burcu.arik@gmail.com, https://dogakultur.net
Fotoğraf: Sen
kimsin hemşehri? Burcu Meltem Arık
Betimleme: Yeşil otlarla kaplı bir alanda açmış çok sayıda sarı
çiçek görülüyor. Sağ üst köşede bir ağaç gövdesi
var.
Çanakkale’de bu aylarda tüm kent merkezine yayılmış sarı bir çiçek var. Bu soğuk havaya rağmen üstelik! Türünü tespit edebilmek benim için kolay değil. Ait olduğunu düşündüğüm papatyagiller (Asteraceae) ailesi son derece çeşitli. Belki siz biliyorsunuzdur ve bana yazarsınız…
Bu güzellik eğer bir karahindiba (Taraxacum) türüyse aday çok. Bizim Bitkiler sitesine göre, Türkiye’de altmış beş, Çanakkale’de ikisi endemik toplam on karahindiba türü var. Karahindibaların (Taraxacum) kendi içinde farklı tür grupları da bulunuyor. Bunlardan biri olan Scariosa grubu, sonbaharda ve kış aylarında çiçek açan türleriyle biliniyor. Grubun adı, Latincede “zarımsı” anlamına gelen scariosus sözcüğünden geliyor ve çiçek başını alttan saran dış brahtelerin ince, zar gibi kenarlarına gönderme yapıyor. Bu gruptaki türlerde dış brahteler çiçek başına yaslanmış duruyor. Kentlerde en sık gördüğümüz yaygın karahindibada ise geriye ve aşağıya doğru kıvrılıyor. Araştırmalarıma göre aradığımız hemşehri bu grupta yer alan kışçıtlığı, leblebiotu veya Halephindibası olabilir.
Bizim hemşehrinin karahindiba türü olmama ihtimali de var. Aynı ailede karahindibaya çok benzeyen başka cinsler de bulunuyor. Aslandişi (Leontodon), dağ marulu (Hypochaeris), kıskı (Crepis) ve eşekgevreği (Sonchus) bunlar arasında. Cinsleri ve türleri ayırt edebilmek için çiçek saplarına, yapraklara ve çiçek başlarının yapısına bakmalı. Karahindibalarda çiçek sapları genellikle yapraksız. Her sapın ucunda tek bir çiçek başı bulunuyor. Sapın içi boş. Ancak bu özellikleri bir arada değerlendirmek gerek, çünkü bu özelliklerin bazıları başka cinslerde de olabilir. Ezcümle, bu sıralarda her yerde görülen bu hemşehrimizin adını bilenler yazarsa çok sevinirim.
Görsel: Yapay zekâ desteğiyle yapılmıştır.
Betimleme:
Karahindibaların ayırt edilmesinde
incelenen özellikleri gösteren beş bölümlü görsel. Yaprak rozeti,
yaprak, çiçek başı ve brahteler, tohum başı ve tek bir tohumun
yapısı görülüyor.
Taraxacum adının kökeni kesin olarak bilinmese de yaygın kabul gören açıklamalardan biri Farsçaya uzanıyor. Farsçada “acı ot” anlamına gelen talkh chakok sözcüğünün Arapçaya tarakhshaqūn biçiminde geçtiği, Ortaçağda Latinceye aktarılarak zamanla Taraxacum biçimini aldığı düşünülüyor. Hatta 12. yüzyılda Arapça bilimsel eserleri Latinceye çeviren Gerardus Cremonensis'in sözcüğü tarasacon olarak kaydettiği biliniyor.
Burada merakımın peşinden gidip Gerardus parantezi açacağım. Cremona’da (İtalya) doğan Gerardus (1114–1187) bir bilgin ve çevirmen. Bilimsel bilginin Arapçadan Latinceye aktarılmasında önemli isimlerden biri kabul ediliyor. Çevirileriyle, İslam dünyasında geliştirilmiş bilimsel bilgilerin ve Arapçaya çevrilerek korunmuş Antik Yunan eserlerinin Latin Avrupası’nda okunmasını sağlamış. Öğrencilerinin, ölümünün ardından kaleme aldığı yaşam öyküsüne göre Gerardus, Batlamyus'un astronomi eseri Almagest'i okumak istemiş ama Latince nüsha bulamamış. Bunun üzerine Toledo’ya (İspanya) giderek Arapça öğrenmiş ve yaşamının büyük bölümünü burada çeviri yaparak geçirmiş. Merakın bir insanı getirdiği yeri, bunun da bize uzanan etkilerini bir düşünsenize!
12. yüzyıl öyle bir dönem ki, bilim kitapları bir dilden başka bir dile sıkça çevriliyor ve böylece yeni okurlara ulaşıyordu. İngiliz bilgin Bath’lı Adelard, yüzyılın başlarında Öklid'in Elementler'ini ve Hârizmî'nin astronomi tablolarını Arapçadan Latinceye çevirmiş. O dönemde Arapça, tıp ve astronomi başta olmak üzere pek çok bilim alanında kullanılan önemli dillerden biriymiş. Bunda, 8. ile 10. yüzyıllar arasında Bağdat'ta Antik Yunan felsefe ve bilim eserlerinin Arapçaya çevrilmesinin büyük payı varmış. Toledo da Arapça eserlerin Latinceye çevrildiği önemli merkezlerden biriymiş.
Bir bitkinin bilimsel adının peşine düşüp kendimi bir kez daha bilim tarihinin içinde bulmuşken ana konumuza geri dönüp karahindibalara ait başka bir araştırmayı paylaşayım. Karahindibaların üfleyince havaya dağılan beyaz tohum başlarını bilirsiniz. Bunların havada nasıl kalabildiği bilimsel araştırmalara konu olmuş. 2018 yılında Nature dergisinde yayımlanan bir araştırmada, karahindiba tohumlarının ucundaki pappus adı verilen beyaz tüylerin arasından geçen havanın, bu tüylerin üzerinde bir girdap oluşturduğu bulunmuş. Bu girdap, meyvenin daha yavaş düşmesine yardımcı oluyormuş, böylece ana bitkiden çok daha uzaklara taşınıp yayılabiliyor.
Görsel: Yapay zekâ desteğiyle yapılmıştır.
Betimleme:
Karahindiba meyvesinin uçuşunu açıklayan
şematik görsel. Beyaz pappus tüylerinin arasından geçen hava
akımı, pappusun üzerinde oluşan halka biçimli girdap ve rüzgârla
taşınan meyveler gösteriliyor.
Fırtınalara rağmen Çanakkale'de bu mevsimde karşılaştığımız küçücük bir sarı çiçeğin bilimsel adı beni nerelere götürdü. Bir türden yola çıkarak keşfettiğim bilgiler ve ilişkiler beni her seferinde şaşırtıyor ve etkiliyor. Jorge Luis Borges’in elime aldığım ilk kitabı Düşsel Varlıklar Kitabı’ydı. Daha ilk sayfasında Borges, küçük bilgi kırıntıları edinmekten duyduğu müthiş zevki anlatıyordu. Kendimi Borges’le aynı kefeye koymuyorum ama nasıl hissettiğini çok iyi anladığımı düşünüyorum.
Haftaya yol kenarlarında, duvar diplerinde, kaldırımların arasında karşılaştığım iki başka bitkiyi sizlerle tanıştırmak istiyorum. Biri yapışkan otu, diğeri selviotu. Doğa gözlemlerinizi #canakkaledogaguncesi etiketiyle paylaşır mısınız? Instagram'da buradayız: https://www.instagram.com/canakkaledogaguncesi/