Konuk Yazar

Ruşen Fuat



ÇEŞİTLİ TUTSAKLIKLAR
                 Tutsaklık özgürlüklerden mahrumiyetliktir. Bazen insan tutsaklığı kendisi yaratır. Bazen toplumsal yaşamın dışına çıkarsınız, yasalar gereği özgürlüğünüz kısmen veya tamamen elinizden alınır.
                Yaşamın en vazgeçilmezi özgürlüktür. Her canlı özgür yaşamın tadını çıkarır, özgürlüğün yok olması yaşamı anlamsız kılar. Tanrı bir insanı susuz bırakabilir. Ama özgürsüz bırakmasın.
                İnsan yaşadığı süre içinde servet, mal, mülk, para peşinde koşar, zenginlik mal, mülk serveti çoğaldıkça özgürlüğü kısıtlanmaya başlar. Kendini korumak için evini yüksek duvarlarla çevrili, demir parmaklıklı bahçe duvarlarının arkasına açık cezaevine hapseder. Kendisine ve de aile fertlerine özel koruma fedaileri tutar. Her an bir saldırıya uğrayacakmış duygusuna kapılır. Çoluk çocuk noksansanız bir akşam yemek masasında buluşmayı özler, hanım başka havalardadır, çoluk çocuğun kimisi hanyada kimisi Konya’dadır. Siz üç arkadaşınızla deniz kenarında bir bankta sohbet etmekten mahrumsunuzdur. Zannedersiniz ki çok servetim olunca her şeye sahip olacaksınız. Ama özgürlüğünüz elinizden uçup gitmiştir.
                Politikacılığa heves edersiniz, astığım astık kestiğim kestik noktasına ulaşınca özgürlüğünüz yerini, önünüzde arkanızda yüzlerce emniyet ve güvenlik çemberinin içinde sıkışıp kalmışsınızdır. Arabadan inip herhangi bir yerde tuvalete dahi gidemezsiniz. Donunuza kaçırma pahasına önceden denetimi yapılmış yerde ihtiyaç molası vermek zorundasınız. Yediğiniz yemekler laboratuardan incelenmeden önünüze konulamaz. Şöyle karnınız acıkınca köşe başındaki büfeden bisküvi dahi alma özgürlüğünüz yoktur. Üç arkadaşınızla şöyle deniz kenarında ağız tadıyla bir yemek veya çay kahve içme özgürlüğünüz yoktur. Nikâhlı eşinizden başka biriyle beraber olmak aklınızdan dahi geçirme özgürlüğünüz olamaz, çünkü tüm toplumun gözü üzerinizdedir. Bilmem hangi padişahımız 40’ından sonra gelen tahtın üzerine ne edilir diye, futbol maçı seyretmeye stada gitme cesaretinin kaybetmişseniz ne eyleyeyim öyle saltanatı muktedirliği.
                Şöhret olursunuz şöyle ellerinizi kollarınızı sallayarak sahilde dolaşamazsınız. Tüm gözler üzerinizdedir. Sıradan giyinip bakımsız doğal halinizi ararsınız.
                Ne sonsuz servet ne sonsuz muktedirlik ne de büyük şöhret özgürlüğün yerini alamaz. Bir gün ne şöhret, ne servet ne de hükmetmeyi kaybedersiniz ama en acısı özgürlüğü kaybetmektir.
                Hoşçakalın…