Konuk Yazar

Ruşen Fuat



YA BAŞKANLIK
YA ZİNDAN
                Görünen köy kılavuz istemez, yorumumuz müneccimlik hiç değil. Açık-seçik söylenemeyen niyet, dolambaçlı yollarla anlatılmaya çalışılıyor. AKP ve ABD arasındaki sözlü ve yazılı (BOP) Büyük Ortadoğu Projesi nin As Başkanı Amerika devlet başkanı, eş başkanı AKP’nin başı Ortadoğu İslam Ülkeleri’ne demokrasi getireceğiz, ayağıyla petrolü kontrol altında tutup, Ortadoğu’da Müslümanlığı ve mezhep ayrıcalığını kendi pis çıkarlarına alet ediyorlar.
                Ergenekon- Balyoz davaları bu projenin başka ayağı. Vatanperver Atatürk devrimlerine sadık, Laik Cumhuriyetçi, Demokrat, Özgürlükçü Asker-Sivil ne kadar aydın onurlu kadın-erkek varsa zindana hapsedip dışarıdakilere gözdağı verip, ya başkanlık rejimini kabul edersiniz ya da Sayın Abdullah Öcalan başka olmak üzere ömür boyu zindanda çürürsünüz.
                Doğal olarak başkanlık rejiminin kabulü sonucu başkanlık cepte-keklik Güneydoğu-Doğu illeri olduğu gibi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için silme evet oyu verir. Ortaanadolu, Karadeniz, Batı-Akdeniz illerinin kırsal bölgeleri yüzde 50 kafadan evetçi, yüzde yetmişle başkanlık garanti ve de sonunda tek adamın lütfüyle genel af.
                Önce bir Taraf diye gazete yayına soktular. Çuvallar dolusu devletin ve devletlerarası ve de Nato’nun arşivlerindeki gizli bilgiler Taraf gazetesinin kapısının önüne bırakıldı. Silivri’de dava açıldığında davanın sonucu belliydi. Karar veren yargıçları kutlamak gerekli. Nasıl 27 Mayıs 1960 ihtilal inin yargıcı Salim Başol, başka Cumhurbaşkanı Celal Bayar, başbakan Adanan Menderes olmak üzere sanıklar getirildi diye ihtilalin uşaklığını yaptıysa ileride tarih bugünkü yargılamayı nasıl yorumlar yaşayanlar görecek.
                1959’da siyasi tarihimize 31 km olayları olarak geçen milletvekillerinin yolunu kesip en yakın dostları karşı karşıya getiren azgın Demokrat Parti (DP) genel merkez yöneticilerine alet edilen Çanakkale (DP) örgütü 27 Mayıs 1960 ihtilalinde olaydan 9 ay sonra tutuklanmaları önce C.H.P. Çanakkale örgütünü üzdü, Yassıada ‘da 3 kişinin idamını veren hâkimler bu dava siyasidir, yargı politikaya alet edilemez deyip, davayı ret etselerdi mahkeme başkanı Salim Başol bugün demokrasi kahramanı olarak anılırdı. Ve de idam kararına karşı benim seçtiğimiz başbakanı nasıl asarsınız diyen bir tek kişi çıksaydı ve karakolluk bir olay yaşansaydı demokrasimiz güçlü ve seçimle gelen seçimle giderdi. Seçimle gelen e iktidardan düşersem veremeyeceği hesaplar içinde boğulmazdı. Olmayacak işler her mevki sahibini suçlu duruma düşürmez korku dağları yaratmazdı.
                12 Eylül’den sonra (DGM) Devler Güvenlik Mahkemelerinin hâkimleri bizim yanımızda askeri rütbeli yarbay albayın ne işi var deyip mahkeme heyetinden çekilselerdi günümüzde özel yetkili hâkimler ve özel yetkisi kardeşim biz yetkiyi milletten alıyoruz milletim adına vicdani kanaatimi de ilave ederek karar veririm, ne özel ne de donatılmış yetki istemiyoruz deselerdi işte gerçek demokrasimize kavuşurduk. Rüya mı görüyorum demeyin sevgili okurlarım lütfen meraklı iseniz bu yazıyı kesip saklayın belki bir gün lazım olur.
                Hoşçakalın….