Konuk Yazar

Osman Demircan



DÜNYA SU GÜNÜ
22 Mart günü “Dünya Su Günü”ydü; geldi geçti. Çok fazla kimsenin de haberi olmadı. Siz bir şey duydunuz mu? Demek ki insanlar suyu çok fazla önemsemiyor. Zaten genelde değerli şeyler elden gittikten sonra aklımız başımıza gelmez mi? Bu bizim genel karakterimiz. Ancak su konusu başka, bu konuda kendimize gelip daha geç olmadan bir şeyler yapmamız gerek.
Burada iki önemli şeyi tekrar vurgulamak istiyorum: Birincisi su her şeyden daha önemlidir ve geç kalmadan herkesin bunun bilincine varıp suya sahip çıkması. İkincisi de Türkiye’nin su zengini bir ülke olmaması ve küresel kirlenme sürecinde ve özel olarak yeni maden yasası uygulamalarının yoğunlaşmasıyla ülkemizde suların hızla kirlenmesi.
Bir kızılderilinin dediği gibi son yeşil ağaç da gittikten sonra paranın yenmediğini yani işe yaramadığını anlayacağız. Yaşam için, hem de sadece insan yaşamı için değil küçük büyük tüm canlı varlıkların varlığı ve yaşamı için SU olmazsa olmaz bir şeydir. Su Dünyada çok; Dünya’nın dörtte üçü denizlerle kaplı, dahası yeryüzü nehirler, dereler, göllerle kaplı ama çoğu kirlenmiş, balık bile yaşamıyor. Kirli suların içilmediğini, sağlığa zararlı olduğunu, hastalıkların sularla geldiğini biliyoruz. Sanayileşme, madencilik gibi insan faaliyetleriyle yeryüzünde sular gittikçe daha fazla kirleniyor. Çanakkale özelinde Kazdağları bölgenin tüm su kaynaklarını oluşturan dağlar, son yıllarda madencilik faaliyetlerinin artması nedeniyle bu çok özel temiz su kaynaklarının hızla kirlenmesi tehlikesi ortada. Bu bağlamda herkes su konusunda bilinçlenmeli, temiz suyun ne kadar önemli olduğunu öğrenmeli ve suyuna sahip çıkmalı. Dünyada 1.2 milyar insanın güvenli su kaynaklarına ulaşamadığı ve az gelişmiş ülkelerde ortaya çıkan hastalıkların %10’nun yetersiz ya da sağlıksız su kaynaklarından kaynaklandığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, temiz suyun ne kadar önemli olduğu anlaşılmaktadır.
Genelde Türkiye su zengini bir ülke değil: kişi başına düşen su miktarı yıllık 1520 metre küp kadar. Bu miktar su zengini ülkelerde yıllık 10 000 metre küpü geçiyor. Medeniyetlerin de oluşması, gelişmesi ve yok olmasının suya bağlı olduğunu biliyoruz. Dünya’da su ile ilgili bazı önemli gerçekler şöyle özetlenebilir:
• Dünyadaki tatlı suyun %80 i buzul olarak kutuplardadır.
• Dünyadaki nehirlerin yaklaşık 2/3ü (yaklaşık 300 nehir) sınır ötesi su olarak bir kaç komşu ülke tarafından paylaşılmaktadır. Bu nehirlerin hemen hemen tamamı komşu ülkelerle sorunlara yol açmaktadır. • Yaklaşık 1,1 milyar insan temiz içme veya kullanım suyundan yoksundur. • Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz su ile ilgili hastalıklardan dolayı ölmektedir.
• 2025 yılında dünya nüfusunun üçte biri şiddetli derecede su sıkıntısı çekecektir.
• Halen dünyada 2,8 milyar insan şehirlerde yaşıyor, bu rakam 2025`te 4,5 milyara yükselecek. Şehirler temiz suya daha fazla ihtiyaç duymakta olup aynı zamanda da daha büyük atık su sorununa yol açmaktadırlar. Şehir nüfusunun artması ciddi su sorunlarını beraberinde getirecektir. • Ülkemizdeki 3200 belediyenin yaklaşık 50 adedi kanalizasyon sularını arıtmaktadırlar. Başka bir deyişle nüfusumuzun yaklaşık 50 milyonuna ait kanalizasyon suları doğrudan nehirlere dolayısıyla göl ve denizlere akmaktadır.
Bu kadar önemli olduğu için Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio`da düzenlenen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı`nda dünyada suyun giderek artan öneminden dolayı her yıl 22 Mart gününün "Dünya Su Günü" olarak ilan etmiştir.
Bu bağlamda gerçekten herkes bilinçlenmeli ve suyuna sahip çıkmalı; çünkü sudan daha önemli başka bir şey yok.