Vaziyet-i Umumi

22.12.2013         ercan@manyapi.com



 
 
Bu günlerde kiminle konuşsam pek bir dertli; anlaşılan gündemin böylesine yoğun, boğucu olduğu zamanlarda dert sahibi insan sayısı giderek artıyor. Ne olacak bu memleketin hali böyle diye başlayıp; taraftar olduğu siyasal yapının her şeyi düzelteceğine inanan insanları gördükçe içten içe gülmüyor değilim. Yaşadığımız bunca anlamsızlığın oyuncuların değişmesi ile düzeleceğini düşünmek biraz safça geliyor bana. Bir yandan da dert saydığım birçok şeyin toplum tarafından yok sayılmasına bozulmuyor da değilim hani. Bırakın ülkemizi insanlığın önünde ki tehlikelerin hiçbirini konuşmuyoruz. İnsanoğlunun önlenemez enerji ihtiyacı nasıl karşılanacak? Tatlı su havzaları giderek azalıyor, temiz su olmadan nasıl yaşayacağız? Dünyadaki hava giderek kirleniyor, hava değişimine hazır mıyız?   Modern tıbbın sonu gelmek üzere, dünyamız onlarca salgın hastalık riski ile karşı karşıya toplum olarak ne kadar hazırız? Yaklaşan Marmara depremine ne kadar hazırlıklıyız? Size buna benzer onlarca soru da sorabilirim.
 
 
 
İnsanoğlu son elli yılda yeryüzündeki madenlerin yarıdan fazlasını yok etmiş durumda. Bu yüz yılın sonunda dünyada madenlerin tamamen tükeneceği düşünülüyor. Geçtiğimiz hafta Çin Ay’a maden arama aracı gönderdi.
Milyonlarca farklı türle dolu ve dünya tatlı su kaynaklarının beşte birini içeren Amazonu, yeryüzünün en büyük tropikal yağmur ormanını küresel ısınma ve ormansızlaşma ile 2050 yılına kadar yok edeceğiz. Küresel ısınmanın sebep olduğu kasırgaların önümüzdeki yıllarda olmadık felaketlere sebep olacağı kaçınılmaz.  Kasırgalar güçlerinin bir kısmını ılık sudan aldıklarından tahminler, sular daha da ısınacağı için gelecekteki kasırgaların daha da yıkıcı olabileceğini gösteriyor.  
 
 
Dünyadaki birçok metropol,  büyük kentsel alanların pek çoğu sular altında kalma riskiyle karşı karşıya. Londra ve New York da dâhil olmak üzere dünyadaki pek çok merkez, bu yüzyılın sonunda sular altında kalma riski ile karşı karşıya.
Küresel ısınma, fakir ülkelerin dengesini daha da bozabilir, bu büyük göçlere sebep olacağından terörizmde artışa yol açabilir. Ekonomik ya da siyasal göçlerin yanında iklim değişikliğinin yol açtığı göçlerin boyutlarının sanılandan çok daha derin olması kaçınılmaz görünüyor. 
 
 
Küresel ısınmaya bağlı olarak buzullar yavaş yavaş yok oluyor.  Sanıldığının aksine sadece kutuplardaki buzullar yok olmuyor örneğin Alpler`deki buzların 2030 ve 2050 seneleri arasında tamamen yok olacağına inanılıyor. Bu durumun ekosistemin yanında kış turizmini de etkilemesi ve de milyonlarca insanın işsiz kalmasına sebep olacağı düşünülüyor.
Dünyadaki bu ve buna benzer sorunların yol açtığı açacağı felaketlerin bizleri etkilememesi mümkün mü? İnsanoğlunun kurmuş olduğu bu vahşi sistemin toplumları yavaş yavaş uçuruma sürüklediğinin farkında mısınız? Tüm bu yakıcı sorunların yanında ülkemizde şu sıralar saray kavgalarını aratmayan kısır kavgaların ne kadar anlamsız olduğunun farkında mısınız?
Neredeyse tüm dünya halklarının kurmuş olduğu bu adaletsiz, insan doğasına uzak kapitalist sisteme dur demeden huzura kavuşamayacağımız neden anlamıyoruz.  Doğaya, insanlara kısaca hiçbir şeye karşı saygısı olmayan bu gidişin içinde saray kavgalarının tarafı olup çanınızı sıkmayın.  Nasıl olsa son sözü hep doğa söyler. Büyük usta Can Yücel ile bitireyim yazıyı.

Vaziyet-i Umumi

benim halim memleketin hali
üç gündür kabızım; dışarı çıkamıyorum
ne geğiriyor, ne osurabiliyorum
içim gırtlağıma kadar bok!
her zamanki gündelikçi kadın iki kız yollamış yerine,
acemi şeyler
etrafımda dolanıp duruyorlar
zaten başım dönüyor,
yemekten içmekten kesildim
boyuna lağman yaptırıyorum, götüme fitil sokuyorum
bunlar yetmezmiş gibi dışarıda
sokak inşaatı yeniden başladı,
matkaplar gırla…
kendimi intihar edeceğim bir gün!
 
Ercan Karaman

1513

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun