Konuk Yazar

Ruşen Fuat



GÜNÜMÜZÜ 27 MAYIS’LA KIYASLAMAK
 
Nasrettin Hoca’nın evine hırsız girer, hoca kızgın ve üzüntülüdür, kahvede arkadaşlarına dert yanar, arkadaşları hocayı eleştirmeye başlarlar.”Ah be hocam kapıyı iyi dayaklasaydın, pencereyi açık bırakmasaydın, hırsıza tuzak kursaydın” gibisinden önerilere, hoca “Abe dostlar hırsızın hiç mi kusuru yok Allah aşkına” diye cevaplar. Bizim sağcı iktidar sahipleri 1950`den itibaren 63 yıldır neden askeri darbeler, ne muhtıralar bizlerin iktidarı zamanlarında oluyor diye hep ihtilalci darbecileri suçlayıp, galiba bizde de bir noksanlık var diyerek özeleştiri zahmetine girmeyip, kendilerini mağdur ve acındırma yolunu seçiyorlar. Çünkü duygu istismarı daha kolay.
27 Mayıs 1960 öncesi günlerde D.P. iktidarı T.B.M.M. sine yargılama yetkisi vermiş yasama ile yargılamayı birleştirmiş bugün Yasama, Yargı, Yürütme bir organda birleşmiş görüntüde. O Günler üniversite öğrenci olaylarında bir Turhan Emeksiz hayatını kaybetmiş, D.P. iktidarı üniversite hocalarını kara cüppeliler diye karalayıp, orduyu yedek subaylara idare ederim diyerek orduyu itibarsızlığa çalışmıştı. Daha neler neler Adnan Menderes kendime sabık başbakan dedirtmeyeceğim dedi ama maalesef acı son ile karşılaştı.
Darbelere ve muhtıralara yol açtı. İstifa etmeyi düşündü ama cumhurbaşkanı Celal Bayar “dere geçerken at değiştirilmez” deyip politikacıların istifa edip Süleyman Demirel gibi altı defa gidip yedi defa iktidara gelme alışkanlığına neden oldu.
Hoşçakalın…