Turgut Çamer

Neden? “HAYIR”!..



“Tek Adam” deyince, belleklerimizin çağrıştırdığı, öncelikle Şevket Süreyya Aydemir’in Atatürk’ü konu alan ölümsüz eseri oluyor. Bu ayki köşe yazım için düşündüğüm konu başlığını, “Tek Adam Türkiye’sine Hayır” şeklinde not almıştım. Ama ilk bakışta belleklerin yanlış çağrışımına neden olmamak için, “AKP’nin Tek Adamı” diye düzeltme gereği duydum. Türkiye’nin tek adamı hiçbir şekilde karşılaştırılamaz elbette, ne bugün ne de yarın, hatta hayal kurduğu Çankaya koltuğuna otursa bile. Ancak Çankaya için “olmaz, olamaz” demeyin, dün diyebileceğimiz yakın geçmişte, bugünkü Çankaya olabilir miydi? Yanlış politikalar Türkiye’de nelere mal oldu? On yıl önce Atlantik ötesinde Büyük Ortadoğu için ılımlı İslam senaryoları yazılmış olsa bile, Türkiye’nin bu olumsuz noktalara gelebileceğini düşleyebilir miydiniz? Bugün CHP’nin referandumu, referandum konusu dışına çıkararak, yargıyı siyasallaştırıp AKP’ye kaptırmanın tehlikesini anlatmak yerine, AKP ile seçim yarışı şekline sokup, AKP’nin ekmeğine yağ süren yanlış stratejisi sonucu, sandıktan hiçte temenni etmediğimiz “Evet” çıkarsa ne olacak? Elbette dünyanın sonu değil de, o zaman AKP 2011 Milletvekili seçimini çok rahat kazanacaktır. İşte o zaman olmaz denilenlerin olmaya başladığı bir sürece girilecektir. Referandumdan bekledikleri gücü alırlarsa, seçimi beklemeden de hedefe yönelirler…”
***
Değerli “OLAY” okurları yukarıdaki satırlar, benim site komşum Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR’A aittir. Sn. ÜLTANIR “Eko ENERJİ” Dergisinin Genel Yayın Yönetmenidir. “Eko ENERJİ”; Aylık Siyasi Ekonomi- Politik Enerji Dergisidir. Gerçekten kaliteli bir basımı vardır. Ele aldığı konular ve röportajlarıyla önemli hizmetler vermektedir. Edinebilirseniz, yararlanacağınızdan çok eminim, öneririm.
Eko ENERJİ Dergisinin Ağustos’ta 43. sayısı çıktı. Bu sayıda, Prof. ÜLTANIR; AKP’nin Tek Adamlı Türkiye’sine “HAYIR”!..başlıklı makalesinin ilk paragrafında yukarıdaki görüş ve düşüncelerini dile getirmiş. Öngörülerine katılır ya da katılmazsınız. Bence çarpıcı saptamalar! Öyle değil mi?
***
Değerli okurlarım bu günü saymazsak, “Referandum sandığına” 3 gün sonra gideceğiz. Sizlere, özetle Anayasalarımızla ilgili bir tarihçe vermek istiyorum.
- Türkiye’de Cumhuriyet’ten önce, ilk Anayasa 1876 tarihli “1293 Kanunu Esasisi” denilen metindir. Bir süre yürürlükten kaldırıldıktan sonra 1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile tekrar yürürlüğe konuldu.
· Cumhuriyet döneminde ilk Anayasamız 20 Ocak 1921 tarihinde 85 sayılı kanun olarak yayımlanmıştır. 24 Maddelik olan ve Meclis Hükümeti sistemini getiren metindir.
· Cumhuriyetin ilanından sonra 105 Maddelik yeni Anayasa 20 Nisan 1924’te kabul edildi ve bir ay sonra yürürlüğe girdi. 1960 yılına kadar Türkiye bu Anayasa ile yönetildi.
· 1960 İhtilal’inden sonra; 13 Aralık 1960 tarihinde “Kurucu Meclis” oluşturulması için kanun çıkarıldı. Anılan meclis, 6 Ocak 1961’de toplanarak yeni Anayasa çalışmalarına başladı ve 27 Mayıs 1961’de 157 Maddelik yeni Anayasayı kabul etti. Yeni Anayasa 9 Temmuz 1961 günü halk oyu’na sunuldu. Halk oyu’nda, 9 milyon 900 bin geçerli oy kullanıldı. 3 milyon 900 bin “Hayır”a karşı, 6 milyon 300 bin “Evet” oyuyla halkça onaylandı.( O Anayasa tüm Dünya ülkelerinin de kabul ettiği gibi; çağdaş, demokratik bir anayasa idi.)
· 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra oluşturulan “Danışma Meclisi”nin hazırlayıp kabul ettiği 175 Maddelik 1982 Anayasası, % 92 ile halkça onaylandı. O antidemokratik anayasanın birçok maddeleri bilindiği gibi önceki yıllarda değiştirilmişti.
***
Değerli hemşerilerim, 12 Eylül 2010 tarihinde referanduma sunulan Anayasa değişiklik maddeleri, mevcut Anayasayı iyileştirmiyor. Özellikle “Yargı”ya yönelik değişiklikler, yalnızca iktidar mensuplarının YÜCE DİVAN!  korkusundan kaynaklanıyor. Aslında Türkiye’nin yepyeni, çağdaş ve demokratik bir anayasaya gereksinimi var. Bazı siyasileri kurtarmaya hiç mi hiç gereksinim yok!..Kendin pişir, hap yap! Herkese de “ye!” de.
AKP’nin en büyük destekçisi “Pensilvanya’daki zat” bile, mezardaki ölülerden medet umuyorsa! Diriler den umutlarını kesmişler demektir.
Yirmi üç gün önce de; Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen BAĞIŞ “hayır” diyenlere bakınız ne demişti: “ – Hayır diyenlerin ya aklından zoru var.(Yani deli demek istiyor!) Ya da vatan sevgisiyle ilgili bir sıkıntısı vardır.”  
İşte, asıl bu nedenlerden dolayı da bu anayasa değişikliği referandumunda sandıktan “HAYIR” oyları baskın çıkacaktır, çıkmalıdır.
HER ŞEYİN HAYIRLISI OLSUN…