Konuk Yazar

Adil HACIÖMEROĞLU



CHP KONGRELERİNDE DEĞİŞEN BİR ŞEY YOK
 
CHP’de olağan kurultay süreci başladığından büyük bir hızla ilçe kongreleri yapılmakta. Genellikle bir tek blok listenin çıktığı kongreler hayal kırıklığı yaratmakta. Demokratik yarışmanın olmadığı, düşünsel tartışmaların yapılmadığı, siyasal projelerin görücüye çıkamadığı kongreler kişisel çekişmelerin ötesine geçemiyor.
 
Kılıçdaroğlu genel başkan seçildikten sonra sürekli “parti içi demokrasi” vurgusu yaptı. Önceki yönetimi “parti içi demokrasi”yi uygulamamakla suçladı. Baykal- Sav yönetimini partiyi merkezden yönetme, farklı seslere tahammül edememekle yargıladı yeni yönetim. Parti içi demokrasinin uygulanacağı konusunda kesin sözler verildiğinden tabandaki demokratik beklentiler her geçen gün arttı. Bu durum, demokrasi umudu yarattığından heyecan vericiydi. İnsanoğluna yapılabilecek en büyük kötülük, umutlarının boşa çıkarılmasıdır.
 
26-27 Şubat günleri art arda “demokrasi şöleni” adı altında yapılan tüzük kurultaylarında ”tüzükteki antidemokratik maddelerin” değiştirildiği söylendi. Bizzat genel başkanın ağzından blok listelerin yerini çarşaf listelerin alacağı söylendi. Çarşaf liste uygulaması, demokrasi muştusu demek.
 
Üyelerde yaratılan demokrasi umudu, katılım demek. Katılım da partinin tabanda güçlenmesi, elbirliğiyle çalışması, her gün seçim varmış gibi devinim içinde olması demek. Demokratik bir yarışın tabanda başlaması; üyeleri bir yandan dinamik tutarken bir yandan da onların siyasal açıdan gelişmesine önayak olur. Böylece de özgüveni artmış, tartışma kültürü çoğalmış, ikna yeteneği ve sabrı gelişmiş üye görüntüsüne ulaşılır. Kendini geliştirmiş kişi sloganlarla değil, düşüncelerle halkın karşısına çıkar. Suçlamak yerine, çözüm üretir.
 
Demokratik yöntemlerle oluşturulacak yönetimler parti içi dedikoduyu önler. Adalet duygusu, hakkaniyet insanları işbirliği yapmaya götürür. Hakkı olmayanın bir yerlere gelmesi tabanda kabul görmez, benimsenmez. Bu nedenle de İnsanlar, hep haksızlığa uğradım, düşüncesiyle yönetimin vereceği görevlerde isteksizlik gösterir. Görev, iğreti bir işmiş gibi algılanır.
 
Atama yönetimlerin kendi delegeleriyle seçim kazanması, içinde görece bir mutluluk, kısa bir sevinç yaratsa da ülke genelinde bir başarının, sevincin habercisi olamaz.
 
Ben de geçen hafta sonu Bakırköy ilçesinin kongresindeydim. Eski tas eski hamam. Çarşaf liste hak getire. Çarşaf liste olmasın diye öyle yoğun çaba gösterildi ki şaşırmamak elde değil. Demokrasi beklentisiyle salon hınca hınç dolu. Faaliyet raporu hakkında delegelerin konuşmaları başlamadan yeterlilik önergeleriyle adeta susturuluyor insanlar. Konuşmanın, tartışmanın kime ne zararı olur ki? Bu konuda öne sürülen gerekçeler çok gülünç. Siyaseti konuşamayan, konuşturulmayan bir parti tabanı var. Üyeler, parti kongrelerinde konuşamayacak da nerede konuşacak? Aylarca bu kongreler bekleniyor. Yine “sen, ben, bizim oğlan” mantığı. Kulislerde üç beş kişinin belirlediği yönetimler.
Demokrasi mi? Bir başka bahara… Derin hayal kırıklıkları altında kongre salonlarını terk ediyor delegeler.
 
Genel merkezin demokrasi vurgusunun tabanda hayal kırıklığı yaratması, CHP’ye kan kaybettiriyor. Hem de tahminlerin ötesinde. Geçmişiyle hesaplaşarak ve tarihsel misyonundan uzaklaşan CHP, bir de parti içi demokrasi vaadini yerine getiremezse seçmen nezdinde büyük bir itibar kaybına uğrar.
Bir çiçekle yaz gelmez. Demokrasi, bahar gibidir; bağrında bin bir çiçek açar, bin bir dal yeşerir.