DENİZ’LERİN CESARETİ VE KARARLILIĞIYLA...

09.05.2016         iensar_68@mynet.com

Deniz, Yusuf, Hüseyin idamlarının kırkdördüncü yılında mezarlarının bulunduğu Ankara, Karşıyaka başta olmak üzere Türkiye’nin bir çok ilinde,sokaklarda,alanlarda; yaşlı-genç, kadın-erkek binlerce demokrat,yurtsever ve devrimcinin katılımıyla anıldılar.

 Daha önceki yıllardan farklı olarak 2016 6 Mayıs’ının sokaklarda ve alanlarda gerçekleşiyor olmasıydı. Elbette anmaların kapalı salonlardan sokaklara ve alanlara taşıyor olması, salonlara sığmıyor olması toplumsal çelişki ve ilişkilerin keskinleşmesiyle, kapitalist-emperyalist sistemin baskı ve sömürüsünün yoğunlaşmasıyla, savaş kışkırtıcılığının ve tehlikesinin geçmiş yıllara oranla daha görünür olmasıyla, yakın bir tehdit ve tehlike olarak yaşanıyor olmasıyla ve kitlelerin uyanışıyla Deniz’lerin mücadelelerinin ve katlediliş nedenlerinin politik hafızada daha güçlü bir biçimde canlanıyor olmasıyla doğrudan ilişkilidir.

 

Türkiye açısından bakıldığında sömürünün dizginsiz bir hal almasının da ötesine geçen yağma ve talanın ayyuka çıkmış olması, baskı ve zulmün ağırlaşması, siyasi gericiliğin giderek artan ölçülerde yoğunlaşıp faşizmin kurumsallaşma ve her yönden geniş halk yığınlarını edilgenleştirip etkisizleştirme propagandalarını yoğunlaştırıp kuramsallaştırma etkinliklerine hız verdiği; içeride ve dışarıda çatışmaların benzersiz ölçülerde hayata geçiriliyor olması, şovenizmin Kürt halkı üzerinde inkar ve imha politikalarının yeniden derinleştirilmesi, merkezinde emeğin olduğu tüm toplumsal kesimlerin kuşatmaya alındığı ve hatta başta laiklik olmak üzere neredeyse Cumhuriyet’in en küçük ve klasik kurum ve değerlerinin bile ortadan kaldırılmak istendiği koşullarda yaşadığımız gerçekliği; 6 Mayıs’ların sokaklara ve alanlara taşınmasının,Deniz’lerin, kitleleri daha güçlü bir biçimde etkiliyor olmasının başlıca ve başkaca bir toplumsal dinamiğini oluşturuyor olmasıdır.

 

68’in boyun eğmeyen devrimci dinamikleri, kendi tarihsel birikimi içerisinde toplumsal hafızaları canlandırmakta ve sokaklara çıkışa bir sosyal-tarihsel bir zemin oluşturmaktadır.

 

Deniz’lerin bağımsızlık,demokrasi ve sosyalizm ideallerini; mücadelenin her aşamasında faşizme karşı, 12 Mart cuntasına karşı, sermaye egemenliğine karşı cesaretle ve kararlılıkla savunuyor olmaları; bugün geniş gençlik kitlelerine örnek olmakta, onlara umut ve mücadele azmi kazandıran örneklerin başlıcalarından olmasının zeminini güçlendirmektedir.

 

12 Mart cuntası; Deniz’lerin aman dilemelerini, boyun eğmelerini, diz çöküp teslim olmalarını gerçekleştirmeyi özellikle gelecek kuşaklar açısından çok istediler, beklediler ve bunu için çaba da gösterdiler. Ancak onların; cuntanın,cunta yargısının ve cellatların tüm beklentileri Deniz’lerin kararlılığı, inançları ve cesaretleriyle paramparça edildi.

 

Denizler, idam sehpalarındaki son sözleriyle devrimin hedeflerini ve güçlerini, dostlarını ve düşmanlarını en özlü ve en anlaşılır bir biçimde; neredeyse devrimci bir partini programının en temel ilkelerini bir manifesto olarak, bir çağrı olarak Türkiyeli emekçilere,halklara ve gençliğe emanet ettiler. Emperyalizme ve faşizme karşı mücadele etmenin zorunluluğunu ve gerekliliğini, işçilerin ve köylülerin birleşik mücadelesini, Kürt ve Türk halklarının kardeşliği ve halkların eşitliğini ve ortak mücadelesini bayraklaştırarak gelecek kuşakların bilincine,inancına,örgütlü mücadelesine teslim ettiler.

 

Bugün Türkiye’nin sorunları kırkdört yıl öncesinden çok daha fazla ağırlaştığını ifade etmiştik. Özellikle gençliğin geleceksizleştirildiği, dindar nesiller yetiştirme projeleriyle orta çağ karanlığına geri götürülmek istendiği bir tarihsel dönemde; aydınlık bir gelecek için ,bağımsız, demokratik bir Türkiye için, devrim için, sosyalizm için, liseliden üniversiteliye, işsizinden işçisine, kadınından ve erkeğine, tüm gençlik yığınlarının, Deniz’lerin cesareti ve kararlılığı ile mücadele saflarına katılmaları; barış için, özgürlük için hükümetin savaş politikalarını geri püskürtmek için, diktatörlük projelerini etkisiz kılmak için, bu günümüz açından olduğu kadar geleceğimiz açısından da yaşamsal ve tarihsel bir öneme sahiptir.

 

Sonuç olarak; idam edilişlerinin kırkdördüncü yılında ve kırkdört yıl önce üç fidan olan,bugün kökleri halkların yüreğinde ve bilincinde kök salmış üç çınar olan devrimci yoldaşlarımız,gençlik önderleri; Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i saygıyla anıyor ve onların bizlere miras bıraktığı idealleri yaşatacağımızı, yine onların cesareti ve kararlılığını örnek alarak sürdüreceğimizi, halklarımıza ve gençliğe emanet ettikleri bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm bayrağını yere düşürmeyeceğimizi bir kez daha yineliyoruz.

 

Sevgi saygı ve özlemle...


467

Yorumlar

Avatar Seçiniz
 
Adınızı giriniz
Yorumunuz
(max 500 harf)

Yorum yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum
 

Yazarın daha önceki yazıları

© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
Tüm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun