Tekrar darbe olacak (mı?)

01.08.2016         tkoc@comu.edu.tr

Dostlar merhaba. Çok iyi bildiğiniz gibi DARBELER Türkiye’de normalleşmiş ve yaşamın bir parçası haline gelmiştir.

         

            Adettendir her on (10) yılda bir veya daha sık darbe olur.

            Son zamanlarda “Aman efendim artık darbeler dönemi bitmiştir” ahkam kesen hayli çok idi.

            Şimdi birde “15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe mi idi, değil mi idi?” tartışmasına tekrar girmeyeceğim.

            15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe ya da tiyatro olsun beni sonra olanlar ve bundan sonra olacaklar ilgilendiriyor.

            Yani soru:

            Tekrar darbe olacak mı?

            Son söyleyeceğimi baştan söylemek istiyorum:

            Evet, tekrar darbe olacak.

            Aslında 15 Temmuz Darbe girişimi istenen farklı bir darbenin fitilini ateşlemek için kullanıldı.

            Öncelikle darbe tanımını hatırlayalım:

Darbe: a.1. Vuruş, çarpış. 2. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi. 3. mec. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay (www.tdk.gov.tr, 18 Temmuz tarihli yazımdan).

            Bana göre buradan şunu çıkarabiliriz:

            Eğer darbe istenmiyor, darbe koşulları aşılmak isteniyor ve olası darbelerin önü kesilmek isteniyorsa darbe ve/veya darbe girişimi sonrasında ülke hızla darbe koşullarından uzaklaştırılır.

Diğer bir ifade ile ülke DEMOKRATİKLEŞTİRİLİR.

İşte işin püf noktası burada:

Darbe girişimi sonrasında Türkiye demokratikleşiyor mu yoksa dikta uygulamaları artıyor mu?

Örnek olaylar sıralayalım:

Darbelerde hiçbir hukuki ve veya insani sorumluluğu olmayacak erlerin linç edilmesi.

Hukuk ve insan haklarının askıya alınması.

Darbe koşullarından yararlanarak yeni atanacak öğretmenlerin sözleşmeli atanması. Yani öğretmenlerin iç güvencelerinin ellerinden alınması.

Atamalarda mülakat uygulamasının uygulanmaya başlanması. Çok iyi biliniyor ki mülakat demek TORPİL yani KAYIRMA demektir.

Darbe/Darbe girişimi ile bir arada düşünülemeyecek ve hatta darbelere karşı verdikleri emekler nedeniyle başına bir sürü iş gelmiş kişilerin de darbecilerle bir arada hukuk dışı uygulamalara maruz kalmaları. Bu durum şu anki iktidarın yaptığı işlerin meşruiyetini azalttığına göre halen fazlasıyla içlerinde olup onları farklı yönlendiren darbe girişimci yapıların işi de olabilir?

Darbe girişimi sonrası yapılan işlerin bir siyasi partinin propagandası olarak kullanılması.

Daha düne kadar hak ve özgürlüklerini sokaklarda kullananlara hakaret edilirken ve hatta öldürülürlerken şimdi sokaklarda “Demokrasiye sahip çıkma tiyatrolarının” oynanması.

Darbeye maruz kaldığını iddia eden partinin yetkililerinin LAİKLİK kavramının önemini kavrama yerine “Diğer tarikat ve cemaatler endişelenmesin” türünden açıklama yapıyor olması. (Eğer hala Türkiye ortaklaştırılmış ve netleştirilmiş bir LAİKLİK yerine tarikat ve cemaatlerin uzlaşması/anlaşması ile yönetilecekse bu yapılardan herhangi birinin darbe yapmayacağı nasıl garanti edilebilir? Şu anda darbe mağduru (?) rolünü oynayan ve hatta demokrasi kahramanı ilan edilmeye çalışılanların hepsi daha önce defalarca Fetullah Gülen yapılanmasını övmüşlerdir. Bununla da kalmamışlar bu yapılanmanın amacına ulaşması için çalışmışlardır.)

Halen değişik kurumlardaki tarikat yapılarının temsilcilerinin daha düne kadar darbeci yapılanmanın önde gideni olanları koruyor, kolluyor ve gizliyor olması.

Bu gün darbe mağduru ve hatta demokrasi kahramanı gösterilmeye çalışılan siyasi yapının kendi içindeki darbe yanlılarını belirleme işine girişmemesi ve hatta hiç girişemeyecek olması.

Siyasetçilerin hiç birinin darbeciler ile ilişkisinin bulunmadığı gibi bir durumun güncel kabul olması.

Ülkenin bütün farklı görüşleri birleştirerek demokrasi arayışına girmesi gereken bir dönemde; “Gezi Parkı” “Taksim topçu kışlası” ve “Atatürk Kültür Merkezi” gibi konuların gündeme getirilmesi. Bu konuların toplumu ayrıştırmak ve ötekileştirmek için kullanılması.

Bir taraftan Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) yapılan saldırılar kınanırken bir taraftan da Kanun Hükmünde Kararname yetkisi alarak meclisin devre dışı bırakılması. Çok iyi biliniyor ki düşman ordusu Polatlı yakınlarında saldırılarına devam ederken dahi ülke sorunlarını TBMM’yi çalıştırarak çözmüştür.

Demokrasinin daha titizlikle çalıştırılması gereken dönemde yetkilerin tek elde toplanmaya çalışılması.

Basın özgürlüğünün gittikçe daraltılması.

Bu konuda örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bununla birlikte toplanan veriler düşünce oluşturmak için yeterlidir.

Bu verilerden benim çıkarabileceğim; darbe devam ediyor ve/veya yeni darbeler olacaktır.

Benim insanlığın düşünce ve uygarlık tarihinden anladığım DEMOKRASİ demokratik olmayan yöntemler ile gerçekleştirilemez.

Ben önce yaşadığımın demokrasi olup olmadığına bakarım.

Gerçekleşmesi birilerinin keyfine bırakılmış süreçlerden demokrasi çıkmaz…

 

 


8374

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun