Turgut Çamer

Kepez “Kayısı Festivali” ve anılar…



ÇANAKKALE yerel medyasında, Kepez Belediyesi’nin düzenlediği 16. Kayısı Şenlikleri haberlerini okuyunca, Kepez’le ilgili yıllar öncesi anılarıma gittim.
Kayısı üreticileri arasındaki yarışmada; üreticilerden, Necdet ÖZEL(34 Necdet)1. lik, Kepez de ki komşumuz Cemal ACAR 3.lük almıştı. Meydandaki, Eczane ve Berber dükkanı nın olduğu yerler, yıllar önce babamın mobilya atölyesi idi. Yanılmıyorsam şimdi o dükkanlar, komşumuz Cemal Abinin mülkiyetinde. Sevgili babacığımı yitireli 19 yıl oldu. Babam Sait ÇAMER, İstanbul’dan 1947 yılında Kepez’e gelmiş. 2 yıl sonra ben doğmuşum.3.5 yıl sonrada kız kardeşim Müjgan dünyaya geldi. Babam sipariş üzerine mobilya yapan Çanakkale’nin ilk ustasıdır. Çanakkale Marangozlar ve Mobilyacılar Derneği Başkanlığı da yapmıştır. İlk çırağı, kalfası da Ay Petrol’ün kurucusu ve sahibi olan Sebahattin AY’dır.  Pekiyi “ Kayısı Festivali” haberini okuyunca ben neden heyecanlandım! Beni niye ilgilendirdi, anlatayım:
 Ankara’da, Sağlık Bakanlığına bağlı Dr. Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi’nde Toksikoloji Laboratuarında çalışıyordum. Yaz tatillerimi, genellikle Kepez’de Liman Yolu, Elmalı Bahçenin arkasındaki yazlığımızda geçiriyordum. Sevgili babacığım o yazlığı 1964 yılında yapmıştı. Sevgili annemi de yitireli 16 yıl oldu. Annemden sonra o yazlığın bu günlere kadar ayakta kalmasında, bakım ve onarımlarında bana yardımcı olan kız kardeşim Müjgan KIZOĞLU’NA izninizle bu mektup aracılığı ile de teşekkür etmek istiyorum.
***
Bir yaz:  
Rahmetli Hacı dedem, Hakkı ERDEM bana yazlıkta: “ – Turgut kayısıları artık kesip, odun yapıyoruz! Çünkü bir yıl meyve veriyor, iki, hatta üç yıl meyve vermediği oluyor. Sen Ankara’dasın bir araştırıversen. Burada Ziraat yetkilileri yeterince köylüyü bilgilendirmiyor.”
Dedemin sözlerinin ardından, akşam üstü Kepez Gazinosuna giderek çocukluk arkadaşlarımla çay içip sohbet ettim. (Kepez’in simgesi gazinoyu önceki Kepez Belediye Başkanı İsmail Yaşar OĞUZ neden yıktı acaba? Orada; Kepezliler günün yorgunluğunu atarken; ülke ve kendi sorunlarını tartışıp çayın yanında, bira’da içtiği için mi!)
İlginçtir, arkadaşlarım: “ – Ooo…Turgut  hoş geldin…Nasılsın?.. İyi misin?..” faslından sonra tıpkı Hacı dedem gibi, kayısılarla ilgili şikayetlerini dile getirdiler. Anımsadığım kadarıyla söyleşimizde kimler vardı, sizlere tanıtayım. Tarih Ağustos 1982. Cemal Abi’nin oğulları Salim ve Mehmet ACAR, Necdet ÖZEL(34 Necdet), Ştayer Cavit’in oğlu Nedim ÖZEL, Rahmetli Metin TOPSOY, Vahit, Hüsamettin, Ercan AY, Nuri Abi’nin oğlu Rahmetli Mustafa ÖZEL, Nail AYAR, Con Memet’in oğlu İsmail ÖNAL, Vehbi AYTAP, Engin KAPUCU, Alaaddin KURŞUN, Rahmetli Muhtar Recep, Sazlı Ahmet’in oğlu Cahit, Sütçü İbrahim’in oğlu İsmail ÖZDEMİR, Best Halil, Behçet KURŞUN.
