Konuk Yazar

Ruşen Fuat



DİKTA ŞAHANE
SEÇİM BAHANE
 
                Bir ülkede Başbakan’ın söylevlerine takılıp, yorum, eleştiri, mehdiye yazmak çok doğal bir olaydır. O hepimizi yöneten bir heyetin Bakanlar Kurulunun Başkanı ve bakanlara arası uyumu, kontrolü, diyoloğu sağlayan orkestra şefidir, her yurttaşı ilgilendirir.
                Yay’dan çıkan ok gibi ağızdan çıkan sözleri dönmez. Yanlış anlaşıldı, ben onu demek istememiştim diyerek bazı sözler geri alınmak istese de, söyleyenin iç âleminin aynasıdır. Biz’lerde yazdıklarımızın sorumluluğu kadar yazamadıklarımızın sorumluluğunu taşımaktıyız.
                Başbakan Tayyip Erdoğan geçen gün, ben diktatörlük taslıyorsan, 24 Mart 2014 yerel seçimlerinde halk AKP’yi seçmez, bende arkama bakmadan çeker giderim diye vecize yumurtladı. Ne yapacaktı sanki ben gitmiyorum arkadaş, seçim-meçim tanımıyorum mu diyecekti.
                Dünya’ya hiçbir diktatör seçimle gelen, Hitler, Musallini dahi seçimle gitme şansını yaşayamamış, hani şu bizim 27 Mayıs’çılar, 12 Mart’çılar, 12 Eylül’cü sözde diktacılar hariç, onlar en kısa zamanda sandığı Halk’ın önüne koydular. Demirel’i, ,Özal’ı, Tayyip Erdoğan’ı yarattılar. Sosyal demokratların ocağına incir ağacı diktiler. Köküne zehirli suyu dökerek 60 yıl doğru dürüst Cumhuriyet Türkiye’sini yönetme olanağı bulamamış önü kesilmiştir.
                Evet şimdi seçimle AKP iktidarı son bulursa Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğü son bulup, tescil edilmiş mi olacak, mantık onu gösteriyor.
                Seçimle gelip, seçimle giden Tayyip Erdoğan’ın faşistlikle suçladı rahmetli İsmet İnönü tüm gücüne karşılık iktidarı efendi gibi D.P ye teslimi etti. Muhalefet lideri olarak politik hayatına çağdaş liderlere yakışan şekilde, demokrasimizin dal, budak salmasına ömür boyunda uğraştı. Cumhuriyetimizin 90 yılı demokrasimizi yaşatma geliştirme uğruna mücadeleyle geçenleri rahmet ile anıyoruz.
                Hoşçakalın…