Tek tekçi Meyhanesinden, Yalova Restaurant'a

05.02.2018         

Çanakkale'de uzun yıllardır faaliyet gösteren, kentin markalarından biri haline gelen Yalova Restorant, 77 yıldır sürdürdüğü geleneği ile Çanakkale'nin tanınmasında da çok önemli bir yere sahip. 1940 yılında Girit?ten göç eden Ziya Sürgit tarafından tek tekçi meyhanesi olarak açılan restaurant, bugün 3?üncü kuşak Sürgit?lerin işletmeciliğinde, Türkiye?nin ilk 10 balık restaurantından biri olarak hizmet vermeye devam ediyor. 1984 yılından bu yana Yalova Restaurant?ın işletmeciliğini yapan 3?üncü kuşak Sürgitler, Ertuğrul Sürgit ve eşi Didem Sürgit Yalova Restaurant'ın tarihini, geleneğini, balık ve meze kültürünü, Yalova'nın Türkiye ve dünyadaki yeri ile gelecekte Yalova için ne gibi planları olduğunu anlattılar.

 Çanakkale deyince akla ‘savaş, barış kenti, Troia, Assos’ gibi dünya miraslarının yanında ‘Yalova Restaurant’ geliyor. 1940 yılında mübadele sırasında Girit’ten göç eden Ziya Sürgit, Çanakkale Yalı Sokağında küçük bir tek tekçi meyhanesi açarak, ismini ‘Ziya’nın Yeri’ koyar. Daha sonra iki oğlunun da destek vermesi ile ‘Ziya’nın Yeri’ lokal bir restaurant olarak çalışmaya başlar. Bugün ise bu küçük dükkan, 3’üncü kuşak Sürgit’lerin işletmeciliğinde dünyanın birçok yerinde tanınan ve Türkiye’nin ilk on balık restaurantı içerisinde yer alan Yalova Restaurant olur. 1984 yılından bu yana Yalova’nın işletmeciliğini layıkı ile sürdüren Ertuğrul Sürgit ve eşi Didem Sürgit, Yalova’nın hikayesini bizlerle paylaştılar. 

 
Ziya’nın Yeri’nden, Yalova’ya uzanan yolculuk 
Yalova serüveninin 1940 yılında başladığını ifade eden Ertuğrul Sürgit, 77 yıllık Yalova tarihini; “Yalova Restoran aslında 1940 yılında dedem Ziya Sürgit tarafından kuruluyor. Ama adı Ziya’nın Yeri, mübadele sırasında Girit’ten göçmüş bir aile. Hastanenin yan tarafında bulunan Girit Sokağında yaşıyor. Ziya’nın yeri olarak Yalı Caddesi’nde bir tek tekçi meyhanesi açıyorlar. Bu meyhane bilinen bir tek tekçi meyhanesi değil. O zamanın tek tekçi meyhanesi. Bir masa var. Bu masada iki-üç şişe şarap var. Siz kapıdan içeri giriyorsunuz. ‘Ziya bir bardak ver’ diyorsunuz. Ziya bey bir bardak şarap veriyor. Siz onu hemen içiyorsunuz, parasını ödeyip çıkıyorsunuz. Günün her saatin içeriye sürekli girip çıkanların olduğu bir dükkan. İşletmenin ilk açıldığı zamanı böyle. Ondan sonra gündüzleri öğle yemekleri çıkartmaya başlıyor, amcam ve babam da işin içine dahil oluyor. Ondan sonraki yıllarda ise akşam restoranına dönüyor. Tam bir lokal esnaf lokantası kimliğine bürünüyor. Dedem ve amcamın vefatının ardından en son 1984 yılında babamı kaybettik. O günden itibaren de işletmeyi ben devraldım.  Ziya Bey, aynı zamanda Girit’te hayvancılık yapıyor. Atları, arıları var. Balcı Ziya diye de anılıyor. Karşıda Yalova Köyü var. Arılarını bu köye getirerek aynı zamanda balcılık yapıyor. Ziya’nın Yeri ismi de zamanla Yalova Lokantası’na dönüyor. İstanbul ya da başka yerdeki Yalova ile hiç alakamız yoktur. İsmini o köyden alıyor.  Yalova köyü savaş zamanda hastane olarak kullanılmış” ifadeleri ile anlatıyor

