Konuk Yazar

Gülnur YILDIRIM



Deve Kuşlarına Atfedilir
Bir siyasi yapının örgütlenmesi aşağıdan yukarı doğru mu yoksa yukarıdan aşağı doğru mu olmalıdır?Bu soruya doğru yanıt verebilmek için bu siyasi yapının (kimi) iktidar yapmak istediğini bilmek gerekir. Ekonomik erk sahiplerini iktidar yapmak niyetinde olan siyasi yapılar yukarıdan aşağı doğru örgütlenirler. Halkı iktidara taşımak niyetinde olan siyasi yapılar ise aşağıdan yukarı doğru örgütlenmedikleri sürece bu tezleri sempatizanlarına umut dağıtmaktan başka bir anlama gelmez.
Ekonomik erk sahipleri yukarıdan aşağıya doğru örgütlenmiş  sıkı bir örgütle iktidarı ellerinde tutarlar. İktidarlarını sürdürebilmek için de bu tip örgütlenmiş siyasi yapılara ihtiyaç duyarlar.
Yukarıdan aşağı doğru örgütlenmede kimse kimsenin muhalefeti değil,tam tersine birbirlerinin –aralarında sıkı bağlar bulunan-ortaklarıdır. Bu örgütlenme şekli görünüş olarak siyasi bir örgütlenme şekli olsada öz olarak ticari bir ortaklıktan ibarettir. Söylemleri ne olursa olsun, pratikleri ülkeyi kendilerine ait bir dükkan olarak düşünmektir. Bundan dolayı bu siyasi görünümlü yapıların ileri elamanları birer şirket müdürü gibi davranırlar. Bu dükkana sahip olmak-iktidar olmak-için tüm araç ve gereçleri-ülkenin hastalıklı demokrasisinden de yararlanarak-kullanırlar. Amaçlarına ulaşmanın yolunun halkın sırtına binmekten geçtiğini bilen bu siyasi görünümlü şirketler, içi boş ama iyi ambalajlanmış vaatler sallamak,insanları satın almak, çoğunluğu korkutup yıldırmak gibi her tür yöntemleri kullanarak iktidarı elde ederler.
 
Gerçek demokratlar ve yurtseverler ise halkla beraber aşağıdan yukarı doğru örgütlenmenin koşullarını her platformda yaratmaya ve oluşturmaya çalışırlar. Bu yöntem güçlüklerle dolu meşakkatli bir yoldur.Bıkmadan,sapmadan ilerleyecek yolcular ister.
 
Aşağıdan yukarı doğru örgütlenme şekli çok sesli bir koraya benzer. Bu örgütlenme şeklini benimsemiş siyasi yapıların üstüne düşen görev kimseyi koro dışına itmeden bu koroyu iktidara taşımaktır. Evet bu koro çok seslidir. Böyle olması da doğal ve gerçektir. Zaten çok sesliliği de onun önem arz eden bir özelliğidir. Çünkü çok seslilik farklı akılların hayat bulması demektir. Çünkü o sesler biri diğerinin yatmasına izin vermeyen,birbirini çalışmaya sevk eden dinamiklerdir. O sesleri birbirinin hasmı veya muhalefeti olarak algılamak ya da algılatmak o yapıyı asıl amacından alıkoymaktır. Bu yapılar birer muhalefet değil bütünün birer parçalarıdır.
 
Halkı iktidara taşımak iddiasındaki sosyal demokrat partiler bu iddiaları gereği aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmek zorundadır.
 
Bir sosyal demokrat partinin tüzüğü aşağıdan yukarı örgütlenmenin yolunu oluşturur bir nitelik taşımalıdır. Ancak bu sadece bir tüzük sorunu değildir çünkü tüzüğün böyle bir nitelik taşıyıp taşımaması da o tüzük maddelerinin hayata geçip geçmemesi de parti tabanının tutumuna bağlıdır.
Bu tür partilerde kendi kişisel çıkarlarını örgütün çıkarları üzerinde gören kişiler her zaman olmuştur. Bu kişiler parti içinde tuttukları köşelerde türlü ayak oyunlarını sahneye koyarak taban üzerinde hakimiyet kurmayı hedeflerler. Örgütü kullanarak kendi iktidarını kurmak hevesinden kaynaklanan bu tutum yukarıdan aşağıya örgütlenme anlayışından beslenir.
 
Bu kendini örgütün üzerinde görme zihniyetine karşı çare yokmuş gibi seyirci kalmak, oyunu bozmak yerine oyuna dahil olmak niyeti ile hareket etmek göz göre göre halka ihanet etmektir. Bu suçun cezasını da halk ister istemez bu partilere keser. O yüzdendir ki kendisine iktidar vadeden partiye halk inanmaz ve onu bir türlü iktidara getirmez.