Turgut Çamer

Muhteşem Bir Ders!!!



Değerli okurlarım, Başbakan R.Tayyip ERDOĞAN ‘İmralı Sızıntıları” için ne düşünüyor? Bilinmiyor, sızıntıdan söz etmiyor da - kim sızdırdı bunları ya da sızdıranlara – ‘batsın sizin gazeteciliğiniz…’ diyerek kükrüyor!..
 
Geçtiğimiz hafta sonu Balıkesir’in Edremit ilçesinde halka hitap ederken bir yurttaşın; “Bebek katiliyle masaya oturuyorsunuz. Bu ne demek oluyor?” sözlerine; “Biz her yolu deneriz” yanıtını veriyor.
 
Bu kez yurttaşın; “Ben gaziyim” diye haykırması üzerine Başbakan; “Gaziliği istismar etme” diyerek vatandaşı kendince azarlıyor.
 
Baldıran zehri içmeye kalkışan birinden de böyle bir tepkinin gelmesi herhalde beklenirdi!..
 
***
Batsın senin gazeteciliğin’ diyen Başbakan Erdoğan’a gereken tepkiyi Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet ABAKAY;
“ Gazeteciler, medya kuruluşları neyi haber yapıp yapmayacaklarını, neyi yazıpyazmayacaklarını başbakanlara, bakanlara, valiye, savcıya imama, Diyanete sormazlar…Medyanın iktidarın yanında olmasını istemek demokrasi dışı bir taleptir. İktidarın yanındaolan medya hükümetin medyasıdır. Özgür medya değildir…”
diyerek gösterdi.
 
‘Analar artık ağlamasın; akan kanlar dursun’ masallarıyla ortaya çıkanlar “Tutanak Tuzağına” düşünce ne yapacaklarını şaşırmış haldeler ve adeta; hazırlayacağımız yeni Anayasaya oy verin, yoksa iç savaş çıkar! Diye halkı tehdit ederek çaresizlik içinde debeleniyorlar!..
 
Nitekim, BDP Eş başkanı Selahattin DEMİRTAŞ, “Biz hiçbir zaman ‘Ben baldıran zehri içmeye hazırım’ diyen bir Başbakan’a karşı komplo içerisinde olmayız. Böyle bir ahlaksızlık içerisinde olmayız. Başbakan’ın içinin rahat olması lazım…” diyerek Başbakan’ın içine düştüğü çıkmazdan kurtarabileceklerini açıkça deklare ediyor.
 
Ancak, bu destek ne karşılığında veriliyor?.. Az çok belli değil mi? Emperyalistlerin de tükenmeyen özlemi olan yeni bir “Sevr Çukuru” karşılığı!..
 
* Kişisel öngörüm şu; ‘İmralı Sızıntıları’ tablosu, konjonktür partisi olan AKP’de istifa yağmurlarını beraberinde getirecektir.. Çünkü, AKP bünyesinde de vatansever insanlar vardır.
 
***
 
Sevgili Çanakkale OLAY okurları, bu günlerde ülkemiz gündemini işgal eden yukarıda ki talihsiz gelişmeler üzerine Mustafa Kemal ATATÜRK ile İsmet İNÖNÜ’nün bir anekdotu aklıma düştü, paylaşmak istiyorum.
 
Konu: Azınlıklar.. Başbakan İnönü bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Atatürk’ün huzuruna çıkıyor.
 
(Bugünlerde ‘baldıran zehri bile içeriz, yeter ki analar ağlamasın’ kampanyası ile Türkiye bir “Azınlık PKK” sendromu yaşamaya başladı.)
 
Atatürk ile İnönü arasında yaşanan bir olay bugünlere de ders niteliğinde.
 
* Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşk’ünde Atatürk’ü ziyaret ediyor:
ATATÜRKHayırdır İsmet… Habersiz geldin.
İsmet İNÖNÜ– Paşam azınlıklar meselesi… Konuyu Meclise getireceğiz… Ne diyorsunuz?
ATATÜRKİsmet bugün geç oldu… Yarı sabahtan erkenden gel konuşalım.
İnönü çıkınca Atatürk “bütün görevlileri” toplamış:
ATATÜRKSadece laleler kalsın… Bahçedeki bütün çiçekleri sökün, atın… Derhal.
İsmet İnönü sabah gelmiş, bahçenin “halini” görmüş ve “görevlilere” sormuş:
İsmet İNÖNÜNe oldu böyle?
GörevliGazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük..
 
İnönü, Atatürk’ün odasına girmiş:
İsmet İnönüPaşam, bahçenin durumu nedir?
ATATÜRK Azınlıkları söküp attım İsmet.
İnönü “anladım” dercesine başını öne eğmiş.
ATATÜRKİsmet ben“Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden bu vatanın öz evladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin... Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.
 
* Evet… Tarihi olay böyle.. Hem de muhteşem bir ders niteliğinde, ama anlayanlara ders!..
 
* Atatürk hayatta olmadığına göre, Tanrı ülkemizi “Sevr Çukuru”ndan korusun!..