Turgut Çamer

Çürüyüşün Sembolleri!..



DEĞERLİ okurlarım, bu hafta üzülerek de olsa; ülkemizdeki çürüyüşün bazı sembollerini takdirlerinize sunmak istiyorum. Öyle bir çürümüşlüktür ki; hani “deveye boynun neden eğri” diye sorulduğunda onun verdiği yanıt cinsinden, “nerem doğru ki!..”
 
***
 
Sembol 1 – AKP iktidarı, terör örgütü elebaşısıyla son 7 ayda 25 görüşme yapıyor. Çok haklı olarak ta, Ana Muhalefet Partisi CHP “ne konuştunuz, ne tavizler verdiniz, görüşmelerinizi açıklayın, Öcalan’ın Avukatları 5 maddelik bir protokolden bahsediyor, bunun içeriği nedir?” diye soruyor.
- İktidardan yanıt var mı? YOK…
 
Sembol 2 – Milletvekili seçilen ve fakat “masumiyet karinesi” göz ardı edilenler için aslında, 2008’de yenilenen Anayasa kitapçığında aynen:
“Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” yazıyor.
12 Haziran seçimlerinde “Ergenekon” tutuklularından aday gösterilip seçilenlerin çoğu önce tutuklanmış, sonra haklarında delil arayışına gidilmiştir. Sanırım, Dünya’nın hiçbir yerinde böyle “ucube bir hukuk anlayışına(!)” rastlamak mümkün değildir.
 
Sembol 3 – Başbakan ERDOĞAN’IN katıldığı “Roman” açılımı toplantısında iki Yüksekokul öğrencisi Berna Yılmaz’la, Ferhat Tüzer’in “Parasız Eğitim İstiyoruz” pankartı açtıkları için örgüt üyeliği suçlamasıyla 17 aydır tutuklu olmaları…
 
Sembol 4 – Halkevlerini kamuya yararlı dernek statüsünden çıkarıp, Almanya’da çalışan işçilerimizin dini duygularını sömürerek onları soyan, Deniz Feneri Derneği kamu yararına çalışan dernek ilan edildi. Böylece dernek, büyük bir maddi yükten kurtuldu ve bazı vergi – harç ve ödemelerden muaf tutuldu. Üstelik bu dernek, Gelir ve Kurumsal vergilerden ve KDV’den de muaf olması için “Gıda Bankacılığı” yapan derneklerden sayıldı.
 
· Yazık ki bu kararların altında AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL’ün imzası bulunuyor.
Bilindiği gibi, 2.5 yıl önce Alman Savcılar bu sahtekarlığı “Avrupa’da Yüzyılın En Büyük Soygunu” olarak nitelendirdiler.
 
Alman Mahkemeleri “Bu davanın baş sorumluları Türkiye’dedir, takibi Türk Mahkemelerince ele alınması gerekir” diye AKP Hükümetine suç duyurusunda bulunmuşlardı. Almanya’daki failleri orada hüküm giyerek hapsedildiler. Türkiye’de ise; Kanal 7’nin sahibi Zekeriya Karaman ile RTÜK Başkanı Zahid Akman başta olmak üzere 5 kişi henüz tutuklanarak, 1 yıl 8 ay hapis istemiyle mahkemeye sevk edildiler. Davanın konusu “Nitelikli dolandırıcılık, evrakta sahtecilik…”
 
· Sizi bilmem ama, ben bu davanın seyriyle sonucunu gerçekten merak ediyorum.
· Dikkat edin, yardım amaçlı; gurbetçilerden topladıkları paraları amaç dışı kullananlar, “dini bütün – Müslüman geçinen insanlardır” değil mi?..
· Kuşkusuz; mütedeyyin, dinimizi istismar aracı olarak kullanmayan Müslümanlara hiç kimse olumsuz gözle bakmaz.
· Zahid Akman Beyefendinin RTÜK Başkanı olarak, 25 bin TL maaş aldığı Ulusal Basın ve TV’lerde yer aldı. Herhalde bu gibi tiplerin bilmem neyinde …boncuk  vardı da bu maaşı hak ettiler(!)? Düşünün, bizim vergilerimiz, nasıl bir kariyer ve formasyon sahiplerine maaş olarak verilmiş. Yazıklar olsun…
· “Beraber Yürüdük biz bu yollarda” şarkısını yıllardır söyleyen Bülent ARINÇ Bey’de, Deniz Feneri davasında tutuklananlar için: “Sahip çıkmam. Kötü insanlar demem, diyemem. İnşallah aklanırlar. Bu olmayacaksa herkes yaptığının karşılığını görmelidir.”
· Vah… Vah vefasızlığa bakın hele(!)..Oysa siz Zahid’e zamanında kefil olmamış mıydınız? RTÜK’ün başında 3 yıl neden tutmuştunuz? Şimdi “sahip çıkmam” demek yetmez. Bu davayı 3 yıl niçin beklettiniz? Asıl siz hükümet olarak buna yanıt verin! Yoksa, delillerin karatılması için o kadar süre mi gerekiyordu!?
 
Sembol 5 – Cafer Erçakmak’ın ölümü!.. Sivas Madımak Oteli katliamının 1 numaralı sanığı. Katliam suçundan arandığı Uluslararası yazışmalarda bile gizlenmiş. Pekiyi suçu, aranma nedeni neymiş? – “Toplantı ve gösteri yürüyüşüne muhalefet etmekmiş (!)” Yerseniz…
Oysa, Sivas katliamının azmettiricisi olduğu belgelerle somutlaşmış. Resmi belgelere göre Cafer Erçakmak Fransa’da ikamet ediyordu. Ama, devletin istihbaratlarının gözü önünde! nasıl oluyor da Sivas’ta yaşıyor ve orada ölüyor? Şimdi, acaba ölen o mu diye araştırılıyor. Bu durumun sorumluları kimler ola ki?
 
Sembol 6 – Futbolumuzdaki “şike olayları…” Ne ilginçtir ki; Deniz Feneri Derneği’nin marifetlerini(!) bizim Savcılar bulgularıyla açıklamıştı ki; “şike” gündeme pompalandı! Kuşkusuz ki “sporun ahlaklısını seveceğiz.” Bu olanlara akıl erdirmek kolay mı?
 
Sembol 7 – “Ben bir şiir okuduğum için hapis cezası aldım” diye duygu sömürüsü yapan Başbakan ERDOĞAN’ın ipliğini iki hafta önce, Sözcü Gazetesi Yazarı Emin ÇÖLAŞAN pazara çıkardı! Okumayanlar için aktarayım. Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin Esas 1998 / 10296, Karar 1998 / 82685 Sayılı kararı. Kararın tümünü, 13 Temmuz Çarşamba günü yayımlamış Sn.ÇÖLAŞAN. Merak edenlere o günkü “Sözcü”yü okumalarını öneririm.
· Orada özetle: - “Halkı din ve ırk farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiğini, savaş çağrıları yaptığına” vurgu yapılmış. Yani, Sn. ERDOĞAN şiir okuduğu için değil, “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmekten” hüküm giymiştir. Hem nasıl hapis yattığı da biliniyor. Sayın ÇÖLAŞAN’ın benzetmesiyle, Kırklareli- Pınarhisar Cezaevinde (tatil ve dinlenme)!..
 
***
 
Sevgili Çanakkale OLAY okurları, umalım ki; bu gerçeklerden sonra bizi yönetenler “takiyyecilikten” uzak dururlar. Ya göründükleri gibi olurlar, ya da oldukları gibi görünürler. Sizlere sunduğum “sembollere” sizin de ekleyecekleriniz mutlaka vardır.
Benden şimdilik bu kadar.
 
Sevgi, Sağlık ve Dostlukla Kalın…