Konuk Yazar

Gülnur YILDIRIM



Toplumsal Bilinçten Sömürgeye
 
Kapitalist sistemin ekonomik işleyişinin üretime mi yoksa rant ekonomisine mi dayalı olması, o ülke de yaşayan toplumların davranış biçimlerini de direkt olarak belirler. Bu ekonomik işleyişin değişimi koskocaman üst yapının bütününü yavaş yavaş ya da hızlı bir şekilde alt üst eder. Yani şu an bizim ülkemizdeki üs yapının hareketliliğinin ve değişimin biricik nedeni budur. 1950’li yıllarda karma ekonomi ile rant ekonomisi arasındaki mücadele 12 Eylül 1980’de rant ekonomisinin üstünlüğü ile noktalanmıştır.
 
1950’li yıllardan günümüze kadar geçen bu süreç, doğal olarak toplum davranışındaki değişmeleri de beraberinde getirmiştir. Unutmamalı ki insanların davranışlarını belirleyen bilinçleri değil, tam tersine bilinçlerini belirleyen onların maddi yaşam koşullarıdır. Koşullar üretime dayalı bir ekonomik sistemse insanlar da ihtiyaca dayalı bir yaşam tarzı oluşur. İhtiyacın doğurduğu bu bilinç insanları yaşam mücadelesinin içine iter, üretken kılar, ön yargıdan uzaklaştırır. Bu  sürece uygun toplumsal bir bilinç oluşur. Toplumsal bilinci bu şekilde oluşmuş topluluklar örgütlü davranma özelliği gösterir. Övünç kaynakları ürettikleridir. Böyle toplumlara sahip ülkeler hiçbir zaman başka ülkelerin sömürgesi olmazlar. Bağımsızlıklarını kaybetmezler. Toplumun sıkı yapılı olmasının nedeni budur.
 
Rant ekonomisi dayatısı içinde yaşayan insanlarda toplumsal bilinç oluşmaz ya da sadece aydınlar düzeyinde oluşur. Rant ekonomisinin öznesini bankalar, borsalar, tefeciler, al atçılar oluşturur. Bizim için dayatılan bu maddi koşullar bizi tüketici  olmaya zorlar. Üretkenlik bilincini yok eder. Bireyselliği geliştirir. Toplum olmaktan örgütlü davranmaktan uzaklaştırarak, her gün yeni birilerimizi kendi sömürü zincirlerine bağlayarak yoksul dünyamızda lüks içinde yaşamayı dayatır. Yani ihtiyaca dayalı olması gereken yaşamımızın önüne lüks hayatı geçirir. Dünyamız iyice küçülür, yaşamımız banka kartları ile televizyon reklamları arasında sıkışır kalır. Yaşamımızın böylece şekillenmesi bizde ürettiğiyle değil de ne aldığımızla övünen bilinç düzeyimizi belirler. Bu bilinç bizi her zaman olamayacağımız “Kısa yoldan zengin olma” düş dünyasında ömrümüzü bitirir.
 
Rant ekonomisi benimsetilmiş ülkelerin kendi ürettikleri hiçbir şeyi olmadığından dolayı toplumsal bilinçleri oluşmayacağından örgütlü toplum olamazlar. Örgütlü olmayan toplumlar sömürge olmaktan öteye gidemezler.
 
Bu yazıyı durup dururken niye kaleme aldığımı düşünenler olabilir.
Toplumu ve toplumsal bilinci tanımadan siyaset yapan, sonrada niçin iktidar olamadıklarını kara kara düşünenler için.
Kendi gündemini koyamayan başkalarının yaptıkları üzerinden gündem oluşturmaya çalışanlar için.
Bu ülkenin nasıl yönetildiğini görmemiz için.
Bu ülkenin fabrikalarının niçin kapılarına teker teker kilit vurulduğunu anlamanız için.
Atatürk’ün “Türk toplumu çalışkandır”sözünü niçin söylediğini, niçin yabancı sermayeye karşı olduğunu anlamanız için YAZDIM.