Uzaya bir iki…

24.04.2016         gemici@yandex.com

Bilgisayarın başına geçtim, güya yazı yazacağım. Kapıdan biri girdi; “Bir dakka vaktinizi alabilir miyim?” “Alamazsın” desen ne olacak. Bir kere adam lafa girmiş, bırakmamaya da kararlı.

 Çantasından bir şey çıkardı. “Bu elimde görmüş olduğunuz cihaz karbon alaşımlı olup…” Başladı elindekini övmeye. Öyle bir anlatıyor ki, zannedersin bilimin geldiği en son nokta adamın elinde duruyor… “Bu ne?” sorusu bakışlarıma öyle bir oturmuş ki, adam nano teknolojiyi bitirmiş, fizik ve kimya alanına dalmak üzere… Sonunda anlıyoruz ki adamın bize pazarlamaya çalıştığı tuzluk.

Bilimde çığır açtığımızı zaten biliyorduk da sadece ayda bulunan su ile alınacak abdesttin geçerli olup olmadığına karar verememiştik. UZAY AJANSI’nın kuruluşunu müjdeleyen sayın başbakanımız kabinesindeki NASA’ya sallayan bakanının gazına fena gelmiş gibi dursa da mevzu gayet ciddiydi…

Önümüzdeki birkaç yıl içinde uzayda yerimizi –öyle ya da böyle- alacağız… İlk astronotlarımız yanlarında mutlaka Mekke’yi gösteren bir seccade almalılar. Roketin adı RTE-1 olmazsa zaten bu proje kendiliğinden son bulmuş olur. Roketin üstüne de kocaman bir “maşallah” yazısı mutlaka olmalıdır. Olmazsa roket işi yine yatar… Uçmaz zaten…

Namaz kılmayanlara “idam cezası verilsin” tezini ortaya atan ilim(!) adamı da uzay ajansının başına getirilmesi pek faydalı olacaktır. Arkadaşın yetenekleri, eğitimi, görgüsü ve bilgisi tam puan, on numara… Yakışır…

Çocuklara dört işlemi öğretmekten aciz ama vakıf evlerinde taciz edilirken görmedim duymadım bilmiyorum ayaklarına yatan milli eğitim bakanı (Bir de bakanlığın başında “milli” kelimesi var.) yetiştirilecek çocuk kalmayınca herhalde bakanlıktan istifa eder. Etmeli ki kendisine bir başka bakanlık verilebilsin… Umarım yeni verilecek bakanlığın başında yine “milli” kelimesi bulunur.

Cahilliğiyle övünen rektör yardımcısı yetiştiren bir ülke durumundayken uzaya ajansı fikri çok cesaretli bir adım olduğu kesin. Bu cesaretin kaynağını öğrenmek isterim. İlk fırsatta bir tane kendim için ısmarlamayı düşünüyorum.

Yarın 23 Nisan… Çocuklarımızın elinden tutup parklara meydanlara çıkacağız… Geleceğimizi tacizcilerin ellerine bırakmayacağız! Sokakları cahilliğin, gericiliğin karanlığına değil, gerçek bilimin aydınlığına bırakacağız.

İnançlarla yürüttükleri ve artık bugün sadece ismi kalan TÜBİTAK örneği dururken yeni bir UZAY ajansı felaketini sadece bunlar becerebilirdi. Yaparlar sonra da yaptık derler… Hesap sormaya kalkarsan da alacağın cevap hep aynı: “Yaptık ama sor bakalım niye yaptık?” olur.

Dolandırıcılın, hırsızlığın, ortaçağ karanlığının örneklerini gördükçe 23 Nisan aydınlığını insan daha iyi anlıyor.

Hep birlikte Çanakkale Belediyesinin düzenlediği “Tahta At Şenliğin”de buluşalım. Torunlarınızla, çocuklarınızla, kardeşlerinizle, yeğenlerinizle, kısaca hep birlikte…

Pazar günü saat 15.00’da da Özgürlük Parkında Berkin Elvan Uçurtma Şenliği var. Gelin hep birlikte karanlığa karşı çocuklarımızla maviliklerde uçurma uçuralım… Karanlıkları birlikte ezeceğiz…

-geMici-

gemici@yandex.com

BATI-feneri ÇAKMAYA DEVAM EDİYOR…   

 

 


618

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun