Konuk Yazar

Gülnur YILDIRIM



MADDEDEN DÜŞÜNCEYE
 
Bizim düşüncelerimizi oluşturan maddenin kendisi midir yoksa maddeyi tanımlayan düşüncelerimiz mi? Farklı bir söylemle insanların yaşama biçimlerini düşünceleri mi belirler, yoksa onların düşüncelerini belirleyen içinde bulundukları maddi yaşam koşulları mıdır? Birbirlerinin tamamen zıttı olan bu iki görüş, yaşama bakış ve davranışlarımızda da belirleyici farklılıklar yaratır.
 
Eğer bir ülkede varolan her şey o ülkede yaşayan insanlar tarafından farklı biçimlerde yorumlanıyorsa nedeni bu iki farklı bakış açısıdır. Örneğin demokrasi kavramı bu iki görüş için farklı farklı şeylerdir. O ülkede, hangi görüş nicelik olarak birbirine üstünlük sağlarsa, her şey o görüş doğrultusunda şekillenir.
 
Düşüncelerinin yaşama biçimlerine şekil verdiğine inananlar için demokrasi, çok partili bir sistemdir. Birilerinin belirlediği adayı seçebilmek için halkın önüne koydukları bir sandıktır. Sözüm ona çoğunluğun yönetimidir. Parlamenter sistemdir. Başkanlık sistemidir. Başkasının kazandığı parayı milli gelirden sanki herkes aynı parayı alıyormuş gibi gösterip milli gelirimizin ne kadar da arttığıyla övünmektir. Yönetenlerin ekonomik, politik ve sosyal yaşam açısından sınırsız yetki sahibi olmalarıdır. Demokrasinin işlevi olan seçme hakkını ve seçilenleri geri çağırma hakkını yok saymaktır. Koltuğu mesken tutmak, demokrasiyi seçme ve seçilme hakkıyla terbiye etmektir. Güce biat etmektir.
 
Bu görüşe sahip seçmenler aktif olmayan yığın özelliği gösterirler. Bu yığınların niceliğinin artması yönetimleri ele geçirmeleri devlet yönetiminde kalitenin düşmesine neden olur. Pasif yığın özelliğine sahip olmaları ülkede cereyan eden haksızlıklar karşısında onları tepkisiz bireyler haline sokar. Bu yığınlar seçtikleri yöneticilerin kendi yaşamlarını meşru kılmak için demokrasinin özünü yok ettiğinin farkında olamazlar. Böyle yöneticiler kendi çıkarları doğrultusunda demokrasiye farklı anlamlar yükleyen demogaglardır. Dolayısıyla bu tip yöneticilerin yönettiği devletlerin kalitesi düşer.
 
Düşünce yapısı maddi yaşam koşulları tarafından şekillenen yığınlar aktif toplum olma özelliği gösterirler. Bilinçleri bu şekilde oluşmuş toplulukların seçmen kalitesi de artar. Sorgulama özellikleri gelişir. Ekonomide eşit paylaşım olursa ülkede adaletin yerleşeceğini, adaletin yerleşmesinin sonucu olarak ülkede gerçek demokrasi biçiminin yaşam olacağını  bilirler. Demokrasinin sadece bir düşünce, sadece  bir söylev biçimi değil tamamıyla bir yaşam şekli olduğunu özümlerler. Bu oluşan bilinç onların pasif yığınlar halinde değil tam tersine aktif toplumlar olarak gelişmesini sağlar. Kaliteli topluluklar nicelik olarak da çoğalırlarsa doğaları gereği kaliteli yöneticiler seçerek devlette de kalitenin artmasını sağlarlar.