Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde, UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Assos Antik Kenti’ne yalnızca birkaç kilometre mesafede planlanan jeotermal kaynak arama projesiyle ilgili mahkeme kararı, bölgede büyük tepkiye yol açtı. Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, verilen kararın yalnızca doğaya değil, hukuka ve bilime de aykırı olduğunu savundu.
Bakrom AŞ tarafından Büyükhusun köyü sınırları içerisinde açılmak istenen jeotermal kaynak arama projesine karşı yöre halkı ve çevre örgütleri 2018 yılından bu yana mücadele ediyor. İlk ÇED sürecinde verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararı, Assos Dostları grubundan 122 davacının açtığı dava sonucunda iptal edilmişti.
Ancak şirket, 2022 yılında projeyi yeniden gündeme taşıdı. Bu kez verilen “ÇED Olumlu” kararına karşı aralarında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği’nin de bulunduğu 148 kişi yeniden dava açtı.
İkinci dava sürecinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri sonucunda hazırlanan raporlar, projenin bölgeye uygun olmadığını açıkça ortaya koydu. Bilirkişiler, “Bu proje bu yörede uygulanamaz, ÇED Raporu uygun değildir” görüşünde birleşti.
Mahkeme tarafından istenen ek raporda da uzmanlar ilk görüşlerinde ısrar etti. Buna rağmen mahkeme heyeti, bilirkişi raporlarını dikkate almayarak davayı reddetti.
Mahkemenin, kendi atadığı uzmanların iki kez verdiği raporları yok sayması kamuoyunda “bilirkişi raporları neden alındı?” sorusunu gündeme getirdi. Kararda, Hakimlerin Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili maddelerine dayanarak bilirkişi görüşüne katılmayabileceği vurgulandı.
Çevre örgütleri ise tarım, jeoloji, hidrojeoloji, çevre mühendisliği ve arkeoloji gibi alanlarda uzmanlık gerektiren konularda bilirkişilerin yok sayılmasının kabul edilemez olduğunu belirtiyor.
Mahkeme, davacıların sadece davayı kaybettiğine hükmetmekle kalmadı; yaklaşık 130 bin TL’yi bulan bilirkişi ücretleri, yol masrafları ve karşı tarafın avukatlık ücretlerinin de davacılar tarafından ödenmesine karar verdi. Çevreciler, “Madem raporlara itibar edilmeyecekti, neden bu masraflar yaptırıldı?” diyerek karara tepki gösterdi.
Kararın ardından Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, dosyayı Danıştay’a taşıyacaklarını açıkladı. Dernek, bilimsel ve hukuki tüm itirazların bu kez yüksek yargı önünde dile getirileceğini belirtti.
Dava dosyasına göre proje alanı zeytinliklere yalnızca 254 metre mesafede bulunuyor. Bu durum, zeytinliklerin 3 kilometre çevresinde zarar verici faaliyetleri yasaklayan 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’na aykırı.
Ayrıca proje sahası;
Assos Antik Kenti’ne 3,65 km
Proje alanı, 1. derece deprem bölgesinde yer alıyor. 2017 Ayvacık depreminde çok sayıda yapının yıkıldığı hatırlatılarak, jeotermal sondajların sismik hareketleri tetikleyebileceği uyarısı yapılıyor.
Ayrıca bölgeden geçen dere yataklarının hidrojeolojik yapısının bozulacağı, flora-fauna raporlarının eksik hazırlandığı ve atık su yönetimiyle ilgili ciddi belirsizlikler olduğu belirtiliyor.
Ayvacık Tuzla Ovası’nda halen faaliyette olan dört ayrı Jeotermal Enerji Santrali bulunuyor. Çevreciler, mevcut JES’ler ve RES’lerle birlikte bölgenin taşıma kapasitesinin aşıldığını, ancak mahkemenin “kümülatif etki” değerlendirmesini görmezden geldiğini savunuyor.
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Assos’un, zeytinliklerin, tarım alanlarının ve kültürel mirasın korunması için mücadeleden vazgeçmeyeceklerini vurguladı. “Havamıza, suyumuza, toprağımıza, zeytinliklerimize ve kültürel varlıklarımıza dokunulmasına izin vermeyeceğiz.”
(HABER MERKEZİ)