Turgut Çamer

Alternatif CHP…



DEĞERLİ okurlarım, bu hafta sizlere CHP’nin 34. Büyük Kurultayından izlenim ve gözlemlerimi aktarırken bazı soru ve önerilerimi değerlendirmenize sunmak istiyorum.
 
***
 
Kurultayın yapıldığı Ankara- Arena Spor Salonu’nda ilk göze çarpan pankartlarda ki sloganlardı:
“Çözüm CHP’de”, Sevdamız Türkiye”, Savaşa Hayır”, “Umudun Adı Kemal”, “Liderimiz Kemal”, Hedefimiz İktidar”, Değişimi Ancak Devrimciler Yapar”, “Ey Özgürlük”, “Kindar Değil Özgür Gençlik”, “Faşizme Geçit Yok”.
(Bu sloganlar ayrıca elektronik tabelalarda da yer aldı.)
 
* Önceki kurultaylardan farklı olarak; değişim, dönüşüm ve yenileşme söylemi dillendirilirken “Devrimci CHP, Atatürk’ün Yolunda” sloganları bazı partililerce ağırlıklı olarak atıldı.
Genel Başkan Kemal KILIÇDAROĞLU konuşmasında; “partisinin görkemli tarihiyle hep onur duyduğunu, o tarihin ulusal bağımsızlık tarihi, Kuvvay-i Milliye tarihi ve emperyalizmle mücadele tarihi olduğunu, ‘zamanın ruhunu iyi okumak’ gerektiğini ve CHP’nin reddi miras yapmayacağını ilan ediyordu.”
 
Sn. Kılıçdaroğlu, Cumhuriyetin kuruluş felsefesiyle ters düşengeri gidişe direnen bir sığınaktan ziyade, koşullar ne olursa olsun CHP’nin iktidara aday bir kitle partisi olması gerektiğinin bilincinde...
Bu nedenle de; - Kahvede oturulmayacak, halka gidilecek, kısır tartışmaların içine girenleri partide tutmayacağım…” uyarısında bulunuyordu.
 
***
 
KILIÇDAROĞLU’nun kurultay konuşmasını ayrıntılarıyla medya verdi, kamuoyu yeterince haberdar… Ben, burada PM adaylığı ve seçimi ve de MYK’nın oluşumuyla ilgili bazı görüş ve önerilerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
Örneğin: Kurultayda, Parti Meclisi’ne 150 civarında aday çıksaydı, belki de Genel başkan “Anahtar Liste” çıkarmayacaktı. Ama, adaylık başvurusu ilk anlarda 500’ü aştı ve sonra çekilmelerle 434’e indi. Bu aday sayısı bile, 60 kişilik bir organ için oldukça fazlaydı. Sanırım bu nedenle Genel başkan “Anahtar Liste” çıkarmak zorunda kaldı.
 
Soru ve Öneriler:
Acaba, 17-20 kişilik MYK için 40 üyeden oluşan bir PM yeterli değil midir? Bence yeterlidir… CHP’de PM üye sayısı 80’den 60’a düşürülebildiğine göre; 2 yıl sonra ki kurultay için 40’a -Tüzük değişikliğine gidilerek – düşürülebilir.
 
Nacizane önerim bu…Öyle sanıyorum ki; o zaman 60 kişilik PM adaylığı için 500’ün üzerinde kişi ‘bende adayım’ diye ortaya atılmayacak!..
 
Kuşkusuz, hiç kimse PM’ye aday olduğu için eleştirilemez. Ancak, aday olanların arasında ‘benim de adım olsun’ diye de aday olunmaz!
 
* Bir partinin en yetkili karar organı olan Büyük Kurultay tarafından seçilen Parti Meclisi (PM)ne adaylığını koymayı düşünenler:
- Mensubu olduğum partinin politikaları ile ilgili yeterli bilgi, birikim ve donanıma sahip miyim? Parti politikalarına üst düzeyde katkım ve üretkenliğim olabilir mi? Sorun değil, çözüm üreten bir kişilik ve yeteneğim var mı?.. diye kendilerine soru yöneltip, kendileri hakkında doğru teşhis koymaları gerekmez mi?!
 
***
 
Sosyal Demokrat bir partide hizipler yerine kanatlar olmalıdır. Böyle bir yapı partiye kuşkusuz ki, sorun değil aktivite kazandırır. Önemli olan “Lider Oligarşisine” yer vermemektir.
 
Sn. KILIÇDAROĞLU döneminde oligarşik yapı en alt düzeyde, ancak tamamen etkisiz hale gelmesi için de partinin en üst yönetim ve yürütme organı olan MYK’nın Genel başkan ataması ile değil, PM üyeleri arasından seçimle belirlenmesi gerekir. Bu durum Genel başkanı da rahatlatır. Böylece parti içi demokrasinin tam oluşması için; 60 ya da 40 PM üyesini “anahtar-maymuncuk listelerine” gereksinim duymaksızın kurultay delegelerine ‘istediğinizi seçin’ diyerek onların özgür iradelerine bırakırsınız.
 
MYK üyelerinin herhangi bir nedenle boşalması durumunda yine PM yenilerini seçmelidir. Özellikle MYK’nın böyle oluşumu CHP’de “parti içi demokrasinin” en önemli belirteci olur. Kurultaydan sonra partinin en yüksek karar organı olan PM de tümüyle sorumluluğu üstlenmiş olur.
 
* Katılır ya da katılmazsınız.. PM ve MYK seçimleri için benim önerilerim böyle!.. Sanırım, lider oligarşilerinden uzaklaşmada en etkili formül bu!
 
***
 
MHP ve BDP politikalarını genellikle ırk esasına dayandırdıkları için iktidara alternatif olamayacakları aşikardır. Bu nedenle alternatif CHP’dir. CHP bu ayrıcalığını halka iyice sergiler ve ülke sorunlarının çözümlerini, halkın anlayacağı tarzda “Propaganda Teknikleri ve Seçim Pratikleri”ni uygulayarak benimsetebilirse; önce yerel sonra da genel iktidarın alternatifi olabilir. * 34. Kurultay delegelerinin verdiği mesaj oldukça açık ve anlaşılır:
“Mustafa Kemal ATATÜRK’E, Aydınlanma Devrimine ve Laik Demokratik Cumhuriyete Sahip Çıkacağız, Sol Çizgide Yürüyeceğiz....” İşte tam da bu nedenle; CHP demokrasi ve özgürlükleri, emek-sermaye çelişkisini de görmek zorunda… Bu görüldüğünde; 10 yıldır iktidarda olan ve fütursuzca dini siyasete alet eden, din sömürüsü yapan AKP iktidarı alaşağı edilecektir…
 
* Hiçbir parti siyaseti, insanı yok sayıp ‘kendine demokrat’ olarak kalıcı olamamıştır. Tıpkı, 1989 Yerel Seçimlerinde Turgut ÖZAL’ın ANAP’ına verilen ders gibi bir ders, R.Tayyip ERDOĞAN’ın AKP’sini bekliyor!
***DOSTÇA SELAMLAR…KOLAY GELSİN…
 
NOT: 20 Nisan 2011 tarihinde kaleme aldığım “Propaganda Teknikleri ve Seçim Pratikleri” konusunda ayrıntılara yer verilmiştir.