Turgut Çamer

SÖMÜRÜ Nasıl YAPILIR..?!



Değerli okurlarım, bu hafta Amerikalı ünlü ekonomist John PERKİNS’İN “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” adlı kitabından birkaç alıntıyı paylaşmak istiyorum. Ülkelerin nasıl aldatıldığını, nasıl sömürüldüğünü, aymaz yöneticilerin nasıl teslimiyetçi olduğunu turnusol gibi gözler önüne sermek adına aşağıdaki satırları okumaya davet ediyorum!
***
           İşte ekonomist John PERKİNS’İN bazı itirafları:
1 - Kendi otomobilini üretemeyen ülkeye borç para verip otobanlar, yollar yaptırırız. (Sonra onlara arabalarımızı satarız..)
            2 – Daha sonra bankalarını satın alırız. (O bankalardan halka ucuz krediler verip daha çok araba almalarını sağlarız… Böylece verdiğimiz o krediyi arabamızı satarak geri alırız, hem de faiziyle..)
            3 – O ülkeye Dünya Bankası ya da kardeş kurumlardan bir kredi ayarlarız. (Ayarlanan kredi asla o ülkenin hazinesine gitmez. O ülkede ‘Proje’ yapan bizim şirketlerimizin kasasına girer.)
            4 – Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, dev havayolları yapılır. (Aslında insanların işine yaramayan bir yığın beton yığınları oluşur ve bizim şirketlerimiz kazanır.. O ülkedeki birileri de nemalandırılır.)
            5 – Toplum bu düzenekten hiçbir şey kazanmaz. (Ama ülke büyük bir borcun altına sokulmuş olur. Bu o kadar büyük bir borçtur ki ödenmesi olanaksızdır. Plan böyle işler..)
            *Sonunda ekonomik danışmanlar/tetikçiler olarak gider onlara deriz ki;
- “ Bize büyük borcunuz var. Ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü satın, doğal gazı bize verin, askeri üslerimize yer gösterin! Askerlerinizi birliklerimize destek olmaları için savaştığımız bölgelere gönderin, Birleşmiş Milletlerde bizim için oy verin!.. Elektrik, su, kanalizasyon sistemlerinizi özelleştirin! Onları Amerikan şirketlerine ya da diğer çok uluslu şirketlere satın! Ve bu arada; Sosyal hizmetleri, teknik sistemleri, eğitim kurumlarını, sağlık kurumlarını hatta adli sistemlerini ele geçiririz.. Bu, ikili üçlü dörtlü bir darbeler serisidir…”
***
            Sevgili Çanakkale OLAY okurları, sömürünün daniskasına maruz kalan ülkeler size tanıdık gelmiyor mu? Ne acı ve yazık ki o ülkelerden biri de biziz.. Borç kıskacında olan Türkiye her türlü ödünü vermek zorunda kalmıyor mu? Bizi son 10.5 yıldır sivil faşist dikta rejimini andıran tarzda yöneten AKP hükümeti ‘her şeyi toz-pembe’ gösterme gayretkeşliğini daha ne kadar sürdürecek, sanırım merak edilen budur!!!
            * Bu gün Lozan Anlaşmasının 90. Yıl dönümü.. 24 Temmuz 1923’te Anlaşma imzalandığında; Osmanlı devletinin borcu, 161 milyon altın imiş. Türkiye Cumhuriyeti bu borcun 107 milyon 500 bin altın lirasını üstlenmiş ve Atatürk öldüğü zaman, Türkiye’nin kimseye borcu olmayan ve kimseden borç istemeyen “TAM BAĞIMSIZ” bir ülkedir.
            * 2002 yılına kadar, tüm Cumhuriyet Hükümetlerinin iç-dış toplam borcu 198 Milyar Dolar’dı.
            * 1985-2002 yılları arasında 8.1 Milyar Dolarlık özelleştirme yapıldı.
            * 2003-2013 yılları arasında 46.1 Milyar Dolarlık özelleştirme yapıldı.
            *AKP Dönemindeki özelleştirme ihaneti sonucu; 192 Kamu kuruluşunda hiç kamu payı kalmadı, çoğu yandaş firmalara kelepir fiyata satıldı.
            2013 yılına geldiğimizde toplam 513 Milyar Dolar borcumuz var. Buna özelleştirmelerden gelen 46.1 Milyar Dolar eklendiğinde, AKP döneminde (yani 10.5 yılda) Türkiye 559.1 Milyar Dolar borca batırılmıştır. Yıllardır “fakir-fukara, garip-gureba!” edebiyatı yaparak ‘her şeyin eskisinden daha iyi(!)’ yalanları ve “Cumhuriyet tarihinde yapılamayanları yaptık!” böbürlenmeleriyle ülkemize yaşattıkları tablo bu…
            (*) İşte bu içine düşürüldüğümüz ekonomik tablo nedeniyle de Atatürk’ün devrimlerini anmamak ve onu sevmemek mümkün mü?
            - Atatürk’ü seviyorum çünkü; Atatürk ne koyu bir sağcı kadar faşist, ne koyu bir solcu kadar komünist ruhluydu.
            - Atatürk’ü seviyorum çünkü; Atatürk ne Camiye inançsız girecek kadar dinsiz ne de inançlarıyla boğulacak kadar yobazdı.
            - Atatürk’ü seviyorum çünkü; Atatürk ne cahilliğin pençesinde boğuldu ne de bilgeliğin ellerinde halkına yüksekten baktı.
            - Atatürk’ü seviyorum çünkü; ATATÜRK ASLA SATILMADI VE SATMADI!
***SÖMÜRÜLEMEYEN TÜRKİYE ÖZLEMİYLE...