Turgut Çamer

4+4+4’ün Getirdikleri…



DEĞERLİ okurlarım, okullar açılırken öğretmen, öğrenci ve veliler bu denli bir huzursuzluk yaşamadı dersek, sanırım abartmış olmayız. 4+4+4 eğitim sistemiyle neler geliyor, kısaca mercek altına alalım.
 
***
 
Dilerseniz, öncelikle eğitimin temel amacı nedir? Uzmanlar ne diyor onu okuyalım;
 
- Eğitimin temel amacı düşüncede, duygularda olgunlaşma olmalıdır, bu olgunlaşma da davranışlarla görülmelidir. Eğitim, öncelikle bu olgunlaşmayı hedef kabul etmelidir.
- Temel eğitimin hedefi, kişiliğin yetkinleşmesi, karakterin güçlenmesidir.
- Eğitimin notlara ve sınavlara endeksli olması, kişilik olgunlaşmasını, karakterin güçlenmesini gölgelemektedir. Bu durum büyük bir talihsizliktir. Eğitim bu çarpıklıktan kurtarılmalıdır.
- 60 aylık çocuklar, henüz tuvalet alışkanlıkları kazanmadıkları, kural algısının oluşmadığı, kalem tutma becerisi edinmediği için okula başlatılmaları yanlıştır.
- İkili eğitim veren okullarda, sabah ortaokul öğrencisi öğlen de ilkokul öğrencisi aynı sırada oturacak, sıralar hangisine göre ayarlanacak?
· Dünyadaki 209 ülke arasında sadece 31 ülkede çocuklar 5 yaşında okula başlıyor. 172 ülkede de bizdeki gibi kesintili (4+4+4’lük) bir sistem yok. Aslında zorunlu eğitim süresini uzatıyoruz deyip kısaltıyorlar. Acaba hangi zorunluluk bu sistemi bize dayatıyor?! Hiç kuşku yok ki bu dayatmacılıkla öğrenciler yanlış meslek seçmeye zorlanacak. Velilerin büyük bir çoğunluğu 66 aylık çocuklarını okula göndermek istemiyor, çocuklarımız ‘kobay’ olmasın diyorlar. Gerçekten de 66 aylık çocuk okul öncesi eğitim dönemindedir. Bu dönemde müfredat olmaz, üniteler olmaz, bazı etkinlikler ve program olur. Bolca oyun olur.
 
***
 
Okula Başlama Yaşı
Yasa ile önce 60 ay olarak belirlendi. Tepkiler üzerine MEB genelgesi ile 66 aya çıkarıldı. Milli Eğitim Bakanlığı 60-72 aylık çocukların okula başlaması için “tıbbi tanımlı bir rapor almasını” şart koştu ve çocukların yeterli olan gelişim özelliklerini de şöyle açıkladı:
“Neden-sonuç ilişkisi kurup, ip atlayabilmesi, haftanın günlerini sayabilmesi, sohbete katılabilmesi, topu yerde 5-6 kere sektirebilmesi, topu tek elle omuz üstünden atabilmesi ve tek ayak üzerinde de 10 saniye durabilmesi…”
(Böylece doktorlara yepyeni test yapma olanağı da sunulmuş oldu(!)
 
Sınıf Öğretmenlerinin Durumu
30 bin sınıf öğretmeni yeni sistemde norm fazlası durumuna düştü. Norm fazlası öğretmenlerin geleceği ne olacak belli değil. Bunun çözümü ancak şu şekilde olabilir. Sınıf mevcutları 4+4+4 sistemiyle ister istemez 30 iken 50’ye yükselmiştir. Bu tip okulların bahçelerine prefabrik sınıflar yapılarak sınıf mevcutlarını 25’e düşürülmesi sağlanmalıdır ve böylece norm fazlası durumunda olan sınıf öğretmenlerinin mağduriyeti bir nebze de olsa giderilmiş olur. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin il dışı ve özür grubu atamalarında uğradığı zulme bir parantez açmak istiyorum. İl dışı ve özür grubu (eş özrü, sağlık özrü ve verilmeyen eğitim özrü) atamalarında dalga geçer gibi sadece 7-10 ile tayin hakkı verilmesi ve bu illerin %85’inin zaten görev yapmakta oldukları doğu illerinin olması, öğretmenleri meslekten istifa noktasına getirmiştir. Türkiye genelindeki 30 bin sınıf öğretmeni fazlası nedeniyle, illerde kontenjan açılmamasına sebep olmuş ve insanların aile bütünlüğü, eğitim hakkı ve sağlık özrü hakkı yok sayılarak anayasa göz göre göre çiğneniyor. Üstelik ailesinden, eşinden, çocuklarından, bakıma muhtaç annesinden, babasından ve çocuğundan ayrı bırakılmaya zorlanan ( beğenmiyorsan ücretsiz izine ayrıl denilen!..) öğretmenlerden bu hükümet bu eğitim-öğretim döneminde nasıl bir performans ve fedakarlık bekliyor akıl alır gibi değil!!!
 
***
 
Sevgili Çanakkale OLAY okurları, Başbakan R.Tayyip ERDOĞAN’ın ; “Ben dindar nesil yetiştireceğim” deyince, Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizin Hayatı derslerini seçmeyen öğrenci ve veliler muhafazakarlaşmanın baskısı altında olacaklar. Adeta kendilerine ‘zındık’ gözüyle bakılacak. Salt, İmam Hatipler ve bu dersler için; Anayasa ile korunan ve cumhuriyet eğitiminin temelini oluşturan ‘Öğretim Birliği Yasası’ ortadan kaldırılmaya çalışılıyor.
 
*Sapla-samanın nasıl karıştırıldığına dair bir örnekle bu haftaki yazımı sonlandırayım; Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer ne diyor: -“Biz istemiyoruz ama vatandaşlar 60 aylık çocuklarını bile göndermekten yana. Eğitimdeki reformlardan PKK ile birlikte laikçi kesim rahatsız oluyor.”
 
El insaf… Yepyeni bir takiye örneğiyle karşı karşıyayız, dikkat… Salt eğitimde değil diğer alanlarda da AKP’nin yaptığı yanlışlara karşı çıkanlar; iktidarca ya PKK yandaşı ya da laikçi olarak yaftalanıyor.
İşte sapla-saman da böyle karıştırılıyor…
 
Not: Herşeye karşın 2012-2013 Eğitim-Öğretim Yılında öğrenciler, öğretmen ve velilere başarılar dilerim.