Us

10.09.2014         tsavas@comu.edu.tr



Gerçekten akıllı mıyız? Ne kadar akıllıyız? Akıllı insan dendiğinde ne anlıyoruz? İnsan aklının şeytanlığa çalışması ne demektir? İnsan aklı nereye kadardır? İnsan aklıyla gerçeğe ulaşabilir mi? Gerçek nedir?
Zor sorular...
Peki, insanın değer yargıları aklıyla mı oluşur? Her tür bilgi konusunda her tür soru sorulabilir mi? İnsan ulaştığı "tüm bilgileri" sentezleyebilir mi?
Beyin yıkama nedir? Nerelerde beyin yıkanır? Beyin yıkama olumlu bir şey midir yoksa olumsuz mu? Beyin yıkandığında pürü pak mı olur?
Anket soruları gibi oldu...
Biz pozitif bilimciler pek sevmeyiz anketleri; bazen zorunlu olarak başvurabiliriz. O takdirde dahi soru yanıttan ziyade mümkün olduğunca nesnel gözleme dayanmaya çalışırız. Anket dahi yapsak, anket yöntemlerinden olan sorulara dayalı sayısallaştırma dışında da "ölçmeye" çalışırız. Hele ki bazı anket yöntemleri var ki bana göre hiçbir şey söylemiyor. Bazı sorular var ki, bana göre elde edeceğiniz yanıtlar sizi bir yerlere ulaştırmıyor.
Örneğin:
"Pitbul köpekleri tehlikeli midir?" sorusuna insanların %80`inin "evet" demesi Pitbul köpeklerini tehlikeli yapmıyor. Yalnızca insanların algısının o yönde olduğunu gösteriyor. Ya da "ateistler daha mı akıllıdır?" sorusuna toplumun %80`inin "hayır" demesi ateistlerin aptal olduğunu göstermiyor.
Bu arada Amerika`da bilim insanlarının %97`si ateistmiş; bu durum da elbette geri kalan %3`ü bilim insanlığından etmiyor.
İmam hatip okullarıyla ilgili de böyle bir ankette, bu okullardan mezun olanların milli değerlere daha fazla önem verdiklerini söyleyenlerin oranı %60 dolayındaymış. Yani yine kesinlikle kimlere sorulduysa onların algılarıyla, hatta sempatileriyle ilgili öznel bir durum... Dahası var, kime göre milli değerlere daha fazla önem veriyorlar? Dahası da var, hangi milli değerler?
İnsanın aklıyla bir şeylere ulaşması mümkündür elbette. Ama öncelikle sorgulayıcı akla sahip olunmalıdır. Sorgulayıcı akıl ise ancak "her şey akılla sorgulanmalı" yaklaşımıyla hareket edebilende olur.
Bilgilenip, sorgulayıp, sentez sonucu ulaşmadığım hiçbir yargı benim gerçeğim değildir!
Bilgilenmeden, aklın ve mantığın süzgecinden geçirmeden kabullenilen her yargı beyin yıkamanın sonucudur. Beyin bir kez yıkanınca onun kimyasını değiştirmek neredeyse olanaksızdır. Artık mantık başka türlü çalışır. Çoğu kez düşünmeye dahi gereksinilmez; otomatiğe bağlanılmıştır. Otomatik davranışlarla beyin kendisini ödüllendirir. Bunlar otomatikman, sorgulamadan biat ve itaat ederler. Kişilik sorunu baş gösterir...
Aydınlanma tarihine şöyle bir bakın; aydınlanma sorgulayıcı aklın bir sonucudur. Ne zaman ki şarkta sorgulayıcı akıl bağlanmıştır, o zaman Doğu ile Batı yer değiştirmiştir. Yoksa neyle izah edersiniz Güneydoğu Komşularımızda, Ortadoğu`da, Kuzey Afrika`da kaynayan kazanı?
Akıllı ol!

1173

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun