JES tehdidi bitmiyor, köylüler mücadele ediyor..

12.03.2019         

Ayvacık Taşboğaz Köyü'nde Enther Enerji tarafından 'Sondaj İle Jeotermal Kaynak Arama Projesi' için verilen, 'Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir' kararına karşı köylüler hukuk mücadelesi başlattı. Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği öncülüğünde, Çanakkale Adliyesine gelerek dava açan Gülpınar, Taşboğaz ve Çamboğaz köylüleri; "Hakkımızı yine arayacağız. Sonuç ne olursa olsun, mücadele edeceğiz" dedi.

 

Özel Haber: Eren Aşnaz

Çanakkale ‘de JES tehdidi bitmek bilmiyor. Toplam 358 bin 668 dönümü kapsayan 17 adet farklı alanda, Çanakkale İl Özel İdaresi tarafından jeotermal amaçlı arama ve işletmeye ihale edilmesi gündeme gelmiş, ülke gündeminde yer eden ihale kararının Çanakkale Valiliği tarafından iptal edildiği açıklanmıştı. Son olarak Ayvacık Taşboğaz Köyü’nde Enther Enerji ve Ticaret A.Ş.  tarafından yapılacak ‘Sondaj İle Jeotermal Kaynak Arama Projesi’ için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Resmi Sitesi’nde ‘ÇED Gerekli Değildir Kararı’ verildiği açıklandı.  Köylerinde yapılmak istenen sondaja karşı bir ayı aşkın süre direnen ve kazanan Gülpınar köylüleri ile sondajdan olumsuz şekilde etkilenecek, Taşboğaz ve Çamboğaz köylüleri dün, Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği öncülüğünde Çanakkale Adliyesi’ne gelerek ‘ÇED Gerek Değildir’ kararına karşı dava açtılar. Konuyla ilgili açıklama yapan Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Işık; “Hem Taşboğaz Köyü’nden, hem onlara en yakın Çamboğaz Köyü’nde yaşayan arkadaşlarımız da bizim gibi bu durumda fazlasıyla şikayetçiler. Bizde bunu engellemek amacı ile dava açmak zorunda kaldık. Keşke bizi bu davayı açmaya mecbur bırakmasalardı. Hakkımızı yine arayacağız. Sonuç ne olursa olsun, mücadele edeceğiz” dedi. Tuzla Köyü’nde yaşayan insanların artık isyan ettiğini belirten Işık; “Bizde bu yıl Tuzla’daki jeotermalin zararını çok gördük. Tuzla’da bir arkadaşımız; ‘26’ıncı kanserli hastamızı gömdük ve köyümüzde daha ne kadar kanserli hastamızın olduğunu da bilmiyoruz’ dedi. Bunları yaşamak istemiyoruz ve bunun için mücadele edeceğiz” dedi. Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği Yönetim Kurulu üyesi Nahide Güngör; “Bizler havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve sağlığımızı korumak için bu davaların peşini bırakmayacağız. Tek amacımız bu” ifadelerini kullanırken, dernek üyesi Adile Koç ise; “Biz atalarımızdan nasıl tertemiz, hava, toprak ve su aldıysak… çocuklarımıza ve torunlarımıza da aynen bunları temiz bir şekilde bırakmak istiyoruz. Biz kanserden ölmek istemiyoruz” dedi.

 
“Hiçbir köy JES istemiyor”
ÇED Gerekli Değildir kararına karşı açtıkları davayla, ilgili bilgi veren Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği Başkanı Gönül Işık; “Bize çok yakın mesafedeki Taşboğaz Köyü’nde yapılmak istenen jeortermal santrali için ‘ÇED Gerekli Değildir’ raporu verildi. JES’lerin zararlarını yakınımızda bulunan Tuzla Köylüsünün yaşadıklarından görüyoruz. Eğer, Taşboğaz’da da bu yapılacak olursa, bütün zehir yine bize doğru akacak. Hem Taşboğaz Köyü’nde, hem onlara en yakın Çamboğaz Köyü’nde yaşayan arkadaşlarımız da bizim gibi bu durumdan fazlasıyla şikayetçiler. Bizde bunu engellemek amacı ile dava açmak zorunda kaldık. Keşke bizi bu davayı açmaya mecbur bırakmasalardı. Hakkımızı yine arayacağız. Sonuç ne olursa olsun, mücadele edeceğiz. Çünkü biz ve çevre köyler bu JES’leri istemiyoruz. Taşboğaz, Çamköy ve Gülpınar Köylüleri olarak derneğimiz adına şikayetçi olduk” dedi.
  
