockholm Sendromu, ilk kez 1973 yılında yaşanan bir olaydan ismini almaktadır. İsveç`in başkenti Stockholm` da yaşanan olayda, banka soyguncusu tarafından 6 gün boyunca rehin tutulan banka görevlisi bir kadın duygusal olarak suçluya bağlanır). Bu durum bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

Bu konudaki davranışların “Tecavüz zorunlu ise tadını çıkar” yaklaşımında olmayı önerecek hastalıklı bakış açıları da vardır.

Tecavüze uğrayan kişinin yaşadığı sorunları çözmek için tecavüzcüsü ile evlenmesinin önerilmesi gibi bir başka hastalıklı bakış açısı vardır. Bu konuda yasa hazırlıkları bile olabilir. Belki de benim bilgim eksik. Bu konuda yasal zemin oluşturulmuş bile olabilir. Bu tavır da konuya gösterilen en hastalıklı davranışlardan biridir. Tecavüzü önleyemedik o halde tecavüzü yasal hale getirelim yaklaşımı yaygın bir uygulamadır. Hatta bu işi öneren ve gerçekleştirenler yeni tecavüzlere zemin hazırladıklarını bildikleri halde topluma hizmet ettiklerini iddia ederler.

Devletin resmi kurumlarında “Bir babanın kızına kaç yaşında şehvet duyabileceği” konusunda fetvalar hazırlanabilir. Devletin böyle bir kuruluşunun olmasının mantığı var mıdır? Bu da ayrı bir tartışma konusu.

Toplumun büyük bir kısmı bu davranışın güç/iktidar/erk/egemenlik/irade göstergesi olduğunu ifade eder ya da onlar bu şekilde tecavüze razı edilirler. Hatta tecavüze rıza gösterip bundan aldıkları güç ile kendilerinin de tecavüz edebilecekleri ortamlar yaratanlar çoğalır.

Tecavüzcüler şu ya da bu gerekçeler ile ceza indirimi kullanırlar.

Bu hastalıklı bakış açıları bu çirkinlikler hedeflerine ulaşmak için; sorgulayıcı aklı, bilimi, hakları, özgürlükleri ve güncel durumda karma eğitimi hedef almaktadır.

Bütün bu süreçte tecavüzcünün aklanması, kahraman ve hatta lider ilan edilmesi için elden gelen yapılır. Artık bu kahraman/lider toplumun büyük kısmı tarafından izlenecektir. Çünkü akıl ve bilimsel veri ile aydınlanmamış insanca insan ilişkisi nasıl olur bilmeyenler tecavüzcüye öykünmekte ve keşke tecavüzcü yerinde ben olsaydım demektedir.

Aman ha…

Sakın…

Olmasın…

Ama olurda…

Tecavüze uğrayan: Ben insanım ve beni çirkinliğinize alet edemezsiniz diye itiraz eder ve hatta haklarını arasa ne olur?

Hele bir de bu insan haklarına aykırı diyen çıkarsa.

Siz ne hakla tecavüzcüyü değil de tecavüze uğrayanı suçluyorsunuz diye itiraz eden birkaç kişi çıkarsa ne olur?

İşte o zaman anarşi olur!!! Aslında “anarşi” kavramının anlamını da bilmezler

Vatan elden gider ve hatta ar namus kalmamış olur!!!

İşte o zaman toplumun büyük çoğunluğu tecavüze uğrayanı da ona destek olanları da linç etmeye kalkar…

Bu linç güruhu içinde daha önce tecavüze uğramış olanlar da yer alabilir (Çoğunlukla almaktadır)…

İşin bir başka kara mizah tarafı ise tecavüzün insan haklarına aykırı bir çirkinlik olduğunu görebilenler de kendi aralarında; tecavüze karşı sen daha iyi mücadele edersin yok hayır ben daha iyi mücadele edebilirim diye bölünürler… Bu durum tecavüzcünün tecavüzüne devam etmesine ve hatta yeni tecavüzlerin olmasına gerçekleşmesine zemin hazırlar. Bu tarz yaklaşımlar tecavüzcüler tarafından desteklenir.

Dostlar yukarıda sıraladığım sürecin dünyanın sömürge ülkelerinin tümünde ve ülkemizde birebir siyaseti yansıttığını, siyasi süreçlerinde bu şekilde yorumlanabileceğini düşünüyorum.

Bütün bu gerçekliklere/çirkinliklere rağmen tarih şunu göstermiştir ki tecavüzcülerin sonu her zaman yaşattıkları çirkinliklerden daha çirkin olmuştur. Çünkü tecavüzcünün gücü azalınca ihanet ve arkadan vurma en yakınından başlar. Tecavüzcünün en güçlü olduğunu düşündüğü an aynı zamanda çöküşüne en yakın anıdır.

Dostlar bu çirkinlikleri bataklığa (bizler sulak alan diyoruz) benzetirsek bu alanlar kokuşmanın/ayrışmanın olduğu alanlardır. Bununla birlikte bu kokuşma/ayrışma yeni ve daha güzel yaşamların örülmesi için fırsattır. Bu nedenle sulak alanlar/bataklıklar aynı zamanda üretimin en fazla olduğu alanlardır.

Türkiye Cumhuriyeti bu şekilde kurulmuştur. Bu gün Cumhuriyet değerlerine sahip çıkma zamanıdır. Topluma vicdan, adalet, özgürlük, şefkat, gelecek, iş, aş olacak cumhuriyete ihtiyaç var. Bu duygular ve mücadele kararlılığı ile Cumhuriyet Bayramımızı kutlarım.

 


760

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun