yandexmetrikacounter
Aygül; “Güven, sözle değil, emekle ve hizme | Çanakkale Olay

Aygül; “Güven, sözle değil, emekle ve hizmetle kazanılır”

Diyanet-Sen Çanakkale Şube Başkanlığına üçüncü kez seçilen Şahin Aygül, yeni dönemde din görevlilerinin haklarını korumaya, çalışma koşullarını iyileştirmeye ve üyelerle dayanışmayı güçlendirmeye odaklanacaklarını söyledi.

90

Diyanet-Sen Çanakkale Şube Başkanı Şahin Aygül, yeniden başkan seçilmesinin ardından sendikanın geçmiş dönem çalışmalarını, yeni dönemde öncelik verecekleri konuları ve Çanakkale’de görev yapan din görevlilerinin beklentilerini değerlendirdi. Sendikacılığın yalnızca bir temsil görevi olmadığını, aynı zamanda emek veren insanların haklarını koruma ve sorunlarına çözüm arama sorumluluğu taşıdığını belirten Aygül, üyelerle kurulan güven bağının korunmasının önemine dikkat çekti.

127170_wuciwug_23e8887c_aygul-guven-soz.jpeg

Din görevlilerinin ekonomik şartları, artan hayat pahalılığı, özlük hakları, çalışma koşulları ve emeklilik dönemindeki beklentileri röportajın öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Çanakkale’nin merkezinden ilçelerine ve kırsal yerleşimlerine kadar farklı koşullarda hizmet veren personelin ihtiyaçlarının yerinde tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Aygül, gençlerle iletişim, dijital okuryazarlık, çocuklara yönelik din eğitimi, ailelere rehberlik hizmetleri ve din görevlilerinin toplumsal sorumlulukları hakkında da haber muhabirimiz Erhan Taylan'a açıklamalarda bulundu.

127170_wuciwug_e43d2ef1_aygul-guven-soz.jpeg

“Yeniden başkan seçilmek benim için önemli bir sorumluluk”

Diyanet-Sen Çanakkale Şubesi’nin 8. Olağan Genel Kurulu’nda yeniden başkan seçilmesini değerlendiren Şahin Aygül, kendisine güven duyan delegelere ve üyelere teşekkür ederek yeni dönemde de din görevlilerinin sorunlarını gündeme taşımayı sürdüreceklerini belirtti. Aygül, yeniden seçilmenin kendisi için yalnızca bir onur değil, aynı zamanda daha fazla çalışma sorumluluğu anlamına geldiğini ifade ederek şu açıklamada bulundu; “Öncelikle genel kurulumuza katılan, destek veren ve şahsıma yeniden güven duyan bütün delegelerimize ve üyelerimize teşekkür ediyorum. Yeniden başkan seçilmek benim için büyük bir onur olduğu kadar önemli bir sorumluluktur. Bu güveni bir makamın değil, hizmet etmenin emaneti olarak görüyorum. Bizim sendikacılık anlayışımızın merkezinde insan, emek ve hak mücadelesi vardır. Üyelerimizin bize duyduğu güveni korumak için kapımızı da gönlümüzü de her zaman açık tutacağız. Üçüncü dönemimizde de din görevlilerimizin sorunlarını gündeme taşıyan, haklarını savunan ve çözüm için mücadele eden bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki güven, sözle değil, emekle ve ortaya konulan hizmetlerle kazanılır” şeklinde ifade eden Aygül, sendikal çalışmaların merkezinde insanın, emeğin ve hak mücadelesinin bulunduğunu dile getirdi.

127170_wuciwug_1c75d66b_aygul-guven-soz.jpeg

"Yeni dönemde üyelerle iletişim ve dayanışma ön planda olacak"

Geride bıraktıkları dönemlerde üyelerle güçlü bir bağ kurmaya ve onların sorunlarını yakından takip etmeye önem verdiklerini belirten Aygül, yeni dönemde de bu yaklaşımı geliştirmek istediklerini söyledi. Sahada bulunmanın, din görevlilerini görev yaptıkları yerlerde ziyaret etmenin ve taleplerini ilgili mercilere ulaştırmanın sendikal anlayışlarının temelini oluşturduğunu kaydeden Aygül, önceliklerini şöyle anlattı; “Geride bıraktığımız dönemlerde en çok önem verdiğimiz konu, üyelerimizle aramızdaki bağı güçlü tutmak ve onların sorunlarına kayıtsız kalmamaktı. Sahada olmak, din görevlilerimizi görev yaptıkları yerlerde ziyaret etmek, taleplerini dinlemek ve ilgili mercilere taşımak sendikal anlayışımızın temelini oluşturdu. Yeni dönemde bu yaklaşımımızı daha da güçlendirmek istiyoruz. Üyelerimizin hukuki ve özlük hakları konusunda bilgilendirilmesine, mesleki gelişimlerine, sosyal dayanışmanın artırılmasına ve teşkilatımızın her kademesinde iletişimin güçlendirilmesine ağırlık vereceğiz. Bizim için başarı yalnızca yapılan çalışmaların sayısıyla değil, üyelerimizin hayatına ne ölçüde dokunabildiğimizle ölçülür” dedi.

Başarıyı yalnızca gerçekleştirilen çalışmaların sayısıyla ölçmediklerini ifade eden Aygül, üyelerin hayatına dokunan, ihtiyaçlarına karşılık veren ve sorunlarının çözümüne katkı sunan bir sendikal anlayışı güçlendirmeyi amaçladıklarını belirtti.

127170_wuciwug_3a82763e_aygul-guven-soz.jpeg

"Üç temel hedef: Hak mücadelesi, güçlü teşkilat ve dayanışma"

Yeni dönemde üç temel hedef üzerinde durduklarını açıklayan Aygül, din görevlilerinin ekonomik ve özlük haklarının geliştirilmesi, üyelerin gerektiğinde hukuki ve idari destek alabilecekleri bir yapının güçlendirilmesi ve Çanakkale genelinde birlik ve dayanışmanın artırılması konularına öncelik vereceklerini söyledi. Aygül, hedeflerini şu sözlerle açıkladı; “Üç temel hedefimizi şöyle ifade edebilirim: Birincisi, din görevlilerimizin ekonomik ve özlük haklarının geliştirilmesi için mücadelemizi daha güçlü sürdürmek. İkincisi, üyelerimizin kendilerini yalnız hissetmedikleri, sorunlarını rahatlıkla paylaşabildikleri ve gerektiğinde hukuki ve idari destek alabildikleri bir teşkilat yapısını güçlendirmek. Üçüncüsü ise Çanakkale genelinde birlik, beraberlik ve dayanışmayı daha ileri taşımak. Görev süremizin sonunda daha güçlü bir teşkilat yapısına, üyelerimizin taleplerinin çözümünde daha etkin bir iletişime ve din görevlilerimizin hakları konusunda somut ilerlemelere katkı sunmuş olmayı istiyoruz. Elbette bunlar yalnızca şube yönetiminin değil, bütün teşkilatımızın ortak gayretiyle gerçekleştirilebilecek hedeflerdir” ifade eden Aygül, üyelerin hakları konusunda somut ilerlemeler sağlamayı ve teşkilatın dayanışma gücünü artırmayı istediklerini dile getirdi.

127170_wuciwug_28912932_aygul-guven-soz.jpeg

“Yeniden seçilmek, daha fazla gayret göstermek anlamına gelir”

Üyelerin kendisine yeniden güven duymasını da değerlendiren Aygül, bu güveni geçmiş çalışmaların bir karşılığı olarak görmekle birlikte yeni dönemde daha fazla gayret gösterme sorumluluğu olarak ele aldığını söyledi. Farklı düşüncelerin zenginlik olarak görülmesi ve hiçbir üyenin teşkilatın dışında bırakılmaması gerektiğini belirten Aygül, şöyle konuştu;“Bu güveni, geçmişte yaptığımız çalışmaların yanında, önümüzdeki dönemde de daha fazla sorumluluk almamız gerektiğinin bir göstergesi olarak değerlendiriyorum. Bizim için yeniden seçilmek, artık daha az çalışmak değil, daha fazla gayret göstermek anlamına gelir. Teşkilatımızda kimseyi dışarıda bırakmadan, farklı düşünceleri zenginlik olarak görerek ve ortak hedefler etrafında buluşarak yolumuza devam edeceğiz. Üyelerimizle düzenli iletişim kuracak, taleplerini dinleyecek ve imkânlarımız ölçüsünde çözüm üretmeye gayret edeceğiz. Çünkü birlik ve beraberlik, yalnızca aynı çatı altında bulunmak değil, birbirimizin derdini kendi derdimiz bilmektir” diyerek, birlik ve beraberliğin yalnızca aynı çatı altında bulunmakla sağlanamayacağını üyelerin sorunlarını dinleyen, taleplerini takip eden ve imkânlar ölçüsünde çözüm üretmeye çalışan bir yönetim anlayışını sürdüreceklerini vurgu yaptı.

127170_wuciwug_6ef1bc6a_aygul-guven-soz.jpeg

Din görevlilerinin ekonomik şartları ve özlük hakları

Sahada yaptıkları görüşmelerde ekonomik şartların, hayat pahalılığının, özlük haklarının, çalışma koşullarının ve emeklilik dönemine ilişkin beklentilerin öne çıktığını belirten Aygül, din hizmetlerinin niteliği gereği çalışma saatlerinin zaman zaman genişleyebildiğine de dikkat çekti. İmam hatipler, müezzinler, Kur’an kursu öğreticileri ve diğer din hizmetleri çalışanlarının toplumun manevi hayatına önemli katkılar sunduğunu kaydeden Aygül, personelin sorunlarının dinlenmesi ve çözüm süreçlerine dâhil edilmesi gerektiğini ifade etti.

127170_wuciwug_f71baf35_aygul-guven-soz.jpeg

Din görevlilerinin ekonomik koşulları ve özlük hakları konusunda yapılması gerekenleri de değerlendiren Aygül, kamu çalışanlarının ücretlerinin hayatın gerçekleriyle uyumlu hâle getirilmesi ve alım gücünün korunması gerektiğini belirterek şunları söyledi; “Öncelikle kamu çalışanlarının ücretlerinin hayatın gerçekleriyle uyumlu hale getirilmesi ve alım gücünün korunması gerektiğini düşünüyorum. Din görevlilerimizin üstlendiği sorumluluklar dikkate alınarak ücret, ek ödeme ve diğer mali haklar konusunda adil ve sürdürülebilir düzenlemeler yapılmalıdır. Özlük hakları bakımından görevde yükselme, mesleki gelişim, çalışma koşulları ve görev tanımlarının açıklığa kavuşturulması önem taşıyor. Emeklilik döneminde ise yıllarca kamu hizmeti sunmuş personelin ekonomik açıdan mağduriyet yaşamaması temel bir beklentidir. Bizim talebimiz, din görevlilerimizin hem görev hayatlarında hem de emekliliklerinde insan onuruna yakışır şartlara sahip olmalarıdır. Bu konuların takipçisi olmaya devam edeceğiz” şeklinde ifade etti.

Din görevlilerinin hem görev hayatlarında hem de emekliliklerinde insan onuruna yakışır koşullara sahip olmaları gerektiğini vurgulayan Aygül, ücret, ek ödeme, görevde yükselme ve çalışma koşullarıyla ilgili düzenlemelerin adil ve sürdürülebilir olması gerektiğini dile getirdi.

127170_wuciwug_74c410f8_aygul-guven-soz.jpeg

“Fedakarlık, çalışma koşullarının iyileştirilmesinin yerine geçmemeli”

Din görevlilerinin görevlerinin ibadet hizmetleriyle sınırlı olmadığını, toplumla iletişim kurma, ailevi ve toplumsal konularda rehberlik etme ve zor zamanlarda vatandaşların yanında bulunma gibi sorumlulukları da üstlendiklerini belirten Aygül, bu sorumluluklarla çalışma koşulları arasında adil bir denge kurulması gerektiğini söyledi.

127170_wuciwug_6f003269_aygul-guven-soz.jpeg

Din görevlilerinin fedakarlığının kıymetli olduğunu ancak bu durumun çalışma şartlarının iyileştirilmesine engel oluşturmaması gerektiğini ifade eden Aygül, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı; “Din görevlilerimizin sorumluluk alanı oldukça geniştir. İbadet hizmetlerinin yanında vatandaşlarımızla iletişim kuruyor, ailevi ve toplumsal meselelerde rehberlik yapıyor, zor zamanlarda insanların yanında bulunuyorlar. Bu sorumluluklar, ciddi bir bilgi birikimi, sabır, özveri ve mesleki yeterlilik gerektiriyor. Ancak sorumluluğun geniş olması, personelin bütün beklentileri karşılıksız üstlenmesi gerektiği anlamına gelmez. Verilen görevlerle yetki, imkân ve özlük hakları arasında adil bir denge bulunmalıdır. Din görevlilerimizin fedakarlığı elbette kıymetlidir; fakat fedakarlık, çalışma koşullarının iyileştirilmesinin yerine geçmemelidir. Biz emeğin karşılığını bulduğu, sorumluluğun hakkaniyetle paylaşıldığı bir çalışma hayatını savunuyoruz” şeklinde ifade ederek, emeğin karşılığını bulduğu ve görevlerin hakkaniyetli biçimde yürütüldüğü bir çalışma hayatını savunduklarını belirtti.

127170_wuciwug_1c75d66b_aygul-guven-soz.jpeg

Kırsalda görev yapan din görevlilerinin ihtiyaçları nelerdir?

Çanakkale’nin merkez, ilçe, köy ve kırsal yerleşimleriyle geniş bir coğrafyaya yayıldığını hatırlatan Aygül, bölgeler arasındaki farklılıkların din görevlilerinin çalışma koşullarına da yansıdığını söyledi. Ulaşım, kış şartları, görev yapılan yerleşim yerlerinin uzaklığı, fiziki imkânlar ve personel ihtiyacının özellikle kırsal bölgelerde daha fazla önem kazandığını belirten Aygül, bu alanlarda görev yapan personelin ihtiyaçlarının yerinde tespit edilmesi gerektiğini dile getirdi.

127170_wuciwug_9ec4d307_aygul-guven-soz.jpeg

Kırsal bölgelerde din görevlilerinin kimi zaman sınırlı imkânlarla önemli bir hizmet yürüttüğünü ifade eden Aygül, şu değerlendirmede bulundu; “Çanakkale, coğrafi olarak geniş bir alana yayılan ve merkezle birlikte çok sayıda ilçe, köy ve kırsal yerleşimi barındıran bir ilimizdir. Bu nedenle her bölgede görev yapan personelin ihtiyaçları aynı olmayabiliyor. Ulaşım, kış şartları, görev yapılan yerleşim yerlerinin uzaklığı, fiziki imkânlar ve personel ihtiyacı gibi konular kırsalda daha fazla önem kazanabiliyor. Kırsal bölgelerde görev yapan din görevlilerimiz, kimi zaman sınırlı imkânlarla önemli bir hizmet yürütüyor. Bu personelin ihtiyaçlarının yerinde tespit edilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve görevlerini verimli biçimde sürdürebilmeleri için gerekli desteğin sağlanması gerekiyor. Biz de merkezdeki ve ilçelerdeki üyelerimizin sesini birlikte duyurmaya, ihtiyaçların yerel şartlar dikkate alınarak değerlendirilmesine önem veriyoruz” ifade eden Aygül, kırsalda görev yapan personelin ihtiyaçlarının yerel koşullar dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

127170_wuciwug_2ab19997_aygul-guven-soz.jpeg

Üyelerin talepleri ilgili kurumlara nasıl iletiliyor?

Üyelerden gelen taleplerin yalnızca dinlenmesinin yeterli olmadığını, bu taleplerin ilgili mercilere iletilerek sonuç alınana kadar takip edilmesi gerektiğini belirten Aygül, sorunların niteliğine göre idari birimlerle görüştüklerini ve gerektiğinde yazılı başvurular yaptıklarını söyledi. Sonuçlanan çalışmalar hakkında bilgi verilirken somut ve doğrulanabilir örnekler üzerinden konuşmanın önemine dikkat çeken Aygül, çalışma yöntemlerini şu sözlerle anlattı; “Öncelikle üyelerimizi dinliyor, karşılaştıkları sorunları mümkün olduğunca somut biçimde tespit ediyoruz. Konunun niteliğine göre ilgili idari birimlerle görüşüyor, gerekli durumlarda yazılı başvurular yapıyor ve sendikamızın yetkili organları aracılığıyla daha üst mercilere taşıyoruz. Burada önemli olan, bir sorunu yalnızca dile getirmek değil, çözüm gerçekleşinceye kadar takibini yapmaktır. Üyelerimizin bireysel taleplerinden çalışma koşullarına ilişkin genel sorunlara kadar her konuyu dikkatle ele alıyoruz. Bununla birlikte, sonuçlanmış çalışmalar konusunda kamuoyuna bilgi verirken somut ve doğrulanabilir örnekler üzerinden konuşmayı doğru buluyorum. Yeni dönemde de taleplerin takibini daha sistemli hâle getirerek üyelerimizin hangi konuda, hangi aşamada destek aldığını daha yakından izlemeyi hedefliyoruz” dedi.

Taleplerin çözüm sürecinin sonuna kadar takip edilmesinin önem taşıdığını ifade eden Aygül, yeni dönemde üyelerin başvurularının hangi aşamada olduğunun daha yakından izlenmesine ağırlık vereceklerini kaydetti.

127170_wuciwug_c86ea7d7_aygul-guven-soz.jpeg

"Görev ve yetki sınırları korunmalı"

Kamu hizmetinin sağlıklı yürütülebilmesi için her kurumun ve personelin görev, yetki ve sorumluluklarının açık olması gerektiğini belirten Aygül, din görevlilerinin de zaman zaman görev alanlarının dışında kalan taleplerle karşılaşabildiğini söyledi. Kurumlar arası iş birliği ve toplumsal dayanışmanın önemini kabul ettiklerini ancak bu iş birliğinin görev sınırlarının belirsizleşmesine yol açmaması gerektiğini dile getiren Aygül, şöyle konuştu; “Kamu hizmetinin sağlıklı yürütülmesi için her kurumun ve her personelin görev, yetki ve sorumluluklarının açık olması gerekir. Din görevlilerimiz de mevzuatla belirlenmiş görevlerini yerine getirirken farklı kişi veya kurumlardan görev alanlarının dışında taleplerle karşılaşabiliyor. Elbette kamu kurumları arasında iş birliği ve toplumsal dayanışma önemlidir. Ancak iş birliği, görev ve yetki sınırlarının belirsizleşmesi anlamına gelmemelidir. Din görevlilerimizin asli görevlerini aksatacak veya kendilerini yetki karmaşası içinde bırakacak uygulamaların önüne geçilmelidir. Bu tür sorunlarda önceliğimiz, kişisel tartışmalardan uzak durarak mevzuat çerçevesinde diyalog kurmak ve gerektiğinde üyelerimizin haklarını idari yollarla savunmaktır” şeklinde ifade ederek görev alanlarının dışındaki taleplerin kişisel anlaşmazlıklara dönüşmeden çözülmesi gerektiğini vurgulayan Aygül, önceliklerinin diyalog kurmak, mevzuat çerçevesinde hareket etmek ve gerektiğinde din görevlilerinin haklarını idari yollarla savunmak olduğunu ifade etti.

127170_wuciwug_100ee480_aygul-guven-soz.jpeg

"İlçe ziyaretleri yeni dönemde de sürecek"

Biga, Lapseki, Ezine ve diğer ilçelerde gerçekleştirilen ziyaretlerin sendikal çalışmalar açısından önemli olduğunu belirten Aygül, üyelerin görev yaptığı ortamı görmeden ve kendilerini dinlemeden sorunların bütün yönleriyle anlaşılamayacağını söyledi. İlçe ziyaretlerinde çalışma koşulları, özlük hakları, yerel ihtiyaçlar ve çözüm bekleyen talepler üzerinde durduklarını kaydeden Aygül, ziyaretleri yeni dönemde de sürdürmek istediklerini dile getirdi.

127170_wuciwug_61171732_aygul-guven-soz.jpeg

Aygül, “İlçe ziyaretlerini sendikal çalışmanın vazgeçilmez bir parçası olarak görüyorum. Çünkü sahaya çıkmadan, üyelerimizin görev yaptığı ortamı görmeden ve kendilerini dinlemeden sorunları bütün yönleriyle anlamak mümkün değildir. Biga’dan Lapseki’ye, Ezine’den diğer ilçelerimize kadar teşkilatımızla doğrudan iletişim içinde olmak bizim için büyük önem taşıyor. Bu görüşmelerde personelin çalışma koşulları, özlük hakları, yerel ihtiyaçları ve çözüm bekleyen talepleri üzerinde duruyoruz. Yeni dönemde de ziyaretlerimizi imkânlarımız ölçüsünde sürdürerek üyelerimizle aramızdaki bağı canlı tutmak istiyoruz. Bizim anlayışımızda sendikacılık, üyeyi yalnızca genel kurul dönemlerinde hatırlamak değildir; her zaman ulaşılabilir olmak ve ihtiyaç duyulduğunda yanında durmaktır” ifadelerini kullandı.

127170_wuciwug_d1bf96b7_aygul-guven-soz.jpeg

Çanakkale’nin manevi mirası genç kuşaklara aktarılmalı

Çanakkale’nin tarihi ve manevi mirasının genç nesillere aktarılmasında din görevlilerine de önemli sorumluluklar düştüğünü belirten Aygül, şehitliklerin, tarihi camilerin ve geçmişte yaşanan fedakarlıkların yalnızca tarihî yönleriyle değil, taşıdıkları değerlerle birlikte anlatılması gerektiğini söyledi.

127170_wuciwug_d3bdd4a3_aygul-guven-soz.jpeg

Vatan sevgisi, sorumluluk bilinci, yardımlaşma, fedakarlık ve insan sevgisinin gençlere aktarılmasının önemine değinen Aygül, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı; “Çanakkale, tarihi ve manevi mirasıyla milletimizin hafızasında çok özel bir yere sahiptir. Şehitliklerimiz, tarihi camilerimiz ve bu topraklarda yaşanan fedakarlıklar, gelecek nesillere aktarılması gereken büyük bir sorumluluğu beraberinde getiriyor. Din görevlilerimiz bu mirasın yalnızca tarihi yönünü değil, taşıdığı değerleri de genç kuşaklara anlatabilir. Vatan sevgisi, sorumluluk bilinci, yardımlaşma, fedakarlık ve insan sevgisi gibi değerlerin gençler tarafından anlaşılmasına katkı sunabilirler. Bunu yaparken gençlerin sorularını dikkate alan, onları dinleyen ve tarihi gerçekleri doğru biçimde aktaran bir yaklaşım benimsenmelidir. Amacımız gençlere yalnızca geçmişi anlatmak değil, geçmişin değerlerinden hareketle geleceğe ilişkin sorumluluk bilinci kazandırmaktır” diyerek, manevi mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının yalnızca geçmişi anlatmakla sınırlı olmadığını, gençlerin bu mirastan hareketle sorumluluk bilinci kazanmalarının da önemli olduğunu dile getirdi.

127170_wuciwug_b7e8fb24_aygul-guven-soz.jpeg

Kurumlar arası iş birliği toplumsal dayanışmayı güçlendirebilir

Din görevlilerinin toplumla kurduğu iletişimin güçlendirilmesi için müftülükler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve sendikalar arasında düzenli iş birliği kurulması gerektiğini belirten Aygül, toplumsal sorunların çoğu zaman tek bir kurumun çabasıyla çözülemeyeceğini söyledi. Din görevlilerinin mahalle ve köylerdeki ihtiyaçları yakından gözlemleyebildiğini, yerel yönetimlerin sosyal destek kapasitesiyle bu tecrübenin bir araya gelmesinin daha etkili çalışmalara katkı sunabileceğini ifade eden Aygül, şunları kaydetti; “Toplumsal sorunlar çoğu zaman tek bir kurumun çabasıyla çözülemez. Bu nedenle müftülükler, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve sendikalar arasında karşılıklı saygıya dayalı, düzenli ve sonuç odaklı bir iş birliği kurulmalıdır. Din görevlilerinin toplumu yakından tanıması, mahalle ve köylerdeki ihtiyaçları gözlemlemesi, sosyal dayanışma çalışmalarına katkı sunması önemli bir imkândır. Yerel yönetimlerin sosyal destek kapasitesiyle bu tecrübe bir araya getirildiğinde daha etkili çalışmalar yapılabilir. Sendikalar da çalışanların haklarını ve çalışma şartlarını gözeterek bu süreçlere katkı sunabilir. Kurumlar arasında sağlıklı iletişim kurulması, hem kamu hizmetlerinin niteliğini artırır hem de toplumdaki dayanışma duygusunu güçlendirir" şelinde iade eden Aygül, ortak çalışmaların karşılıklı saygı ve düzenli iletişim temelinde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

127170_wuciwug_189dfd84_aygul-guven-soz.jpeg

Gençlerle iletişimde dinlemek ve anlamak önemli

Gençlerin bilgiye erişim biçimlerinin dijital platformlarla birlikte değiştiğini belirten Aygül, sosyal medyada karşılaşılan her bilginin doğru ve güvenilir olmayabileceğine dikkat çekti. Din görevlilerinin gençlerin dünyasını ve çağın iletişim araçlarını yakından tanıması gerektiğini söyleyen Aygül, gençlerle sağlıklı iletişim kurmanın yalnızca nasihat etmekten ibaret olmadığını, onları dinlemeyi ve anlamayı da gerektirdiğini ifade etti.

127170_wuciwug_832b0fdf_aygul-guven-soz.jpeg

Aygül, gençlerle iletişim ve mesleki gelişim konusundaki görüşlerini şu sözlerle dile getirdi; “Gençler bugün bilgiye çok hızlı ulaşıyor; ancak ulaştıkları her bilginin doğru, güvenilir ve sağlıklı olduğunu söylemek mümkün değil. Sosyal medya ve dijital platformlar gençlerin düşünce dünyasını, iletişim biçimlerini ve beklentilerini önemli ölçüde etkiliyor. Bu nedenle din görevlilerimizin de çağın iletişim araçlarını ve gençlerin dünyasını yakından tanıması gerekiyor. Gençlerle iletişimde en önemli unsurun onları yargılamadan dinlemek ve sorularına samimiyetle yaklaşmak olduğuna inanıyorum. Gençler yalnızca kendilerine nasihat edilmesini değil, anlaşılmayı da bekliyor. Mesleki bilgi yanında iletişim becerilerinin, dijital okuryazarlığın ve rehberlik yeterliliklerinin geliştirilmesi bu açıdan önemlidir. Gençlerle aramızdaki güven bağını güçlendirebilirsek dini ve ahlaki konuların sağlıklı biçimde konuşulabileceği bir ortam oluşturabiliriz” şeklinde ifade ederek, gençlerin sorularını yargılamadan dinlemenin ve onlarla güvene dayalı bir ilişki kurmanın önemini vurgulayan Aygül, din görevlilerinin mesleki bilgilerini iletişim ve dijital okuryazarlık becerileriyle desteklemelerinin faydalı olacağını belirtti.

127170_wuciwug_e1dfa0a9_aygul-guven-soz.jpeg

Çocuklara yönelik din ve değerler eğitiminde sevgi temelli yaklaşım

Çocuklara yönelik din eğitimi ve değerler eğitimi sürecinde yaş ve gelişim düzeyinin dikkate alınması gerektiğini belirten Aygül, çocukların anlayabileceği bir dil kullanılmasının, soru sormalarına imkân tanınmasının ve kendilerini rahatça ifade edebilecekleri bir ortam oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Aileler, eğitimciler ve din görevlileri arasında sağlıklı iletişim kurulmasının çocukların gelişimini destekleyeceğini ifade eden Aygül, konuya ilişkin görüşlerini şöyle açıkladı;“Çocukların gelişim düzeyleri, yaşları ve bireysel özellikleri dikkate alınmadan sağlıklı bir eğitim süreci oluşturulamaz. Din eğitimi de çocuğun anlayabileceği bir dil, pedagojik ilkeler ve sevgi temelli bir yaklaşım çerçevesinde yürütülmelidir. Çocukların soru sormasına, anlamaya çalışmasına ve kendilerini rahatça ifade etmesine imkân tanınmalıdır. Ailelerin beklentileri de bu sürecin önemli bir parçasıdır. Aile, eğitimciler ve din görevlileri arasında sağlıklı bir iletişim kurulması; çocukların gelişimini destekleyen ortak bir yaklaşım benimsenmesi gerekir. Değerler eğitimi yalnızca sözle anlatılan bilgilerden ibaret değildir. Çocukların adalet, merhamet, dürüstlük ve sorumluluk gibi değerleri günlük hayatta gözlemleyebilmeleri de büyük önem taşır” dedi.

127170_wuciwug_fb4020a6_aygul-guven-soz.jpeg

Değerler eğitiminin yalnızca sözlü anlatımla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Aygül, çocukların adalet, merhamet, dürüstlük ve sorumluluk gibi değerleri günlük yaşamda gözlemleyebilmelerinin de önemli olduğunu vurguladı.

Aile ve Dini Rehberlik Büroları ile Kur’an kurslarının önemi

Aile ve Dini Rehberlik Bürolarının vatandaşların aile hayatına ilişkin dini konularda doğru bilgiye ulaşmasına katkı sağladığını belirten Aygül, Kur’an kurslarının da dini bilginin geliştirilmesi ve değerlerin aktarılması bakımından önemli bir hizmet yürüttüğünü söyledi. Çanakkale’de bu alanlardaki çalışmaların geliştirilmesi için vatandaşların ihtiyaçlarının yakından tanınması, ailelere yönelik bilgilendirme çalışmalarının artırılması ve eğitim imkânlarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Aygül, şunları söyledi; “Aile ve Dini Rehberlik Büroları, aile hayatına ilişkin dinî konularda vatandaşların doğru bilgiye ulaşmasına ve ihtiyaç duyduklarında rehberlik almasına katkı sağlayan önemli yapılardır. Kur’an kursları da Kur’an-ı Kerim’in öğrenilmesi, dinî bilginin geliştirilmesi ve değerlerin aktarılması bakımından önemli bir hizmet yürütmektedir. Çanakkale’de bu hizmetlerin niteliğini artırmak için vatandaşların ihtiyaçlarını daha yakından tanımaya, ailelere yönelik bilgilendirme çalışmalarını geliştirmeye ve kurslardaki eğitim imkânlarını güçlendirmeye önem verilmesini isterim. Özellikle aile içi iletişim, kuşaklar arası ilişkiler ve çocukların gelişimi gibi konularda ilgili kurumlarla iş birliği yapılması faydalı olacaktır. Bu çalışmaların ehil kişiler tarafından, gerekli mesleki ve etik ilkeler gözetilerek yürütülmesi de önemlidir” diyerek ailelere yönelik rehberlik hizmetlerinin ve Kur’an kurslarındaki eğitim çalışmalarının geliştirilmesinin toplumsal açıdan önemli olduğunu, bu hizmetlerin mesleki yeterlilik ve etik ilkeler doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.

127170_wuciwug_f9890fe7_aygul-guven-soz.jpeg

Din görevlilerinin toplumsal katkıları daha iyi anlatılmalı

Din görevlilerinin toplumdaki hizmetlerinin zaman zaman yalnızca camilerde yürütülen ibadet hizmetleriyle sınırlı değerlendirilebildiğini belirten Aygül, oysa din görevlilerinin görev yaptıkları bölgelerde insanlarla sürekli iletişim hâlinde olduklarını, toplumsal dayanışmaya katkı sunduklarını ve dinî konularda doğru bilgiye ulaşılmasına yardımcı olduklarını söyledi.

Bu katkıların daha görünür hâle gelmesi için yapılan hizmetlerin doğru anlatılması ve iyi örneklerin paylaşılması gerektiğini ifade eden Aygül, şu değerlendirmede bulundu; “Din görevlilerinin toplumdaki hizmetleri zaman zaman yalnızca camide yürütülen ibadet hizmetleriyle sınırlı değerlendirilebiliyor. Oysa din görevlilerimiz, görev yaptıkları bölgelerde insanlarla sürekli iletişim hâlindedir. Vatandaşların sevinçlerine ve üzüntülerine ortak oluyor, toplumsal dayanışmaya katkı sunuyor ve dini konularda doğru bilgiye ulaşmalarına yardımcı oluyorlar. Bu çalışmaların toplumun bütün kesimleri tarafından yeterince tanındığını söylemek zor. Bunun için yapılan hizmetlerin daha doğru anlatılması, iyi örneklerin paylaşılması ve din görevlilerinin toplumla iletişimlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Elbette bu görünürlüğün yanında mesleki yeterlilik, güvenilirlik ve etik sorumluluk da büyük önem taşıyor. Din görevlilerimizin değerini anlatırken onların üstlendiği sorumlulukları ve ihtiyaç duydukları çalışma koşullarını da birlikte değerlendirmeliyiz” şeklinde ifade ederek, din görevlilerinin topluma sunduğu katkıların anlatılması kadar mesleki yeterlilik ve etik sorumlulukların da önem taşıdığını vurguladı.

127170_wuciwug_d60138f3_aygul-guven-soz.jpeg

Sosyal medyadaki iddialarda doğruluk ve hukuk vurgusu

Din görevlileri hakkında sosyal medya veya basında ortaya atılan iddiaların bazen mesleğin tamamına yönelik tartışmalara dönüşebildiğini belirten Aygül, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi kadar kişilerin itibarlarının ve hukuki haklarının korunmasının da önemli olduğunu söyledi. Doğrulanmamış bilgilerin yayılmaması, olayların gerçekliğinin araştırılması ve açıklamaların sorumlu bir dille yapılması gerektiğini ifade eden Aygül, şu açıklamada bulundu;“Sosyal medya çağında bir iddia çok kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor. Ancak her iddianın doğru olmadığı, bir olayın münferit niteliği ile bir mesleğin tamamını temsil etmesinin birbirinden farklı olduğu unutulmamalıdır. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi kadar, kişilerin itibarının ve hukuki haklarının korunması da önemlidir. Böyle durumlarda öncelikle olayın gerçekliği araştırılmalı, doğrulanmamış bilgilerin yayılmasından kaçınılmalı ve gerekli açıklamalar sakin, açık ve sorumlu bir dille yapılmalıdır. Hukuki süreçlerin devam ettiği durumlarda yargılamayı etkileyecek veya kişilerin haklarını zedeleyecek ifadelerden uzak durulmalıdır. Bizim yaklaşımımız, yanlış bilginin karşısında durmak, ancak bunu yaparken hukuk ve etik ilkelerinden ayrılmamaktır. Hiçbir münferit olay üzerinden bütün din görevlilerini aynı şekilde değerlendirmek adil değildir.”

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiğini vurgulayan Aygül, doğrulanmamış iddialarla hareket edilmemesi ve tekil olaylardan hareketle bütün din görevlilerinin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

127170_wuciwug_2dc23f2d_aygul-guven-soz.jpeg

Mesleki gelişim ve etik ilkeler güveni güçlendiriyor

Din hizmetlerinin toplumdaki güvenilirliğinin artırılmasında mesleki bilgi, iletişim becerileri ve etik sorumlulukların önemli yer tuttuğunu belirten Aygül, din görevlilerinin kendilerini sürekli geliştirmeleri gerektiğini söyledi. Mesleki eğitimlerin yanı sıra iletişim, dijital okuryazarlık ve meslek etiği alanlarında yapılacak çalışmaların hizmet kalitesine katkı sunacağını ifade eden Aygül, görüşlerini şu sözlerle dile getirdi; “Toplumsal güven, bilgi, davranış ve tutarlılıkla oluşur. Din görevlilerimizin mesleki bilgi ve yeterliliklerini sürekli geliştirmeleri, insanlarla iletişimlerinde dikkatli ve anlayışlı olmaları, görevlerini etik ilkeler çerçevesinde yerine getirmeleri bu güvenin temel unsurlarıdır. Bu doğrultuda mesleki gelişim eğitimleri, iletişim becerileri çalışmaları, dijital okuryazarlık eğitimleri ve meslek etiğine ilişkin bilgilendirmeler önem taşımaktadır. Ayrıca din görevlilerinin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve görevlerini huzur içinde yapabilecekleri bir ortamın oluşturulması da hizmet kalitesine katkı sağlayacaktır. Toplumun güvenini güçlendirmek, yalnızca din görevlilerinin değil, ilgili bütün kurumların ortak sorumluluğudur” ifadelerine yer vererek, toplumsal güvenin yalnızca sözlerle değil, bilgi ve tutarlı davranışlarla oluştuğunu, din görevlilerinin mesleki gelişimi kadar görevlerini huzur içinde yerine getirebilecekleri çalışma ortamlarının da önem taşıdığını vurguladı.

127170_wuciwug_8abd8841_aygul-guven-soz.jpeg

Üyelere yönelik eğitim, sosyal dayanışma ve hukuki destek

Yeni dönemde üyelerin ihtiyaçlarına doğrudan karşılık veren çalışmalara ağırlık vermek istediklerini belirten Aygül, hukuki ve özlük hakları konusunda bilgilendirme, mesleki gelişim eğitimleri, sosyal faaliyetler ve teşkilat içi iletişimin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında bulunduğunu söyledi. Hazırlanacak çalışmaların üyelerin talepleri ve şubenin imkânları dikkate alınarak şekillendirileceğini ifade eden Aygül, uygulanabilir ve sürdürülebilir projelere öncelik vereceklerini belirterek şöyle konuştu; “Yeni dönemde üyelerimizin ihtiyaçlarına doğrudan karşılık veren çalışmalara ağırlık vermek istiyoruz. Hukuki ve özlük hakları konusunda bilgilendirme, mesleki gelişim eğitimleri, üyelerimiz arasındaki dayanışmayı artıracak sosyal faaliyetler ve teşkilat içi iletişimin güçlendirilmesi önceliklerimiz arasında yer alıyor. Projelerimizi oluştururken üyelerimizin taleplerini ve şubemizin imkânlarını dikkate alacağız. Uygulanabilir, sürdürülebilir ve gerçekten ihtiyaçlara cevap veren çalışmalar ortaya koymak istiyoruz. Bunun yanında sendikamızın ilgili birimleriyle koordinasyon içinde hareket ederek Çanakkale’deki üyelerimizin daha fazla destek almasına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Önceliğimiz, yalnızca proje açıklamak değil, hayata geçirilebilecek çalışmalar üretmektir” dedi.

127170_wuciwug_f444b3d2_aygul-guven-soz.jpeg

“Sendikal başarıyı yalnızca üye sayısıyla ölçmüyoruz”

Sendikanın büyümesinin önemli olduğunu ancak başarının yalnızca üye sayısıyla ölçülemeyeceğini belirten Aygül, üyelerin ihtiyaç duyduklarında yanlarında bir teşkilat bulabilmelerinin esas olduğunu söyledi. Ulaşılabilir bir yönetim anlayışını güçlendirmek, talepleri düzenli biçimde takip etmek ve üyeleri süreçler hakkında bilgilendirmek istediklerini ifade eden Aygül, şöyle konuştu; “Sendikal başarıyı yalnızca üye sayısıyla ölçmüyoruz. Elbette teşkilatımızın büyümesi önemlidir; ancak asıl önemli olan, üyelerimizin sendikaya güvenmesi ve ihtiyaç duyduğunda yanında bir teşkilat bulabilmesidir. Bu nedenle ulaşılabilir bir yönetim anlayışını güçlendirmek, talepleri düzenli biçimde takip etmek ve üyelerimize süreçler hakkında geri bildirim vermek istiyoruz. Bir üyemiz sorununu ilettiğinde, konunun hangi aşamada olduğunu bilmesi önemlidir. Ayrıca üyelerimizin yalnızca sorun yaşadıklarında değil, mesleki gelişim ve sosyal dayanışma alanlarında da sendikadan yararlanabilmelerini istiyoruz. Güçlü sendikacılık, üyesiyle sürekli iletişim kuran ve verdiği güveni hizmetle destekleyen sendikacılıktır” şeklinde ifade ederek üyelerin sendikadan yalnızca sorun yaşadıklarında değil, mesleki gelişim ve sosyal dayanışma alanlarında da destek alabilmelerini istediklerini, güçlü sendikacılığın sürekli iletişim ve güvene dayandığını vurguladı.

