Zirve Hırsı

12.01.2014         ercan@manyapi.com



 
Aylarca yapılan ön hazırlığın, onca emeğin, ödenen binlerce doların ardından ulaşılan sekiz binlik dağlarda; zirve hedefinden bir insan canı uğuruna vazgeçilebilir mi?  Bu soruya hemen hepimiz tabi de evet dese de aslında yaşananların hiçte öyle olmadığı görülüyor.
 
 
Yüksek irtifalarda atmosfer basıncı ve hava yoğunluğu azalır. Bu koşullar vücudun özellikle oksijene duyarlılığı yüksek olan dokularında (beyinakciğergöz vs.) kısmî oksijen yetersizliği ya da tamamen oksijensizlik oluşmasına neden olur. Bu durum nefes alıp vermeyi çok güçleştirir. Kişi kendini ilk başta zinde hissetse de baş ağrısı, mide bulantısı, baş dönmesi, bitkinlik ve sinirlilik hali belirmeye başlar.
Peki kendimizi bile taşımakta zorluk çektiğimiz bu koşullarda başı derde giren bir dağcıya yardıma koşmakla kendi hayatımızı da riske atmakta mıyız? İşte bu sorular dünya dağcıları tarafından David Sharp’ın ölümünün ardından çok tartışıldı. (O sırada bir belgesel ekibide dağdaydı. Discovery Everest-Zirvenin Ötesinde) Mayıs 2006 yılında David Sharp’ın şerpasız, rehbersiz, tek başına Everest’e (mayısın on dördünde zirveye ulaştığına inanılıyor) tırmanmayı deneyen David bunu başaramasa da çok daha önemli bir tartışmanın fitilini ateşledi. Dağcılık her ne olursa olsun zirveden mi ibarettir?
 
 
 
O tarihlerde Everest’te olan Türk ekibi bakın olayı nasıl anlatıyor. “Tırmanış rotasında bir trajedi yaşanıyordu. Bizim ekip üyelerimiz de David Sharp isimli bir dağcının bulunduğu mekanın yanından geçtiler. Ekip üyelerinin ikisi gece tırmanırlarken dağcıyı mola vermiş bir tırmanıcı sandı. David oturuyordu ve arkadaşlarımızın ‘devam etmesi gerektiği’ uyarısını kendine hakim bir şekilde karşıladı. David bundan kısa süre sonra büyük olasılıkla kovukta hareketsiz uykuya dalmıştı bu nedenle olay yerine yaklaşık 15 dakika sonra ulaşan ekibin geri kalanı ise David’i içinde bulunduğu mağarada yanında yattığı dağcı gibi daha önceki yıllarda hayatını kaybetmiş biri olarak düşündü. 15 Mayıs günü dönüş sırasında ise, ekip üyelerimiz David Sharp’ın halen yaşam belirtisi gösteriyor olduğunu anladıklarında, kendi kurtarma operasyonlarının ortasında olmalarına rağmen, ellerindeki tüm olanakları olabildiğince onun yaşama döndürülmesi için kullandılar. Ancak rota üzerindeki diğer birçok dağcı gibi, David Sharp da oldukça uzun süre tek başına sorun yaşadığı ve birlikte tırmandığı, durumunu, ne zaman tırmanışa başladığını, planını, daha önemlisi kim olduğunu bilen bir ekibi olmadığından saatler geçirdiği o yükseklikte artık geri dönüşü olmayan bir aşamada yatmaktaydı. Dolayısıyla ne ekibimiz üyelerinin ne diğer Şerpa ve tırmanıcıların müdahaleleri David Sharp’ı yüksek irtifada geçirdiği saatlerden sonra döndürmeye yetmedi.” 
 
 
 
İngiliz dağcı on beşMayıs günü ölür. Ancak bazı gerçekler ölümünden sonra orta çıkmaya devam eder. Yeni Zelandalı Mark İnglis  “Çok kötü durumdaydı. Onun için neler yapabileceğimiz üzerine aramızda konuştuk ve zor bir karar almak durumundaydık. Aynı gün yanından yaklaşık kırk kişi geçti ve bizim ekspedisyonumuz dışında hiçbir dağcı yardımına koşmadı. Onunla ilk karşılaşan bizler olduk. Oksijeni tükenmişti, eldivenleri yoktu. Şerpalarımız ona oksijen verdiler. Bizim ekspedisyonumuzun bir üyesi değildi. Ana kampta, ekspedisyon sorumlumuz Russel Brice (Dünyanın en bilinen ekspedisyon şirketi-Himalayan Experience) ile temas kurdum, o da bize artık onun için bir şey yapamayacağımızı ve onu şimdiden ölü saymamız gerektiğini söyledi.”
 
Aslında yaşananlardan anladığımız bir dağcının göz göre göre ölüme terk edildiğidir. Dağlar her ne kadar gizemli ve büyüleyici olsalar da tüketim toplumunun bencil bireyleri ‘zirve hırsı’ uğruna ‘dağcılık etiği’ni kolayca ayaklar altına almaktalar.
 
 

1806

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun