Uzaklar II

29.12.2013         ercan@manyapi.com



 
Antarktika’ya ulaşmayı başaran ilk Türk kaptan olan Osman Atasoy mutluğun tarifini yapıyor adeta. Bazen Antartika’da hiç kimsenin olmadığı bir koyda bir elma yerken; bazen de insanlara çok yabancı coğrafyalardaki sakin tavırları ile.
Türkiye’de inşa edilip denize indirilen Uzaklar II, on dört metre boyunda bir yelkenli. Armasını, yelkenlerini, iç düzenini denizlerde geçen uzun yılların verdiği tecrübelere göre tasarlamış Osman Atasoy. Uzaklar bir apartman dairesinin oturma odasından biraz daha küçük kamarası olan iki kişilik (Osman Atasoy, Sibel Karasu) bir yelkenli. İşte bu yelkenli ile Türkiye’den yola çıkan Osman Atasoy’un bu seferki hedefi Antartika.
 
 
Uzaklar II’nin Antarktika’ya varması kolay olmuyor. Önce Akdeniz, arkasından Kuzey Atlantik Okyanusu geçiliyor. Ekvator hattı boyunca uzanan ve iki yarı küreyi birbirinden ayıran Doldrumlar”da kâh rüzgârsızlık kâh aniden bindiren boralarla mücadele ediyor. Derken Güney Atlantik Okyanusu’na giriyor. Günler haftalar birbirini kovalıyor. Kırk derece güney enleminden sonra yıllardır kötü şöhretini duyduğumuz o meşum denize, Güney Okyanusu’na ulaşıyor. Burası bilinen denizlere hiç benzemiyor.
Rüzgâr esmiyor, adeta çığlıklar atarak uluyor. Dalgalar sudan duvarlar gibi yükseliyor. Öyleki 17 metrelik dalgalarla boğuşuyorlar. Horn Burnu ve derken altmış derece güney enlemi de geride kalıyor. Şartlar gittikçe ağırlaşıyor. Her yer her geçen gün daha ıslak, daha nemli oluyor. Acımasız bir soğuk kat kat giysilerin üzerinden bir hissediliyor. Güneşin tekrar doğuşunu hasret karanlık geceler birbirini kovalıyor.
 
 
Nihayet Antarktika`nın beyaz silueti ufukta beliriyor. “Beyaz Kıta’ya ilk defa bir Türk teknesini getirmiş olmanın verdiği heyecan ve mutluluk ayların yorgunluğunu alıp götürüyor. İnanamıyorum, çocukluğumdan beri seyahatlerini okuduğum büyük kâşiflerin; Amundsen’in, Kaptan Cook’un, Scott’un, Shackleton’un yüz yıl önce geldiği sulara işte şimdi de bir Türk teknesi ulaşıyor.”
Uzaklar II şimdi pürüzsüz beyaz adaların arasından geçiyor, irili ufaklı buz parçalarının etrafından dolaşıyor, kırmızı bordasıyla Antarktika’ya pek yakışıyor. Tekne yanlarından geçerken kocaman aysberglerin üzerine tünemiş penguenler, denizaslanları, belki de hayatlarında ilk kez karşılaştıkları bu tuhaf ‘şeye’ merakla bakıyorlar.
 
 
Osman ve Zuhâl Atasoy, Uzaklar adını verdikleri 8.5 metrelik tekneleri ile 1992-1997 yılları arasında da 40 bin deniz miline yakın yolu aşarak, çıktıkları dünya turunu başarı ile tamamlamışlardı. Atasoylar bu seyahatte üç büyük okyanusu geçerek, otuzdan fazla ülkeye uğramışlardı. Yolculuk süresince iki tayfun atlatan Uzaklar korsanlık olaylarının yaşandığı tehlikeli sularda seyretmiş, uyuşturucu kaçakçılarının eline düşmekten son anda kurtulmuştu. Haftalar süren okyanus geçişleri sırasında tabiatın ne kadar büyük ve sessiz bir bilge olduğuna şahit olmuşlar; daha çok tüketmenin sonradan öğrenilen bir alışkanlık olduğunu, dünyayı hırs ve daha çok “şey”e sahip olma arzusu içindeki insanların kirlettiğini düşünmüşlerdi.  
Uzaklar’ın başlangıçta iki olan mürettebat sayısı, Atasoylar’ın Yeni Zelanda’da dünyaya gelen kızları ile üçe yükselmiş ve yolculuk Pasifik’teki Tonga Krallığı’ndan itibaren aralarına katılan bebek Deniz ile devam etmişlerdi.
 

2829

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

HAFTANIN EN ÇOK OKUNANLARI

Tarih yerine AVM
18.01.2017    2524
Çanakkale’de su kesintisi
19.01.2017    1252
Kaza mı, kasıt mı?
23.01.2017    904