Yaşar Kemal

04.03.2015         tsavas@comu.edu.tr



Şu sıralar işlerimin yoğunluğu nedeniyle ne okuyabiliyor ne de yazabiliyorum. Dersler, projeler, öğrenci danışmanlıkları, bakanlık toplantıları, STK’lardaki çalışmalar vaktimin büyük çoğunluğunu alıyor. Zaman zaman okuma fırsatı bulsam da inanın kitap okumayı özlüyorum. Yaşar Kemal’in aramızdan ayrılışı bu özlemimi daha da depreştirdi. Koca Çınar artık yok. Yaşar Kemal’in yeni romanları olamayacak; çok üzgünüm… Bıraktıklarıyla teselli buluyorum, zira romanlarına doyum olmaz; ömür boyu tekrar ve tekrar sıkılmadan okuyabilirim.
Yaşar Kemal’in hayran olduğum yönü romanlarındaki tasvirleridir. Her bölüm uzunca bir “çevre” tasviri ile başlar. Öyle ki kuşları işitir, çiçeklerin kokularını alırsınız; atların ön toynakları ile toprağı eşelemelerini görür, kişnediklerini duyarsınız.
Yaşar Kemal ve Fakir Baykurt, gençliğimin en sevdiğim ve saydığım iki romancısıdır. İkisi de Anadolu’yu yazarlar. Birisi alaylı, diğeri köy enstitülü… Ancak ortaklıkları her ikisinin de Anadolu insanı sevdaları… Anadolu’nun mazlum insanlarına olan aşkları…
Fakir Baykurt ile şahsen tanışma şerefine nail oldum. Almanya’da bir söyleşisine katılmıştım. Her ne kadar Yaşar Kemal ile şahsen tanışmasam da sanki ailemizden biri gibiydi. Romanları annemlerin kitaplıklarının baş tacıydı.
Ne mutlu ki onlara eserleri ile ölümsüzlüğü yakaladılar…
“Silahlara veda”
HDP ile Hükümet ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada Öçalan’ın PKK’nın silah bırakması için kongresini toplamaya yönelik çağrısı okundu. Öncelikle konuya ilişkin temel düşüncemizi söyleyelim. Daha fazla insanın ölmemesi için yapılan her faaliyet “mubahtır”, “meşrudur”. Yaşam hakkından daha kutsal hiçbir şey yoktur!
Elbette ki bu durum bu görüşmelerin ve açıklamaların samimiyetini sorgulamayacağız anlamına gelmemeli. Nitekim Dolmabahçe’de Başbakanlık Ofisinden yapılan açıklama sonrası her iki taraftan da samimiyetin sorgulanmasına yönelik açıklamalar oldu. Ortada bir güvensizlik söz konusu, doğaldır; her seçim öncesinde bu tip “yakınlaşmalar”, “açılımlar” gerçekleşti. Ancak bunların çoğu bir sonuca varmadı veya varamadı.
Konunun hassasiyeti herkesçe malum; bu hassasiyet dolayısıyla her iki taraf da alabildiğine temkinli davranıyor. Halkımızın sessizliğinden herkesin bir an önce silahlara veda edilmesini istediğini anlıyoruz. Ancak diğer yandan sürece ilişkin her şeyin şeffaf olması gerektiği de seslendiriliyor. Kimse halkı kandırmasın!
Örneğin HDP’nin seçime parti olarak girme kararını “kırk katır mı kırk satır mı” diye sorgulayanlar var. HDP açısından durum “win win”; sanki HDP meclise girse de girmese de kazançlı, anlaşmayı yaptı. Giremezse bu durum Türkiye’nin sonu olur diyenler var. Yalnızca bu nedenle HDP’ye oy verecekler. Ama buna rağmen HDP’nin barajı aşması çok zor görünüyor.
Öte yandan bu duruma düşürüldükleri için insanlar kızgın, kızgın olmalarına rağmen sırf daha kötüsü olabilir düşüncesiyle HDP’ye oy verecekler.
Gerçek demokrasilerde insanlar zorunlu bırakılmazlar…

831

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun