Turgut Çamer

Dijital Toplumun 90(Y) KUŞAĞI!



Değerli okurlarım, ‘Sosyal Medya’ 31 Mayıs 2013’te Taksimden başlayarak ülke çapında rüştünü kanıtlamıştır. 31 Mayıs tarihi yepyeni bir dönemin başlangıcını ifade etmektedir. İletişim teknolojisi (bilgisayar, internet ve cep telefonu) küresel kültürün gençlerini yarattı. 25-30’lu yaşlarda olan bu gençler internet ile tanışmış, Facebook ve Twitter ile haberleşmiş. “bireysel özgürlük ve hakları” temel değerleri saymışlardır. Toplum bilimciler, sosyologlar bu gençlere Y kuşağı (1981-2000 arasında doğanlar) ismini verdiler. Bu kuşakla etkileşim kurmak istiyorsanız ‘teknoloji özürlü’ olmamak gerektiğine dikkat çekiyorlar.
***
Son 1OO yıl baz alındığında batı toplumları kuşakları şöyle adlandırmış:
(1922 - 1945 arası doğumlular) : Sessiz Kuşak,
(1946 - 1964 arasında doğanlar) : Bebek Patlaması Kuşağı,
(1965 - 1980 arası doğumlular) : X Kuşağı,
(1981 - 2000 arasında doğanlar) : Y Kuşağı,
(2001 – 2020 arası doğumlular) : Z Kuşağı.
* Y Kuşağı döneminin diğer kuşaklardan farkı, onların “bilgisayar, internet ve cep telefonu teknolojilerinin içine doğmuş olmaları”dır.
* Bu köşenin yazarı gibi 68 Kuşağı iseniz, “batarya pilli radyo teknolojisi içine doğmuşsunuzdur!"
Erken yaşta evlenen 68’liler X Kuşağını yani kendi çocuklarını eğitip, onları kendi takipçileri haline getirmeyi büyük ölçüde başardılar. Ancak torunlarına (Yani Y Kuşağına) söz geçirme fırsatını sanırım kaçırdılar.
*Torunum Turgut Doruk ÇAMER (Z Kuşağı-21 Ocak 2012 doğumlu- henüz 1.5 yaşında)
İnanmayabilirsiniz…  Torunum bu yaşında çalışma odamdaki bilgisayarıma el koymak için sabırsızlanıyor! Babasının kucağına koyduğu “tablet” üzerinde çizgi film oyununu açıp oynamak ve minicik parmaklarıyla dokunmatik ekran üzerinden cihaza geçerli komut verebilmek için bir görseniz nasıl çabalıyor!..
90 (Y) Kuşağının Gezi Direnişine tanık olduk.. Türkiye’de 2011’den itibaren doğanlar Z Kuşağını oluşturuyormuş. En yaşlısı 2 yaşında!!! Zaman su gibi akıyor.. Varın siz düşünün! (Z) Kuşağının Tayyip Erdoğan benzeri başbakanlarla karşılaştıklarında neler yapacaklarını?!.
***
Gezi Parkı eylemlerinden önce özellikle biz 68’liler çok kaygılanıyorduk.. Gençlerimizin apolitik, sosyal sorumluluktan bi haber, bencil, salt cep telefonu ve bilgisayarlarla meşgul, internete yapışan, arkadaşlarıyla gezip-tozan, dünya ve Türkiye gündemiyle ilgilenmediklerini zannederdik! Yanılmışız, kendi adıma o pırıl pırıl gençlerden özür diliyor, her birinin alınlarından öpüyorum…
Onlar; yalanı, sahtekarlığı, ikiyüzlülüğü, çıkarcılığı semtlerine sokmuyorlar. Kendilerine; “bir avuç çapulcu.. Terörist.. Marjinaller.. Dış güçlerin maşası.. Faiz lobisinin piyonları oldunuz!..” diyerek aşağılayan-azarlayan ağzı bozuk ‘dediğim-dedikçi’ bir Başbakan’a ‘ifade özgürlüğü’ konusunda okkalı bir ders vermişlerdir. Aslında Gezi direnişi 10.5 yıldır despotik davranışlara yeter artık isyanıdır!..
O gençler,  Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN Bursa Nutkunu belli ki okumuşlar! Okumayanlara yardımcı olalım;
-Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek küçük ya da en büyük kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek.
Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Mustafa Kemal Atatürk Bursa, 5 Şubat 1933
*(Devlet adamlığı işte budur..  Yüce Atamız 80 yıl sonrasını bile öngörebilmiştir!)    
                                                           ***
Sevgili Çanakkale OLAY okurları, Türkiye’ye yayılan Gezi eylemlerinden dersler çıkarılıp süreç doğru okunmalıdır. Gezi direnişi “güçlü bir toplumsal hareket, kendiliğinden oluşan bir büyük isyandır.”
90 (Y) Kuşağının değerlerini bir türlü kavrayamayan AKP iktidarının körlüğü nedeniyledir bu yaşananlar! Hiç kimse merak etmesin bu genç kuşağın katıldığı bir halk iktidarı her şeyin ilacıdır!
Özetle AKP’nin demokrasiden zerrece nasibini almamış ‘dayatmacı-dikta heveslisi’ politikalarına karşı bir ortak zeminde kesintisiz mücadeleyle halkın muhalefeti sürdürülerek halkın taleplerini önceleyen “demokratik-özgürlükçü” yepyeni bir TÜRKİYE inşa edilecektir.
NOT:  90(Y)Kuşağı bir adın da “Direngezi Kuşağı” olsun!