“Tuzla Köyü, 26’ıncı kanser vakasını toprağa gömdü”
JES’lerin zararlı örneklerini gördüklerini, Tuzla Köyü’nün, 26’ıncı kanser hastalarını gömmek zorunda kaldığını belirten Işık; “Tuzla’da bunun örneği var ve durum gerçekten çok kötü. Biz, mücadele ederken bütün köyleri gezdik. Tuzla’ya da gittik. İnsanlar büyük bir isyan içinde. Daha önceki muhtar, şirketlerin önünü açmış ve insanlara da buraya; ‘sera yapılacak’ demiş. Onlar sera yapılacak diye beklerken, jeotermaller çalışmaya başlıyor. Şimdi, hepsi isyanda ve kendilerine de yardım etmemizi bekliyorlar.  Elbette onlarla da dayanışma içerisinde olacağız ancak, önce bu şirketin gelmesini engellememiz gerekiyor. Bunu engelledikten sonra tamamen Tuzla’ya yöneleceğiz. O taraftan esen rüzgar, Tuzla’nın zehrini tamamen bize getiriyor. Bizde bu yıl, Tuzla’daki jeotermalin zararını çok gördük. Tuzla’da bir arkadaşımız; ‘26’ıncı kanserli hastamızı gömdük ve köyümüzde daha ne kadar kanserli hastamızın olduğunu da bilmiyoruz’ dedi. Bunları yaşamak istemiyoruz ve bunun için mücadele edeceğiz” dedi.
 
“Havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve sağlığımızı korumak için mücadele edeceğiz” 
Dernek Yönetim Kurulu üyelerinden Nahide Güngör ise havaları ve suları için davaların peşini bırakmayacaklarını ifade ederek; “Bizler, havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve sağlığımızı korumak için bu davaların peşini bırakmayacağız. Tek amacımız bu. İnsan sağlığı çok önemli.  Tabii ki ekip biçtiğimiz topraklarımız bizim geçim kaynağımızdır. Bu geçim kaynaklarımız çok önemli. Onları korumak adına her ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı geldiğinde, biz davalarımızı açacağız ve bu mücadelemizi de sürdüreceğiz” dedi.   
 
“Kanserden ölmek istemiyoruz”
Atalarından aldıkları temiz doğayı çocuklarına ve torunlarına bırakmak için mücadele edeceklerini ifade eden dernek üyesi Adile Koç; “Biz, nasıl atalarımızdan tertemiz, hava, toprak ve su aldıysak… Çocuklarımıza ve torunlarımıza da aynen bunları temiz bir şekilde bırakmak istiyoruz. Biz, kanserden ölmek istemiyoruz. Bizim çocuklarımı kanser olmasın, torunlarımız kanser olmasın ve zehirlenmeyelim bizi tek amacımız bu. Bunun dışına hiçbir amacımız yok. Jeotermaller gerçekten sağlıklı olsa neden karşı çıkalım? 33 gün direndik ve her gün bu direnişe gitmek için 14 km. yol yürüdüm. Bunları keyiften yapmadık. 66 yaşındayım, bu yaşımdan sonra köşemde otururumu ve emekliliğin keyfini çıkartırım. Ancak ben nasıl temiz bir hayat sürdüysem, çocuklarım ve torunlarımın da öyle temiz bir hayat sürmeye hakkı var” dedi.
© 1998 - 2015 Çanakkale Olay
TÜm hakları saklıdır.


E-mail adresiniz ile abone olun

POPÜLER ETİKETLER