ZORUNLULUKLAR

01.03.2018         

Doğumdan ölüme kadar yaşamın her aşamasında zorunlulukların bağlayıcı kurallarına uymak zorunda bırakıldığımız gerçeği ile hangimiz yüzleşebiliyoruz?

 Çocukluktan itibaren giyeceğimiz kıyafetin rengini bile seçmemize izin verilmeyişi özgürlüğümüzün kısıtlanmasına daha ailede alışmamıza neden olmaz mı?

Özgürlük ve zorunluluk ilişkisini doğru olarak ilk düşünen Hegel olmuştur. Ona göre, özgürlük, zorunluluğun kavranmasıdır. ‘Zorunluluk ancak kavranılmadığı ölçüde kördür.’ Özgürlük, genellikle sınırların/engellerin aşılmasıyla ilişkilendirildiği için, uçabilmek bağlamında kuşla-kelebekle özdeşleştirilir. Gerçekte ise, insanla kuş arasındaki fark, dolayısıyla özgürleşebilme imkan ve kabiliyeti, “uçarak yol alabilme” özelliğinden çok daha ötedir.
Hatta, tüm olumlu yakıştırmalara, özenmelere ve özgürlükle denklik kurma çabalarına rağmen diyebiliriz ki, hemen hiçbir şeyi iradesiyle yapamayan, sınırlı ve zorunlu koşullarda yaşayan, bunu değiştiremeyen kuşların özgürlüğünden bahsetmek olası değildir. Sanıldığının aksine onlar (genelde hayvanlar), doğadaki zorunluluklar zincirine kaçınılmaz biçimde bağlıdır; insanlar gibi zorunluluğun bilincine vararak özgürleşebilme şansları yoktur.
“Herkes özgür olmadan kimse özgür olamaz .”
Özgürlük, kuralsızlık ve keyfiyetle özdeş bir serbestlik değildir; ölçüleri, davranış normları vardır. Ancak bunlar, sanıldığının aksine bir disiplin paketi veya bir eğitim aracı değil, bir sonuçtur.
Toplumun bireylere biçtiği roller, cinsiyetçi ayrıştırmalarla da biçimlenmiştir yıllarca. Kızlar susarsa terbiyelidir, erkekler şiddeti seviyorsa delikanlıdır. Evlenmek çocuk sahibi olmak önemli bir toplumsal roldür. Anne baba olmaya psikolojik hazırbulunuşluk çok da önemli değildir. 
Kendini gerçekleştirme ihtiyacı, birey olabilme, sağlıklı ilişki yürütebilme, toplumun geneline yapılan dayatmalarla engellenebilmekte ya da geciktirilebilmektedir. Ailede başlayan baskıcı tutumlar özgürlük elmasını kemiren kurt gibi olgunlaşma döneminde yiyecek elma bırakmaz. Kardaki ayak izlerini takip zorunluluğu gibi tekdüze bir hayatın içine atılan gençler ve çocuklar tek başına kararlar alabilmenin ve özgürlüğün keyfini yaşamamaktadırlar.
Özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlarda gelişimsel toplumsal saatin baskılar nedeniyle gecikmeye tahammülü yoktur. Örneğin askerden sonra  evlenilmesi, evlendikten sonra hemen çocuk sahibi olunması gibi toplumsal saatin alarmı çalmaya hep hazırdır.
Çaya atacağımız şekerin sayısını, saçımızın rengini,şeklini,yaşama hızımızı, çalışkan ya da tembel oluşumuzu kısacası bize ait olan her şeyin kararını kendimizin vereceği özgür günlere….

593
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER