Üniversitem…

05.04.2015         tsavas@comu.edu.tr



Yeni bir dönem başlıyor. Üniversitemin üzerinden silindir geçti. Üniversitem üniversite olmaktan çıkarıldı. Hiçbir gelenek, hiçbir teamül kalmadı. Üniversiteyi 3-5 kişi yönetti; yalnız, kimseye danışmadan. Üniversitenin asli üyelerinden bir kesim yok sayılmaya çalışıldı. Solcu diye ötekileştirildi, oy vermedin diye ötekileştirildi, yanlış yapıyorsunuz dedi, diye ötekileştirildi; insan diye, evet, insan diye ötekileştirildi.
Korku imparatorluğu kurulmaya çalışıldı. İntikam hisleriyle hareket edildi. Yanlış anlamayın mağduriyetin intikamı falan değil, aşağılık kompleksinin intikamı…
Bu duruma vesile olanlar, zulmü ağırlaştıranlar, zulmü meşrulaştırmaya çalışanlar daha büyük acılara sebep oldular.
Sorarım size, kendisine akademisyen denilen birisi neden şu kişiye kadro verin, diğerine vermeyin der?
Sorarım size, yukarıda Allah var diyen birisi, size kadro verilecek, diğerlerine verilmeyecek neden der?
Cuma namazını kaçırmayan birisi gelene ağam gidene paşam neden der?
Yukarıda Allah var diyen birisi neden kul hakkı yer?
Bunların yanıtlarını ben bilmiyorum. Ancak bunları ciddi olarak kendisine sorması gereken sorumlular var. Bu sorumluların toplumsal, ülkesel ve yerel görev sorumluluğu bunu gerektiriyor. Üniversiteyi üniversite yapmak iddiasında olanlar kendilerine bu soruları sormadan samimi olamazlar. Üniversiteyi siyaset üstü görenler bunları görmedikçe samimi olamazlar.
Rektörlüğü siyasi bir makam olarak görenler makamı siyaseten kaybederler. Binbir türlü hile, hurda, sinsilik konusunda allameyi cihan olsanız bunu değiştiremezsiniz. Nitekim kurumsal tecrübeyle sabittir.
Makam konusuna hastalık derecesinde “biatkâr” olanlar için bu durum çok acıtıcıdır. Bunlar önceleri ciğer mundar, üzüm koruk misali dolaşırlar. Ama makama biat etmeye hazırdırlar.
Akademi “kutsaldır”. Akademisyenin duruşu duruştur. Akademisyen sinsilik, hinlik bilmez. Akademi huzurdur. Huzur akademidir.
Akademinin her bir üyesi, yalnız ve yalnızca akademik liyakati esasında taltif edilir. Akademide dil, din, ırk, siyasi görüş, değer yargısı ayrımı yoktur. Bu farklar akademidir. Tek tip bir akademi olmaz, olmamıştır, olmayacaktır.
Bunlar sağlanamazsa bilimsel üretim olmaz. Bilimsel üretimin olmadığı yerde bilimsel yüksek öğrenim olmaz.
Tarih toplumların entrika, kuyu kazma, arkasından dolanma hikâyeleri ile dolu; ancak günümüzde bunların işlemediği toplumlar aydınlanmış ve gelişmiş toplumlardır. Bu değerlerin (!) hala geçerli olduğu toplumlar ise ortada…
Üniversitenin üyelerinin bir kesimini yok sayarak üniversiteyi kalkındıramazsınız. Önümüzde bir sınav var; hepimiz açısından çok önemli bir sınav… Bu sınav artık Üniversitemin hayat memat meselesi... Öncelik yaraların sarılması, öncelik herkesin işini yapması, öncelik liyakat…
Hangi gelişmiş ülkede yalnızca sağ ya da sol görüşlülerin yönettiği bir üniversite var?
Hangi ülkenin üniversitesinde yanardönerliği tescilli olan yöneticiler var?
Hangi ülkede, kardeşim daha başka birini bulamadınız mı, dedirtecek üniversiteler var?
Üniversiteyi üniversite yapma samimiyeti içerisinde olanlar şapkalarını önlerine alıp düşünmeliler. Ama çok iyi düşünmeliler ve kararlı olmalılar. Üniversite kişisel kavgalara bırakılmayacak denli değerlidir diye düşünüyorum.
Birimleri kaynaştıracak, birimlerin çalışmalarına ivme kazandıracak, liyakat sahibi yeterince bilim insanımız var!
Umudumuz sürüyor…

1046

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun