Üniversitenin ilacı düşünce özgürlüğü

25.05.2015         tsavas@comu.edu.tr



2010 yılı, yaz sonuydu sanırım. Farklı fakülte ve yüksekokullardan üç profesör ve bir yardımcı doçent İl Genel Meclisini ziyarete gittik. Amaç ulvi, Üniversitemizi tanıtmak; en azından ben öyle zannediyorum. Dönemin İl Genel Meclisi Başkanı Hasan Hüseyin AYTOP’un odasında tüm partilerin İl Genel Meclisi Başkan Vekilleri var. Ben anlatıyorum üniversite neler yapabilir. Ben anlatıyorum Çanakkale için AR-GE yapabiliriz, eğer İl Özel İdaresi bizi destekleyebilirse…
Birden MHP Grup Başkan Vekili dedi ki, ya hocalar siz bunu bırakın da bizden ne istiyorsunuz, onu söyleyin. Bir dakika, dedim, biz sizden bir şey istemeyiz, siz bizden bir şey istersiniz, Çanakkale’nin farklı alanlarındaki sorunlarına yönelik projeler üretmemizi…
Sonra döndü dolaştı konu 2011 Şubat’ında gerçekleştirilecek olan rektörlük seçimine geldi. Ha anladım ki zaten yanımdaki profesör arkadaşların derdi buymuş. Ama onlar henüz bir şey diyemeden, AKP Başkan Vekili’nin seçimle ilgili sorusu üzerine, bu konunun onları ilgilendirmediğini, üniversitenin işi olduğunu, söyledim. Bunun üzerine profesör arkadaşlardan birisi, yanlış hatırlamıyorsam ameliyatım mı var dedi, yoksa hastam mı bekliyor dedi, hemen oradan ayrıldı.
Bu arkadaşımız daha sonra rektör adayı oldu. Sonra, ilk zamanlar 2011’de işbaşına gelen yönetimden şikâyet ediyordu. Sonra bir gün baktık ki, Çanakkale dönemin rektörünü telin ederken bu koşa koşa “rektörümüzü seviyoruz” mitingine (!) katılmış. Sonra, sonra bu dönem geldi, başrollerde oynuyor bu günlerde...
Üniversitemiz çok yıprandı. Üniversite de bir organizma gibidir; bizler hücreleriyiz. Geçtiğimiz dönem Üniversitemiz hastalandı; çok ciddi bir travma geçirdi. Beyni hastalıklı olunca, hücrelerine kadar yayıldı hastalık. Ancak sağlıklı bir beyin, hata yapmayacak bir beyin Üniversitemizi rehabilite edebilir.
Üniversitemiz rehabilite edilebilir mi?
Nasıl?
Neler lazım?
Basit, senden benden ayrımı olmadan ADALET… En önemlisi adalet, adil olunmazsa Üniversitemin hastalığı sürer, kronikleşir alimallah… Geriye döndürülemez bir hal alabilir.
Bu üniversite geçtiğimiz dönem soruşturmalardan çok çekti. Haksız, hukuksuz soruşturmalar otoimmün hastalıklar gibidir. Zordur tedavisi, hatta yoktur. Ama bazı yöntemlerle organizmayı rahatlatabilirsiniz; hekimlerimiz daha iyi bilir.
Üniversite yaşama gücünü tartışmadan alır. Üniversitenin besini farklı düşüncelerdir; düşünce özgürlüğü olmayan bir üniversite ölmüştür, okul bile değildir. Düşünce özgürlüğü çok önemlidir. Ve herkes düşünce özgürlüğünün nerede başlayıp nerede bittiğini bilir.
Üniversitemizin alabildiğine düşünce özgürlüğüne ihtiyacı vardır. Düşünce özgürlüğü, otoimmün hastalıklarda bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar gibidir. Yan etkileri vardır ama onları göze almak durumundasınızdır. Aksi takdirde organizma dayanılmaz acılar içerisinde kıvranabilir.
Üniversite organizmasının yaşam kalitesinin iyileştirilmesine ihtiyaç vardır. Düşünce özgürlüğü önündeki tüm engeller, engellemeler kaldırılmalıdır. Hasta hücreler tedavi edilmeli, tedaviye yanıt vermiyorsa kesilip atılmalıdır.
Biliyoruz, hastayı iyi etmek kolay değildir. En basit hastalıklarda bile tedavi süreci 6 ay…
Organizmanın acıları tamamen dinmedi ama…
organizmanın tedaviye yanıt verip vermediğini hep birlikte göreceğiz…

778

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun