Turgut Çamer

MEVSİM TEHLİKESİ : MANTAR’A DAİR!



TÜRKİYE’de özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında, yağmurların bol olduğu mevsimlerde “kır mantarı” yeme öyküsü ile hastanelere yatmak zorunda kalan ve ölen yüzlerce yurttaşımız vardır.
Mantar zehirlenmeleri en çok; Karadeniz–Marmara ve İç Anadolu bölgelerinde görülmektedir. Vakalar; Mayıs–Haziran ve Ekim–Kasım aylarında büyük artış göstermektedir.
Dünyada ölümle sonuçlanan “bitkisel kaynaklı” zehirlenmelerin %50’sini yabani mantarlar oluşturmaktadır. Ülkemizde de durum farklı değildir.
Mantarların zehirli veya zehirsiz oluşunda ekolojik faktörlerin rolü büyüktür. Kuzey iklim kuşağında zehirsiz bir mantar türü daha sıcak iklimde yetiştiğinde, toksik maddeler içerebilir.
Örneğin; Ege - Marmara - Akdeniz bölgesinde yetişen ve ilkbahar aylarında toplanıp yenen “Kuzu göbeği”nin Güney Afrika’da ölümlere yol açtığı rapor edilmiştir. Biz ise bunu ihraç edebilen bir ülkeyiz.
Türkiye’de 115 civarında mantar cinsi ve bu cinslere ait 280 civarında mantar türü bulunmaktadır. Yenebilen mantarlar ile zehirli (toksik) mantarları birbirinden ayırmak çok güçtür. Uzmanların bile ancak mikroskobik incelemeler sonucu kesin ayırıma vardıkları düşünülürse, bilinçsizce mantarların toplanıp yenmesinin ne kadar büyük bir sorun olduğu ortadadır. Halkımızın bu konuda bilinçlendirilmesi yaşamsal önemdedir.
***
Değerli okurlar bendeniz; Sağlık Bakanlığı, Dr.Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığına bağlı “Zehir Araştırmaları Müdürlüğü”nde 20 yıl çalıştım. Analitik Toksikoloji Laboratuarları Sorumluluğu ve daha sonra da Hıfzısıhha Merkezi Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundum. Toksikoloji laboratuarımızda; insan, veteriner ve tarım ilaçlarının da toksikolojik analizleri yapılıyordu.
Laboratuarın sorumluluğunu üstlendiğim yıllarda; bir mantar zehirlenmesi öyküsünü ve zehirlenmeye maruz kalanların hasta yakını ile diyalogumu hiç unutamam.
· Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde, bir çiftçi ailesi ormanda topladıkları mantarı pişirerek yiyorlar. Hastaneye kaldırılanların kan örnekleri bizim laboratuarımıza analiz için gönderilmişti.
· Oğlu, gelini ve eşini yitiren Kızılcahamamlı çiftçiye şu soruyu yöneltmiştim:
“ – Başınız sağolsun, size sabırlar diliyorum.” dedikten sonra,
“ – Mantar yemezseniz ölür müsünüz(!)?..”
Adam perişan haldeydi, doğal olarak sorumu anlamadı.
Yineledim:
“ – Mantar yemezseniz ölür müsünüz(!)?..” Ama yerseniz ölebilirsiniz!
Adam:
“ – Bey; ben Kızılcahamam dışındaydım, yemedim. Orada olsaydım ben de yerdim. Çünkü, ayni mantardan geçen yıl da yemiştik bir şey olmamıştı.”
Kızılcahamamlı çiftçi bu kez yanılmıştı! Mantarın dış görünüşünde herhangi bir farklılık olmayabilir. Ancak, mantarın yetiştiği ortam itibariyle, yağışlar, atmosferik ve meteorolojik değişkenler vb. etkenlerle mantarın iç bünyesinde bazı mikroorganizmalar toksik etki yaparak ölümlere neden olmuştu.
***
Mantar zehirlenmelerinden korunmanın tek yolu; doğal alanlarda (çayır, orman, ağaç vb.) yetişen mantarların kesinlikle yenmemesi, bunun yerine “kültür mantarları”nın tercih edilmesidir. Mantar alırken ambalajlı olanlar ve tüketiciyi bilgilendiren etiketlerin olup olmadığına kesinlikle dikkat edilmelidir.
MANTARLA İLGİLİ DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR:
* - Yoğurtla yenen mantar zehirlemez.
* - Pişirilen mantarda zehir yok olur.
* - Sirkeli ve tuzlu suda kaynatılınca mantarın zehri alınır.
* - Kurutulmuş mantar zehirlemez.
* - Mantar koparıldığında rengi değişmezse zehirsizdir.
* - Çayırlarda, ormanda yetişen mantar zehirli değildir.
* - Ağaçlardaki mantar zehirsizdir.
* - Salyangozlar zehirli mantarları yemezler.
* - Zehirli mantar gümüş kaşıkla pişirilirse kaşık kararır.
Halk arasında yukarıdaki yaygın inanışların, hiçbir bilimsel temeli ve değeri yoktur.
***
Mantarda bulunan zehirli maddenin özelliğine göre, yendikten 6–24 saat sonra gelişebilen zehirlenme belirtileri ise; “bulantı, kusma, ishal, ateş, karın ağrısı, nabız artışı, ağrılı karaciğer büyümesi, böbrek, beyin, kalp yetmezliğine bağlı istemsiz kasılmalar ve koma” şeklindedir. Sonuç olarak, koma hali ve ölüm söz konusu olabilmektedir. Gecikme halinde antidot (panzehir) da etkili olamamaktadır. Bu durumda hasta kesin kaybedilir.
***
Değerli hemşerilerim, Türkiye de ilk olarak “Zehir Danışma Merkezi” 23 Haziran 1986 yılında Dr.Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı Zehir Araştırmaları Müdürlüğünde kurulmuştur. Merkez, halen 7 gün 24 saat hizmet vermektedir.
“Zehir Danışma Merkezi”ne il kodu çevirmeden ve ücret ödemeden 08003147900 (5hat) numaralı telefonu arayarak ulaşabilirsiniz. Ayrıca, tüm zehirlenmeler konusunda “114”numaralı “Zehir Danışma Merkezi”nden bilgi alabilirsiniz.  
SAĞLIKLI GÜNLER DİLEĞİYLE DOSTÇA SELAMLAR…