Turgut Çamer

MUHALEFET nasıl YAPILMAZ ? (1)



Kasım 2002 Genel seçimleri sonucu, bilindiği gibi TBMM’ne 2 Parti girmişti. AKP ve CHP…CHP Ana Muhalefet görevini üstlenmişti. Bir ana muhalefet partisinin gelecek seçimlerde (Temmuz 2007) iktidar adayı olması ve de iktidara gelmesi gerekmez miydi? Gerekirdi, ama iktidara gelemezdi. Nedenlerini, 10 madde başlığı altında sıralamak istiyorum:
1 – CHP, 22. Dönem parlamentosunda etkin bir muhalefet yapmadı. AKP’lilerin hazırladıkları yasa tekliflerini, partinin Grup başkan vekilleri gözü kapalı! imzalıyorlardı. Gazetecilerin; CHP’nin ilkelerine, programına uymayan bu teklifleri okumadan mı imzaladınız? Sorularına:
* “ – Evet okumadan imzaladık. Çünkü, AKP’lilere güvenmiştik(!)” yanıtını veriyordu CHP’nin Grup başkan vekilleri.
*    Yine AKP’nin hazırladığı bazı yasa tekliflerini CHP liderliği kendi milletvekillerinin görüşünü almadan meclisten geçirtiyordu.
*    Faili meçhul cinayetlerin mecliste gündeme taşınmasını bile CHP lideri engelliyordu.
*    Seçim barajının düşürülmesi istenmiyordu. Çünkü; (CHP 2002 seçimlerinde hak etmediği 61 Milletvekilini havadan kazandı. 178 değil, 117 Milletvekili çıkaracaktı.)
*    Yabancı ülkelerin siyasi partileri Ankara’da ve İstanbul’da “Büro” açtılar. Bu bürolar, dernek ve vakıf adı altında faaliyet gösteren bazı çevrelerle birlikte çalışıyorlar. Hatta bunlar TBMM’de bile “DEMOKRASİ KOMİTESİ(!)”kurmuşlardır. Ne acıdır ki, meclisteki komitelerin içinde CHP Milletvekilleri de yer almışlardır. Bu dernek ve vakıflar yurt dışından büyük parasal destek alarak siyasetin içinde cirit atmaktadırlar. (Bu konuda, Siyasi Partiler Kanunu’nun 79.maddesini bir kez daha okumanızı öneririm.)
- İşte, CHP’nin meclisteki muhalefet anlayışı buydu…
Bu tutum yetmezmiş gibi partinin başkanı Baykal: “ – Biz, Meclis dışındaki partilerinde sözcülüğünü yapacağız.” Diyebiliyordu.
2 – CHP, Elektrikten, Telekom’a, yap-işlet-devret’e ve KİT’lere tüm özelleştirmeleri savunmuştur, yapmıştır. Sn. Baykal : “ – 54 günlük sorumluluğumuz vardı.”dediği Çiller’li hükümette hem de istifa etmişken birçok özelleştirme kararına imza atmış, ÇEAŞ’ı o dönemde UZAN’lara teslim etmiştir.
*   Böyle kararlara imza atanların “SOLCUYUM, SOSYAL DEMOKRATIM” demeye hakları var mıdır? Karma ekonomi yerine Serbest Piyasayı (Serbest Soygun Ekonomisi!) savunanlar, “ Sosyal Demokrasi” ile “Serbest Piyasa”yı bağdaştıran tezler - Liberal Sosyal(!) - geliştirmeye kalkışmışlardır. Oysa, “Serbest Piyasacı” sol olmaz. Çünkü, Sol’un varoluş nedeni sermayeden değil “EMEK”ten yana olmaktır.
*   Özelleştirme Talanına – İhanetine, Küresel Sömürüye, Uluslar arası Tahkime, AB-ABD-İMF, Dünya Bankası politikalarına karşı ulusal değerlerimize sahip çıkmayarak istikrarlı bir şekilde “sağ çizgide” yer alıp, solculuk taslayarak muhalefet yapılamazdı.
VATANSEVERLİK UNUTULMUŞ adeta VATANSATARLIĞA(!) soyunulmuştu. Küreselleşmeyi özümseyip, “Yeni Dünya Düzenine” ayak uydurma telaşına kapılarak muhalefet görevi yapılabilir miydi?.. Hele sağcılaşarak, özelleştirmelere karşı çıkmayarak nasıl “Sosyal Demokrat” olunabilir ki?..
3 -  CHP gibi Devleti kuran bir partide “ – Atatürk’ün partisiyiz biz” diyerek böbürlenen Sn. Baykal : 6 Ok’un  3’ünün atılmasını isteyerek; “ – TAM BAĞIMSIZLIK DEMODE OLMUŞTUR, ARTIK KARŞILIKLI BAĞIMLILIK ESASTIR, TAM BAĞIMSIZLIĞI SAVUNMAK ÜÇÜNCÜ DÜNYA SOLCULUĞUDUR.” Diyebilmiştir.
4 – Körfez savaşı sırasında o zamanki SHP yönetiminin; “barıştan yana” tavrına karşın sırf parti yönetimine muhalefet etmek için, “ÖZAL’ın ABD yanlısı” politikalarını desteklemiştir Sn. Baykal.
5 -  Genel Sekreterliği zamanında Sn. Baykal; birçok il ve ilçe başkanını görevden almıştır, salt “BAYKALCI(!)”olmadıkları için. Hizipçiliği, sağcılığı, sorumluluktan kaçışı...
6 -  CHP, Temmuz 2007 seçimleri için yalnızca 6 ilde ( Aydın - G.Antep – Mersin - K.Maraş – Muğla - Sivas) önseçim yaptı. Ancak yasanın öngördüğü biçimde değil, “Eğilim Yoklaması” şeklinde. Neden tüm illerde yapılmadı? 75 İldeki Milletvekili adaylarını Sn. Baykal ve en sadık çevresi belirledi.
*   Parti içi demokrasi işlese; adaylar yargı denetiminde yapılan (önseçim) yöntemiyle belirlenirdi. Bu yöntem demokrasimiz açısından “olmazsa olmaz” koşuldur. Ancak, diğer partilerde olduğu gibi, CHP de de “LİDER SULTASI”nın sürdürülmesi, maalesef çok daha yaşamsal olmuştur.
*  Bunları söylemek, yazmak bence “kişilerle uğraşmak” değildir. Söz konusu kimse eğer; Mustafa KEMAL’in kurduğu partinin genel başkanı ise tartışılmalıydı. Tüm CHP’liler, 18 yıl boyunca görünen köyü! Görmezden gelmemeliydi.
NOT : Devamı haftaya, Esen kalınız...