127170_wuciwug_8bb8f174_aygul-guven-soz.jpeg

Müftülüklerle ve ilgili kurumlarla iletişim sürdürülecek

Üçüncü dönemlerinde din görevlilerinin sorunlarının çözümü için başta Çanakkale İl Müftülüğü ve ilçe müftülükleri olmak üzere ilgili idari birimlerle yapıcı iletişim kurmayı sürdüreceklerini belirten Aygül, ihtiyaç duyulması hâlinde sendikanın genel merkezi ve ilgili kamu kurumlarının da sürece dâhil edileceğini söyledi.

Sorunların kişiselleştirilmeden çözülmesi gerektiğine dikkat çeken Aygül, yapıcı diyalog anlayışının üyelerin haklarını savunmaktan geri durmak anlamına gelmediğini belirterek şunları kaydetti; “Başta Çanakkale İl Müftülüğümüz ve ilçe müftülüklerimiz olmak üzere, din hizmetleri personelinin çalışma koşullarıyla ilgili yetkili idari birimlerle yapıcı bir iletişim sürdürmek istiyoruz. Sorunun niteliğine göre sendikamızın genel merkezini ve ilgili kamu kurumlarını da sürece dâhil edeceğiz. Burada temel yaklaşımımız, sorunları kişiselleştirmeden ve kurumlar arasında gereksiz gerilim oluşturmadan çözüm aramaktır. Ancak yapıcı diyalog, üyelerimizin haklarını savunmaktan geri duracağımız anlamına gelmez. Gerektiğinde talep ve itirazlarımızı kararlılıkla dile getirir, çözüm için bütün meşru sendikal yolları kullanırız. Amacımız, hem çalışanlarımızın haklarının korunması hem de din hizmetlerinin daha sağlıklı şartlarda yürütülmesidir.”

Kurumlarla yapıcı iletişimi sürdüreceklerini ancak üyelerin haklarını savunma konusunda kararlı davranacaklarını belirten Aygül, amaçlarının çalışanların haklarının korunması ve din hizmetlerinin daha sağlıklı koşullarda yürütülmesi olduğunu ifade etti.

127170_wuciwug_72140e3e_aygul-guven-soz.jpeg

Aygül’den delegelere ve din görevlilerine teşekkür mesajı

Kendisine yeniden güven duyan delegelere, üyelere ve teşkilat mensuplarına teşekkür eden Aygül, Çanakkale’nin merkezinden en uzak köyüne kadar görev yapan bütün din görevlilerinin emek ve gayretlerinin kendileri için değerli olduğunu söyledi. Hiçbir üyenin kendisini yalnız hissetmediği bir teşkilat yapısını güçlendirmek istediklerini belirten Aygül, yeni dönemin bütün din hizmetleri çalışanları için hayırlı olmasını diledi.

Aygül, “Öncelikle şahsıma ve yönetimimize yeniden güven duyan bütün delegelerimize, üyelerimize ve teşkilat mensuplarımıza gönülden teşekkür ediyorum. Bu güveni bir emanet olarak görüyor ve sorumluluğumuzun bilinciyle hareket ediyoruz. Çanakkale’nin merkezinden en uzak köyüne kadar görev yapan bütün din görevlilerimiz bilsinler ki onların emeği, gayreti ve üstlendiği sorumluluk bizim için değerlidir. Hiçbir üyemizin kendisini yalnız hissetmediği, sorunlarını rahatlıkla paylaşabildiği ve hakkını ararken destek bulabildiği bir teşkilat yapısını güçlendirmek istiyoruz. Birlik ve beraberliğimizi koruyarak, ortak hedeflerimiz etrafında kenetlenerek daha güçlü bir sendikal mücadele ortaya koyabiliriz. Yeni dönemin teşkilatımız, üyelerimiz ve bütün din hizmetleri çalışanlarımız için hayırlara vesile olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

127170_wuciwug_ccbae298_aygul-guven-soz.jpeg

“Makamlar geçici, hizmet ve geride bırakılan izler kalıcıdır”

Sendikal anlayışının merkezinde insanı ve emeği gördüğünü belirten Şahin Aygül, sendikacılığı yalnızca bir temsil görevi olarak değil, insanların haklarını savunma ve sorunlarına çözüm arama sorumluluğu olarak değerlendirdiğini söyledi. Genç din görevlilerine mesleklerini sevgi, samimiyet ve sorumluluk bilinciyle yapmaları çağrısında bulunan Aygül, kendilerini geliştirmekten vazgeçmemeleri gerektiğini vurguladı.

Çalışma prensiplerini anlatan Aygül, sözlerini şu ifadelerle tamamladı; “Ben kendimi, insanı merkeze alan, emeğe değer veren ve sorumluluk üstlenmekten kaçınmayan bir sendikacı olarak ifade edebilirim. Sendikacılığı yalnızca bir temsil görevi olarak değil, insanların haklarını savunma ve sorunlarına çözüm arama sorumluluğu olarak görüyorum. Benim anlayışımda makamlar geçici, hizmet ve geride bırakılan izler kalıcıdır. Üyelerimizin derdini dinlemek, haklı taleplerini savunmak, kurumlarla iletişimi sürdürmek ve teşkilatımızı birlik içinde tutmak temel çalışma prensiplerimizdir. Genç din görevlilerine de şunu söylemek isterim: Mesleğinizi sevgiyle, samimiyetle ve sorumluluk bilinciyle yapın; kendinizi geliştirmekten ve yeni şeyler öğrenmekten vazgeçmeyin. Bizler de sendika olarak onların çalışma hayatında daha güçlü, daha güvende ve hakları konusunda daha bilinçli olmaları için gayret göstermeye devam edeceğiz. Çünkü inanıyorum ki güçlü bir teşkilatın temeli, birbirine güvenen ve ortak değerler etrafında buluşan insanlardır” şeklinde iade eden Aygül, üyelerin haklarını savunmaya, genç din görevlilerinin gelişimini desteklemeye ve teşkilat içindeki dayanışmayı güçlendirmeye devam edeceklerini vurgulayarak sözlerini tamamladı.

(ERHAN TAYLAN)
Paylaş