Üniversitenin “sahibi” (!)

08.04.2015         tsavas@comu.edu.tr



Yıl 2001, Çanakkale’ye yeni gelmişim. Dediler Dardanos Tesisleri var, mütevazı, güzel; yazları hocalar orada iyi vakit geçiriyorlar. Biz de gittik. Gerçekten de halk tipi, denize girmek istedin mi bizim gibiler için çok hoş bir mekân… Bir iki yıl yazları gittik. Ama her gidişimizde rahatsız olmaya başladık. Rahatsız olmaya başladık çünkü Ramazan hocanın çevresindeki bazıları ortalıkta, oraların sahibi gibi dolaşmaya başladılar. Yönetici efradından başka kimseyi tanımaz bir davranış içerisinde, tepeden bakan bir tavırla ortalıkta dolaşıyorlar; çalışanlara emirler yağdırıyorlar.
Ali Akdemir’in rektörlüğünde bu tiplerde artış oldu. Sonra duyduk, üniversitemizde yeni bir basketbol türü ortaya çıkmış, rektöre pas atma ve basket attırma yarışması… Bu ve benzeri yarışmalar ile bilumum “yalama” yarışmalarında birincilik alanlar sucuklu yumurta partilerinde “taltif” alıyorlarmış.
Zaten Dardanos’a gitmez olmuştum. Orada… (söyletmeyin beni) görmek cinlerimi tepeme çıkarmaya yetiyordu.
Daha Dardanos’ta alkollü içki servisi var. Bir akşam yemekteyiz, Ali Akdemir çağırmış, sanırım Nevzat Yalçıntaş gelmişti. Servis sırasında şarap istedim, ama beyaz değil, kırmızı… Garson dedi ki, bu akşam alkol servisimiz yok! Zaten kırk yılda bir gidiyordum, son oldu, bir daha ayağımı basmadım Dardanos Kampusu’na.
Ramazan Hoca’da, Ali Hoca’da yoklar artık. Bir daha görmedim kendilerini. “Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…”
Onlarla birlikte bazı “sahipler” de ortadan yok oldu. Bazıları kendilerini sürdürmenin yollarını buldular; dillerinin anatomisi uygunmuş, Allah vergisi, ne diyelim. Geçtiğimiz dönem türeyen yenileri ile birlikte bunlar daha bir fütursuzlaştılar. Onur kelimesinin anlamı konusunda en küçük bir fikri olmayan zatlar onurlu insanları rahatsız etmek için ellerinden geleni yaptılar.
Neden yaptılar?
Yalnızca onurlu insanlara dayanamadıkları için… Onurlu insanlar bunlara onursuzluklarını hatırlattıkları için…
Kendisini bu kurumun sahibi zannedenler, ancak bu kurumun bekası için değil kendi kişisel menfaatleri için çalışanların zararı büyük oldu bu kuruma. Her dönemde bu böyle oldu, farklı değil.
Tamam, tamam, söyleyeceğim; geçtiğimiz dönem gibi bir dönem hiç yaşanmadı bu üniversitede…
Şimdi yine yeni sahipler türeyecektir. Eskilerin bir kısmı işbaşında… Henüz hiçbir şey net değil, flu…
Bu üniversitenin sahipleri bellidir. Bu üniversitenin sahipleri bileşenleridir; öğrencisi, akademisyeni, idari personeli… Bu üniversitenin sahibi Çanakkale’dir. Bu üniversitenin sahibi Türkiye halkıdır.
Eğer bu anlayışı başat hale getirmezseniz üniversiteyi uçuramazsınız. Biliyorsunuz “şeyh uçmaz, mürit uçurur”.
Şaka bir yana, akademisyenin saygınlığını dert ettiğini ifade etmiş bir rektörümüz var artık. Daha önce sürekli duyduğumuz, resmi ağızdan olmasa da bize özellikle duyurulan ve korku yaratmaya dönük girişimler de yok.
Evet, akademisyene saygınlığını geri vermek gerekiyor. Bunun için de öyle olağanüstü bir şeylere ihtiyaç yok, kolay…
… kurullar işleyecek, teamüller ve gelenekler gözetilecek…

995

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun