Turgut Çamer

‘Gazeteciye Men Cezası!..’



DEĞERLİ okurlarım, “Çürüyüşün Sembolleri!” başlıklı yazıma sizler başka sembolleri de eklemişsiniz, yazdıklarımı az bularak. Haklısınız, gün geçmiyor ki bu sembollere yenileri eklenmesin. Nitekim, bu haftaki yazımın konusu da bir garip ‘çürüyüş sembolü!..’
 
***
 
“Kırşehir Postası” gazetesinin Sahibi ve Yazı işleri Müdürü Havva KARAKAYA, AKP’li Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci hakkında yazdığı bir haber nedeniyle para cezası ve 375 gün ‘meslekten men’ cezası aldı. Böyle bir ceza belki de basın tarihimizde bir ilk. Belediye başkanı Y. Bahçeci bu cezayı az bulmuş olmalı ki, Kırşehir’de birçok kişiyi arayarak; - ‘O gazeteden reklamınızı çekeceksiniz’ buyruğunu vermiş!..
· Mahkeme, gazetecilik mesleğini “kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun izniyle yapılan meslek” olarak değerlendirince, ceza “meslekten men” olmuş. Hayret bir şey!
· İşte size bir çürüyüş sembolü!..
Soralım: - Gazeteciler ne zamandan beri kamu görevlisi?
Hukukçular ne diyor: - “Gazeteciler kamu görevlisi olmadığı için, onlara meslekten men cezası verilemez.”
Bekleyelim… Bakalım, Yargıtay nasıl bir karar verecek.
 
***
 
Gazeteci Havva KARAKAYA, Mahkeme sırasında yaşadığı bir olayı şöyle aktarıyor; Davacı Kırşehir Belediyesi’nin Avukatı, aynı zamanda AKP İl Genel Meclisi Başkanı olan Erdal GÜRSOY.
Bakınız, Bay Erdal duruşma sırasında gazeteciye ne diyor:
- “Pembe kaşkol İngiltere’de ne anlama geliyor, Havva Hanım biliyor mu? Sormak istiyorum bunu kasıtlı olarak mı taktı? Mini etek falan da giymiş.”
 
Değerli okurlarım, bu kafalara “Bidon Kafa” deyince de alınıyorlar değil mi? Üstelik bu kafa bir Hukukçu kafası! Yazık ki, yazık…
Doğal ki, Havva Hanım soru karşısında şaşkına dönüyor, pembe kaşkolun İngiltere’deki anlamını araştırıyor; ‘evlenmek istiyorum’ anlamına geldiğini öğreniyor. Kadın olduğu ve mini etek giydiği için Avukat Erdal Bey tarafından aşağılandığını ve yaralandığını söylüyor. 
· Havva Hanım, “kem sözler sahibine aittir”, üzülmeyiniz! Yalnız değilsiniz. 3.5 yıldır özveri ve emekle çıkardığınız gazetenizi, belki 35 – 50 yıl daha çıkaracaksınız.
· Bu tutum ve davranışları sergileyenler unutulacak, ama; sizin onurlu çabanız hep anımsanacaktır.
 
***
 
Nasıl ki bir diktatörlükte, rejimin aleyhine konuşmak, yazmak suçsa, demokraside de sessizliği savunmak suçtur.
- “İstediğinizi düşünmekte özgürsünüz, ama içinizden!..” demek,
- “düşünmeyin” demek değil midir?
Düşündüğünüzü, gördüklerinizi dillendirecek ve yazacaksınız ki, gazetecilik görevinizi yapabilesiniz.
Kuşkusuz; basının, siyasetçileri, ülkeyi yönetenleri demokrasi adına denetleyen ve her fırsatta demokrasinin erdemlerini ve vazgeçilmezliğini vurgulayan bir işlevi vardır.
Öyle anlaşılıyor ki; Başbakan R.Tayyip ERDOĞAN’ın “ustalık dönemi(!)” toplumun terbiye edilme dönemi olacak! Toplum “süt dökmüş kedi” gibi sessiz, ya da “vur ensesine al ağzından lokmasını” gibi itaatli, yönetenlerine koşulsuz biat eden bireylerden oluşacak. Herkes haddini bilecek, ama imam bildiğini okuyacak!..
Eyy yönetenlerin “Mahkemeleri”, oldu olacak topluma da “gazete okumaktan men cezası” verin(!) Ustalık dönemine çok yakışır!..
 
***
 
Sevgili Çanakkale OLAY okurları, Yüce Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK:
- “Özgürlük olmayan bir memlekette ölüm ve bozgun vardır. Her ilerlemenin ve kurtuluşun anası özgürlüktür” demiş.
* Hiç kuşkusuz, o özgürlüklerin başında da “basın özgürlüğü” gelir. Ancak, bizim yönetenlerimiz; yaşadıkları yörenin kötü ve üzüntülü yanlarının apaçık olarak yansıtılmasından nedense rahatsızlık duyarlar. Duysunlar!
- Ama, bir gün gelecek ve bu; “ÇÜRÜYÜŞÜN DİRİLİŞİ” de olacaktır.
 Kırşehir Postasına Dostça Selamlar…