Arkadaşlar serzenişi şuydu: “-Kayısıların yaprakları deliniyor, çağla iken de deliniyor, yeni sürgün tomurcuklardan “zamk” gibi bir akıntı oluyor. Çiçekler meyva (çağla) bağlamadan mumyalaşmış gibi oluyor ve sonra kararıyor, kuruyor ağaçta asılı kalıyor,bizde onları kesmek zorunda kalıyoruz!..”
***
Durumlarına gerçekten üzülmüştüm, bir şeyler yapmalıydım: - Hemen paniğe kapılmayın, kayısıları kesmeyi durdurun, üç gün sonra iznim bitiyor, Ankara’ya dönünce araştırıp sizlere bir teknik talimat göndereceğim.”dedim. Onların çoğu benim çobanlık arkadaşlarımdı, birlikte Kepez’in tozunu! toprağını! yutmuş, suyunu! İçerek büyümüştük…
Dediğimi yaptım. Onlara 27 Aralık 1982 tarihli 3 sayfadan ibaret bir rapor(teknik talimat) ilettim. Önce Hıfzıssıhha’da araştırma yaptım. Toksikoloji Laboratuarında tarım ve haşere ilaçları (pestisit ) kullanımı konusunda kayısılarla ilgili çalışmaları gözden geçirdim. Yetinmedim, Zirai Mücadele ve Karantina Genel Müdürlüğü’nün Araştırma Laboratuarlarının sorumluları olan Doçent ve Profesörlerle de görüştüm. Yabancı yayınlardan yararlandım. Elde ettiğim bilgileri arkadaşlarımın anlayacakları tarzda; fidan dikiminden, sonbahar- ilkbahar ilaçlamasından, budanmasından, gübrelenmesinden, sulama suyunun nasıl verilmesine kadar ayrıntılı bir şekilde bilgilendirdim arkadaşlarımı. Raporda sunduğum teknik mücadeleyi çoğu yaptı ve kayısı ağaçları odun olup yakılmaktan kurtuldu. Çiftçi iyi para kazandı. Bursa Aroma Meyve Suyu Fabrikasına, İstanbul’a, İzmir’e ve taa Mersinlerden, Adanalardan gelen alıcılara ürünlerini sattılar.
İşte, bu yıl 16.sı düzenlenen Kepez Kayısı Festivali’nde 3. lük ödülünü kazanan Cemal ACAR’ın oğlu Mehmet traktörüyle bizim yazlığın önünden geçerken ( hangi yıldı anımsamıyorum ) 1 kasa kayısıyı bana hediye etti, söyledikleri bugün söylenmiş gibi belleğimde:
“ – Turgut, Allah senden razı olsun. Sen bizi bilgilendirmeseydin, desteklemeseydin, kayısı ağaçları odun olacaktı. Sayende yıllardır çok güzel para kazanıyoruz. Senin de tuttuğun altın olsun!..” Bu sözler bana yetti.
***
Değerli okurlarım biliyorsunuz, Kepez’imizin kayısısı oldukça ünlüdür. Malatya kayısısına benzemez. Tam sofralıktır. Kayısı fazla suyu ve aşırı kireçli toprağı sevmez. Neyse, teknik bilgilere girmeyeyim. Beni Kepez’de görürseniz ve ihtiyaç duyarsanız, 28 yıl önce hazırladığım rapor mutlaka çantamda mevcuttur!..
Değerli hemşerilerim, bilindiği gibi KEPEZ 1992’de BELEDİYE oldu. Logosunda, boşuna “kayısı figürü” yok. Başkanda, kayısı için “artık özümüz oldu” sözünü boşuna söylemiyor.
SON SÖZ: Kayısıcılığı yaşatan üreticilerimizi, ödül kazananları ve onları “Kayısı şenlikleri” ile destekleyen Kepez Belediye Başkanı Dr. Ömer Faruk MUTAN’ı içtenlikle kutluyor, selam ve sevgilerimi gönderiyorum.