Turgut Çamer

Boş Çuval!..



TUSİAD’ın 20 yıl önce hazırlattığı “Türkiye de Eğitim” raporuna göz attım. Rapor “İrtica”ya dikkat çekince, o zamanki cümle sağcılarımız, İslamcılarımız; oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi mızmızlanmaya başlamışlardı. İş Adamları Derneğinin “eğitim” gibi evrensel bir konunun irdelenmesine rapor hazırlatmaları, onlarında geçte olsa bu gereksinimi hissetmeleri önemli bir gelişmeydi.
Raporda; “İmam Hatip Okullarının, eğitim birliği ilkesi ile laik eğitimi zedelediğini, bu okulların esas işlevlerine yöneltecek bir statüye kavuşturulması” vb. uyarı ve öneriler dile getirilmiş.
· O zaman ki DYP: TUSİAD’ın Eğitim raporu Türkiye gerçeklerini yansıtmıyor.
·  Sağ Basın : TUSİAD oyuna getirildi.
· Hak- İş :
TUSİAD felaket tellallığı yapıyor.
· 1990 yılında DPT Özel İhtisas Komisyonu raporunda ise : “Kadının çalışması aileyi bozdu!”vurgusu var.
 
***
Değerli okurlarım o yıllarda manzara böyleydi. Sizce de değişen bir şey var mı?
Neymiş? “İleri demokrasi” dönemine giriyormuşuz! Nasıl? “Türbana özgürlük tanıyarak!” Tabi yerseniz…
TUSİAD’ın şimdiki başkanı Ümit BOYNER:
“ – Bizim önce, demokratik katılım, çoğulculuk, temsilde adalet, seçim barajı, Siyasi Partiler Kanunu gibi konuları çözmemiz gerekiyor,
- Başta Ergenekon olmak üzere yürütülen soruşturmalarda şüphelilerin uzun süre tutuklu kalmalarını korkutucu bulduğunu,
- Üniversiteden türbanıyla mezun olan kızların kamuda istihdamı konusunun da gündeme geleceğini ve tartışılacağını,
- Cemaatler çeteleşiyorsa üstüne gidilmeli.” Diyor.
* (Rahmetli Bülent ECEVİT’e, gazetelere ilan vererek mektup gönderen TUSİAD’a benzemiyor sanki, şimdiki güzel ve de özel sektörümüz!..)
***

TUSİAD Başkanı BOYNER’in türbanla ilgili sözlerini duyunca; “tüyleri diken-  diken olan” hukuk formasyonlu, sivri dilli, Başbakan Yardımcısı Bülent ARINÇ:
“ – Ümit Hanımefendi bendeki kredisini tüketti!..”
demiş.
Sn. ARINÇ’ın, Sn. BOYNER’in diğer konulardaki değerlendirmelerine bir karşılığını gördünüz mü? Okudunuz mu?
-Varsa yoksa türban! Tek kozları kızların başıyla ilgilenerek din ticareti yapmak!
Haksızlık etmiş olmayayım, Türk Metal Sendikası eski başkanı için bakınız ne demiş Sn. ARINÇ:
 “ – 22 ay sonra tahliye olmuş, keyfini yaşasın, içerideki arkadaşları için dua etsin, onlarda özgürlüklerine kavuşsunlar. Ama; kabadayılık olmasın!..”
* Sizce asıl “kabadayılık” bu sözler de kendini göstermiyor mu?
 Pekiyi, sendikacı M.ÖZBEK ne demiş de yukarıdaki sözlere muhatap olmuş:
“ -  25 Ocak 2009 tarihinden beri terör örgütüne üye olmak suçuyla Silivri Cezaevinde yatıyorum. 3 saat önce 88. duruşmada tahliye kararı verildi. 3 saat önce terör örgütü üyesiydim, teröristtim. Şimdi, 3 saat sonra ne değişti?” 
***
Evet… İnançsız toplum olmaz. Ama; hiçbir zaman din kuralları ile devlet yönetilemez. Onun yeri ayrıdır. Bugün “türban” dersiniz. Yarınlarda İran’a, Afganistan’a, Arabistan’a benzersiniz!..Türkiye  çağdışı eğitimle değil, Atatürk devrimleriyle çağdaş uygarlık düzeyine ulaşabilir.
* ATATÜRK döneminde “Vatan hainliğinin” tanımı şöyleydi biliyorsunuz: Her kim dini; politikaya, siyasete alet ediyorsa o
“Vatan hainidir.”
***
  SAĞ’ın elinde şimdiye dek sandıktan çıkmak için iki kozu vardı. Biri “Komünizm Ticareti”, diğeri “Din Sömürüsü.” İlki koz olmaktan çıktı. İkincisi de koz olmaktan çıkarılamaz mı?
-  Üniversiteler de türban sorununu çözmenin yolu yok mu? Var.
-  Nasıl?
-  Vakıf, Özel yada Devlet Üniversitelerinin yerleşkelerinde “öğrencilerin yurt ve beslenme ihtiyaçlarının giderilmesi zorunludur” diye yasa çıkarırsınız. Yasaya rağmen tarikat-cemaat yurt ve evlerinde kalmakta ısrar eden öğrencilerin üniversite ile ilişkileri kesilir, dersiniz ve kangren haline gelmiş bu sorunu halledersiniz. Hem kız hem de erkek öğrencileri bu esaretten! kurtarırsınız. Neden erkek öğrencilerden söz ediyorum? Bu haftaki yazımı bağlarken, Sözcü gazetesinde yer alan Devlet Bakanı Mehmet AYDIN’ın 30 yıl önceki itirafı, erkeklerden de söz etmeme neden oldu.
Bakınız, Sn. AYDIN 1980’li yıllarda bir kitap fuarındaki konferansta aynen ne demiş:
“ – Biz bilim adamları olarak mensup olduğumuz cemaatlere yol göstermekle, onları yanlışlardan korumakla görevliyiz. Ama itiraf edeyim ki ben bu vazifemi yapamıyorum. Neden derseniz, ben fakirdim, beni bu cemaat okuttu, bugüne getirdi. Yani benim bu cemaate karşı boynum büküktür.”
 Düşünebiliyor musunuz; 30 yıl önce cemaat böyle kimlikler şekillendirerek  baskısını iliklere işletmiş!..Bizler de diyoruz ki; devlet cemaate karşı niye harekete geçmiyor? Geçerse şaşırmaz mısınız!?
***
Sevgili “OLAY” okurları, ikinci koz’un (din sömürüsü) kötüye kullanılması önlenemez mi? İstenirse önlenir.
- Kötüye kullanılmasına göz yumulmasa…
- Ne olur biliyor musunuz?
- Bunlar ve diğerleri “ Boş Çuval’a” dönerler.
Siz hiç “BOŞ ÇUVALLARIN DİK DURDUĞUNU GÖRDÜNÜZ MÜ?”