Turgut Çamer

İlhan Kesici Olayı!...



DEĞERLİ okurlarım, bir hafta önce CHP’den istifa eden İlhan KESİCİ; benim 9 -16 Haziran 2010 tarihlerinde kaleme aldığım “Muhalefet Nasıl Yapılmaz!..”adlı makaleme gönderme yapmama neden oldu.
Makalemin 2. bölümünün bir yerinde aynen:
CHP sağ seçmenden 3–5 oy alma uğruna vitrinine sağın her renk siyasi figürlerinden olan; Lütfullah KAYALAR - Edip Safter GAYDALI – İlhan KESİCİ gibi isimleri listelerine koydu.
Baykal’ın listesine aldığı E. Safter GAYDALI 2000 yılında bakandı. Ve bakınız özelleştirmelerle ilgili ne demişti:
“ – İskenderun İSDEMİR’İ alana, Divriği DEMİR ÇELİK bedava (!) Nasıl peşkeş ama!..
Ülkemizin temel taşı işletmelerini böyle kötüleyenler CHP adayı yapıldı.
Sağ seçmene “ sağcı söylemlerle ” şu mesaj verilmeye çalışıldı:
– Bakınız adaylarımın içinde MHP, ANAP ve DYP kökenlilerde var. Aslında CHP olarak bizim onlardan farkımız yok! Bize oy ver.”
Sağ seçmen biraz düşündü ve dedi ki:
CHP Takiyye yapıyor! Aslı varken “rüzgar güllerine” neden oy vereyim ki!
Evet, aynen böyle yazmışım.
 
***
Bakınız, Sn. İlhan KESİCİ istifasını açıklarken; 22 Mayıs 2007’de katıldığı CHP’de kendisinde “sadece güzel anılar!..”olduğunu, istifasına en çok üzülenin, normal olarak Sayın Baykal olur herhalde..” diyor ve devamında da:
“ – CHP’de şimdi yeni bir yönetim ve yeni bir siyasi anlayış dönemi başlamış bulunmaktadır. Yeni parti yönetimi ve yeni siyaset anlayışına, başta fikri temelde olmak üzere etkili katkı sunabileceğim bir durum bulunmadığını hissediyorum. Özgür bir siyasi söylem ve tavır içinde olmak düşüncesiyle istifa ettim.”diyor.
* Ne demek istiyor? İ.KESİCİ; Demek ki Sn. BAYKAL’IN Genel Başkan olduğu CHP’DE “özgür bir siyasi söylem ve tavır içinde” olabiliyormuş!..
* Sn. KILIÇDAROĞLU’NUN yönetim ve siyasi anlayışına fikri temelde katkı sunamazmış!..
Güzel, ne kadar açık ve net ifade değil mi?
***
Bu İlhan KESİCİ olayı! Aslında CHP’deki sorunun; “Genel Sekreterlik güçlü mü olsun? Güçsüz mü olsun? Genel başkan yardımcılarının sayısı arttırılırsa iyi olur” gibi fantezilerin gereksizliğini ortaya koymuyor mu? Eğer seçilmiş olsalardı, E. Safter GAYDALI ve Lütfullah KAYALAR’DA büyük bir olasılıkla istifa edip asıl partilerine gitmeyecekler miydi?
İşin püf noktası- bam teli şu değil mi? Her şey “aday belirleme yönteminde” düğümlenmiyor mu?
Yeni Genel Başkan Sn. KILIÇDAROĞLU Büyük Kurultayda:
“ – Parti içi demokrasiyi işleteceğiz.”dedi mi? Dedi. Göreceğiz.
Çağdaş demokrasilerde uygulanan yöntemleri uygulamak çok mu zordur?
· Parti içi demokrasinin ve ilkeli siyasetin işletilip işletilmediğinin turnusolu şudur:
- Adaylarınızı, partiye resmen kayıtlı üyelerin (delegelerin değil) katılımıyla yapılan “ön seçim” yöntemiyle belirliyorsanız, parti içi demokrasiyi ve ilkeli siyaseti işletiyorsunuz demektir. Bu yöntemle seçilenler, ilkeli siyaset yaparlar. Diğer tüm formül ve yöntemler aldatmacadır, takiyyedir.
- Bundan böyle İ. KESİCİ benzeri olaylarla yüz yüze gelinmek istenmiyorsa eğer; tüzükte yukarıda önerilen değişiklik yapılmalıdır. İkinci gerekli değişiklikte bana göre; “tek adamlığı” güçlendiren hükümler tüzükten kaldırılmalıdır. Aklın başka yolu yoktur!
* Lider sultası ve oligarşik koltuklardan kurtulmanın başka yolunu bilen varsa, lütfen söylesin, yazsın, haykırsın!..
***
Sevgili “OLAY” okurları bu haftaki yazımı sonlandırmaya hazırlanırken; CHP Genel Başkanı Sayın KILIÇDAROĞLU’ Ankara’da il başkanlarına, kendisine gelen şikayeti aktarıyordu: “ – Üye olmak istiyoruz, bizi üye yapmıyorlar!..”
Kılıçdaroğlu il başkanlarına kesin talimatını veriyor:
“ – Böyle bir lüksümüz yoktur. Üye olmak isteyen herkese örgütün kapılarını açacaksınız.”
Sevgili okurlar, bence bu görevlendirme CHP için yaşamsal önemdedir.
DİP NOT: KİŞİLERİN DEĞİL, İLKELERİN ARKASINDAN GİDİLMELİDİR.