“Deniz tuzunun ve sıcaklığının, balığın etine lezzet kattığı bir coğrafyadayız”
1984 yılından sonra babasının vefatı ile Yalova Restaurant’ı bugüne kadar kendilerinin getirdiğini belirten Ertuğrul Sürgit; “O dönemlerden sonra Yalova Restoran tamamen bir balık restoranda döndü. Hiçbir zamanda öğlenleri çıkarttığımız o sıcak yemek kültürünü kaybetmedik. O zamanlar 25-30 çeşit yemek yapılsa da şu anda da her öğlen gelen misafirlerimizi sıcak yemeklerimizle ağırlıyoruz. Yalova Restaurant’ın tarihçesi böyle ama dediğim gibi bugünkü Yalova Restaurant tamamen bir balık restaurantı. Bunun tabii ki İstanbul, İzmir, Ayvalık gibi yerlerdeki restaurantlara nazaran daha fazla ara sıcakları olan, zengin balık çeşitleri olan bir yer. Bulunduğumuz coğrafya itibari ile Ege ve Marmara olması nedeni ile deniz tuzunun ve sıcaklığının balığın etine ayrı bir lezzet kattığı bir bölgedeyiz. O yüzden yaşadığımız yerde çok şanslıyız. Dünyanın hiçbir yerinde bu lezzette böyle bir balık yiyemiyorsunuz. Sadece Çanakkale’de yiyebiliyorsunuz. Biz de bunun avantajını çok iyi kullanıyoruz. Kendi pişirme tekniklerimiz ile balığı iyi işliyoruz ve iyi servis yapıyoruz. Bunun içinde Çanakkale, bizim için çok büyük bir avantaj” dedi. 

“Kış günlerinde sürekli AR-GE’ler yapıyoruz”
Yemek ve geniş mezeleri ile isim yapan Yalova’nın daha ileri taşınması için dünya yemekleri konusunda sürekli AR-Ge yaptıklarını ifade eden Sürgit; “Biz işimize gerçekten çok büyük saygı duyuyoruz. Çalışanlarımız ile bir aile ortamındayız. Bu yüzden kış günlerinde sürekli AR-GE’ler yapıyoruz. Osmanlı’nın geçmişte çok iyi bir mutfağa sahip olduğunu biliyoruz. Osmanlı mutfağını sürekli inceliyoruz. Oradan esinleniyoruz. Yurt dışına çıkıyoruz ve geziyoruz. Oralarda yediklerimizden esinleniyoruz. İşlerin hafif olması nedeni ile bütün bir kışımız AR-GE’lerle geçiyor. Yaz sezonunda ise bunları avantaj olarak kullanıyoruz. Bu da buraya gelen misafirlerin, bizi gittikleri yerlerde anlatmasına sebep oluyor. Anlatılıyor olması da bilinirliğimizi arttırıyor. Son dönemde Bozcaada’da bir şube açtık. Yaz sezonları Bozcaada’da biz de çalışıyoruz Orası da ‘Yalova Restaurant’ın bir aynası oldu. Oraya da dünyadan insanlar geliyor ve bizim bilinirliğimizi artırır konuma getirdi” dedi. 

“İşimizi iyi yapmaya çalışıyoruz”
Yalova’nın Türkiye’de birçok gurme yazarın ortak kararı ile ilk on balık restaurantı içerisinde yer almasının kendileri için memnuniyet verici olduğunu ifade eden Sürgit; “2016 yılında ‘Bien Fish’ isimli dergi var. Bu dergi her yıl Türkiye’nin ilk 10 lokantasını ve ilk 20 balık lokantasını seçiyorlar. Geçen yıl o dergide balık restaurantı olarak ilk yirmideydik. Aralık ayı başında yaklaşık 20 gurme yazarının yapmış olduğu Türkiye’nin ilk 10 balık lokantası diye bir araştırmada, ilk 10’a girdik. Bunlar da tabi bizim bilinirliğimiz çok artırıyor. İşimizi seviyor olmamız da çok önemli. Saygı duyuyoruz, işimizi iyi yapmaya çalışıyoruz” dedi.  
 
