Turgut Çamer

Bay Tombul’un “BOR” Açmazı (!)



DEĞERLİ okurlarım, geçen hafta “Ölüler Altın Takar mı?!..” başlıklı yazıma sizlerden övgü dolu çok sayıda teşekkür mesajları aldım. Bende ilgi ve duyarlılığınıza teşekkür ederim. 
Maden işleri Genel Müdürlüğü Koordinasyon Daire Başkanı Sn. Mehmet Tombul,  Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası (ÇTSO)nın düzenlediği toplantıda; Kazdağları’nda altın aranması ile ilgili slaytlı sunumunda bir ara “Bor”dan da söz etmiş. Söylediklerini hayret ve dehşet içinde yerel gazetelerden okudum. Bir teknokrat olarak, madenlerimiz ile ilgili halkımızın kandırılmasını içime sindiremedim!..
Bakınız, M. Tombul “BOR” ile ilgili olarak aynen ne demiş:
“ – Türkiye Bor rezervinde Dünya 72.si. Bazen deniyor ki, Bor’umuz var, başka bir şey yapmayalım. Ama tamamını biz üretsek, dünya pazarına tamamını satsak dahi Bor’unda dünya pazarında bir payı var. Bu da 1.5 milyar. Sadece Bor ile yetmiyor demek ki!..”
Bu sözlerin neresini düzeltsem acaba! Bu kadar sığ ve çarpık teknik bilgiler, bir bürokrat tarafından kolayca nasıl söylenebiliyor? Hayretler içersindeyim. İyi ki o toplantıda değildim!...
 
***
Sevgili “OLAY” okurları, Bay TOMBUL’un  bu “açmaz”ını sizler için deşifre edeceğim.
- Türkiye dünyanın en büyük ve nitelikli “Bor” rezervlerine sahiptir.
- Türkiye’de 2.5 Milyar Ton “Bor” rezervi var.
- Dünya pazarlarında aranılan nitelik ve çeşitliliği açısından bizim “Bor”umuz, Dünya’da 1. sırada bulunmaktadır.
- Bizi Rusya ve ABD izlemektedir.
- Dünya bor minerallerinin % 73’ü Türkiye’dedir. (Yani, Dünya’da her 100 kg Bor cevherinin 73 kg’ı ülkemizin topraklarındadır. Bursa–Balıkesir–Kütahya–Eskişehir)
- Bor, 227 çeşit kimyasal alanda kullanılmaktadır. (Jet-Roket-Otomobil yakıtı, Parfümeri-Deterjan Sanayi, Gübre, İlaç, Cam, Metalurji, İnşaat, Otomotiv ve Enerji Sektörü, İletişim, Seramik Sektöründe, İzolasyon Sanayinden, Nükleer Endüstriye kadar…)
 
***

Örneğin; Ham olarak “Bor” cevherini Fransa’ya ihraç ederiz. Fransızlar, basit bir kimyasal işlemden geçirdikten sonra, bize Sodyum Perborat olarak satarlar. Deterjan Sanayinde kullanırız. Ancak, bizim kadınlarımız – kızlarımız; batılı hemcinslerinden en az 10 kat pahalı deterjan ve ürünlerini satın almak zorunda kalırlar!!!
Biz, yılda “Bor”cevheri ihracından en çok 500 milyon dolar! kazanabiliyoruz. Oysa yılda, Turizmden kazandığımız 15-20 milyar dolar kadar parayı yalnızca “Bor ve Türevlerinden” kazanmak mümkün. Ancak, bunun için ulusalcı - bağımsızlıkçı, planlı ekonomik politikaları izlememiz gerekiyor. Cumhuriyetimizin kazanımlarını; hele hele stratejik madenlerini “babalar gibi! haraç-mezat” satarak, özelleştirme ihanetini yaşatarak değil.
Bor rezervlerimizin; ham madde olarak değeri 1 Trilyon Dolar, işlendiği zaman  değeri 9 Trilyon Dolar. 9 Milyar veya 9 Milyon değil, 9 TRİLYON DOLAR!!!
Yabancılar, başta ABD olmak üzere 40 Milyon Dolar’a kapatmaya çalışıyor! “Etibank’ın Bor İşletmeleri” özelleştirilmeye çalışılıyor. Alıcısı Amerika! Konulan fiyat 40 Milyon Dolar…
 
***
 
Haberiniz var mı? Bor’la çalışan araba üretildi! Üretim maliyeti 200TL olan 1 kg Bor ile 19.000 km yol yapılabiliyor! (1100 kg’lık Oto sabit 100 km hızla giderse) 
* Bu ne demek oluyor? Petrol’e Son!..
*
Batılı ülkeler “Bor İşletmeciliğinin” kansere yol açtığını iddia ederek bor madeninden insanları soğutma çabası içindeler. Oysa, “Bor” kanser tedavisinde de kullanılmaktadır. 
Sevgili “OLAY” okurları, arabayı “Bor” madeniyle çalıştıracak patentli 600 proje’nin varlığından söz ediliyor. Ama, çok uluslu şirketler (ÇUŞ)lar Türkiye uyanmadan bu kaynağı ele geçirmeyi planlıyor. Türkiye tam bir  kıskaçta. Baş Yöneticimiz uyuyor mu?!..
*
İşte BOR gerçeği bu…Çok büyük bir zenginlik kaynağımız var. Ama, işsizlik ve yoksulluk diz boyu. Olsun! “İleri Demokrasimiz var ya! Daha ne istiyorsunuz, gözünüzü toprak doyursun!..”
 Soralım: - Ülkemize ve insanlarımıza yazık değil mi?
- Varlık içinde yokluk çekmenin alemi var mı?
Seçim sandığına 102 gün kaldı. Uyumayalım! Hesap sorma kararını şimdiden verelim ki;12 Haziran 2011 gecesi “aydınlık olsun!..”
 
***

* Çanakkale Milletvekili M. Kemal Cengiz’e büyük geçmiş olsun. Acil şifalar dilerim.
* Çanakkale Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Geleneksel Gecesi, 26 Mart 2011’de Ankara İçkale Hotel’de yapılacaktır. Değerli hemşerilerime duyururum.
Sevgi, sağlık ve dostlukla kalın…