“Bu gurur 77 yıllık tarih ile oluştu
Dünyada insanların Çanakkale dendiğinde orada bir Yalova Restaurant var demesinin gurur verici olduğunu ve bunu 77 yıllık tarihin birikimi ile oluştuğunu söyleyen Sürgit; “Bizim çok gururumuzu okşayan bir konu bu. Gerçekten dışarıda Çanakkale denildiğinde ‘savaşı, barış kenti oluşu, dik duruşu’ ile önemli bir şehir. İnsanların bir Troia’yı söylerken yanında ‘Yalovayı’da söylüyor olmaları, Çanakkale Savaşını söylerken, ‘orada bir de Yalova Restaurant’ var diyor olmaları çok gurur verici bir şey. Yaklaşık 77 yıllık bir tarihimiz var. Başarı da bu tarihsel  sürecin sonucunda oluşmuş bir şey. Bir aile işletmesi olmuş olması, hiç el değiştirmemesi, Sürgit ailesinde kalması, sanırım bunların etkisi çok fazla diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.  
 
“Bizim için en önemli şey Çanakkale ile özdeşleşmek”
Yalova’nın iletmecilerinden Sürgit’in eşi Didem Sürgit ise iki yıldır Bozcaada’da hizmet veren ikinci şubenin başında duruyor. Yalova’nın başka yerlerde tanınması ile ilgili ilginç hikayeleri paylaşan Didem Sürgit, bu durumun kendileri için en büyük gurur olduğunu ifade ediyor Sürgit, başında geçen ilginç hikayeleri ise; “İstanbul’da doktora gittim. Orada muayene olurken Çanakkale’den geldiğimi ifade ettim. Oradaki doktorumuz ise bana ‘orada bir Yalova Restaurant vardı muhakkak gitmişsinizdir” dedi. Ben de “Oranın işletmecisiyim” dedim ve hikayesini anlatınca çok mutlu oldu. Bu bilinirlik bizi çok gururlandırdı. Çanakkale deyince ‘orada bir Yalova Restaurant var’ demeleri bizi çok mutlu ediyor. Bunun gibi daha birkaç anımız oldu. Bizim için en önemli şey işte bu maneviyatın Çanakkale ile özdeşleşmesi. Tabii ki ticari bir işletmeyiz ama, biz de sanırım duygusallık biraz daha ön planda” şeklinde anlattı.   
 
“Kuşaklar boyu bırakmak istiyoruz”
3’üncü kuşak işletmeci olarak büyük bir gurur yaşadıklarını bu gururu isterse kızlarına devrederek Yalova’yı 4’üncü kuşağa da aktararak daha uzun, yıllar boyu sürdürmek istediklerini ifade eden Sürgit; “Üçüncü kuşak işletmecisi olarak Çanakkale’de bir marka olmanın gururunu yaşıyoruz. Sürekli kendimizi yenileyerek ve tüm Çanakkale halkının övgülerini alarak Çanakkale’de bu markayı oluşturduk. Bu markayı da en iyi şekilde sürdürmek için elimizden geleni yapıyoruz. Hatta biz bu işimizi en güzel bir şekilde dördüncü uşak olarak kızımıza devretmek istiyoruz. Ona çok güzel bir miras olarak Yalova’yı Çanakkale ile özdeşmiş bir marka olarak bırakmak istiyoruz. En büyük hedefimiz şu anda bu” dedi.  
Söyleşi: Eren Aşnaz
Not: Bu yazı Troia Dergisinin Aralık 2017 sayısında yayınlanmıştır.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Danıştay 'Dur' dedi!
16.02.2018    2043
Masterlar'dan anlamlı turnuva
22.02.2018    902