yandexmetrikacounter
AKRAN ZORBALIĞI (1): "ÇOCUKLUK ŞAKASI" MI, | Çanakkale Olay
Mine Kandaz

info@ozugurdanismanlik.com

AKRAN ZORBALIĞI (1): "ÇOCUKLUK ŞAKASI" MI, YOKSA İMDAT ÇAĞRISI MI?

Sosyolog/Aile Danışmanı
116

Zorbalık; bir çocuğun, kendinden fiziksel veya psikolojik olarak daha güçsüz gördüğü bir başka çocuğa karşı uyguladığı kasıtlı ve tekrarlayan fiziksel veya ruhsal saldırganlıktır. Bu sadece bir kavgadan veya söz dalaşından ibaret değildir. Zorbalığa uğrayan çocuğun özgüveninin azalmasına, sessizleşmesine ve toplumsal izolasyonuna kadar giden bir sürecin başlangıcıdır. Zorbalığı yapan çocuğun ise güç kullanarak her istediğini yapabileceği yanılsamasına düşmesine ve hayatı güç üzerinden yanlış tanımlamasına neden olan bir durumdur. Zorbalığa uğrayan çocuğun da, zorbalığı yapan çocuğun da ailelerinin farkında olmaları gereken bir takım durumlar söz konusudur. Aileler bu konuda bilgilenirse, çocukların üzerinde uygulayacakları teknikleri de bilirler ve buna göre hareket edebilirler.

Mağdur Ailelerine: Sessizliği Fark Edin

Zorbalığa uğrayan çocuk çoğu zaman "şikâyetçi" veya “ispiyoncu” damgası yememek ya da korktuğu için susar. Ancak bedeni ve ruhu konuşur. Eğer çocuğunuz;

• Okula gitmekte isteksizleşiyorsa,

• Okuldan eşyaları eksik ya da zarar görmüş geliyorsa,

• Vücudunun çeşitli yerlerinde çizik veya morluklar oluşmuşsa,

• Uyku bozuklukları yaşıyor ve içine kapanıyorsa,

• Nedensiz karın ve baş ağrılarından şikâyet ediyorsa, bu bir sessiz çığlıktır.

Ona "Sen de ona vursaydın" veya “karşılık ver, kendini koru” demek, yükünü ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. İhtiyacı olan şey, ailesinin onun yanında sarsılmaz bir kale gibi durması ve okul yönetimiyle iş birliği yaparak bu şiddeti durdurmasıdır. Aynı zamanda zorbalıkla mücadele edebileceği psikolojik dayanıklılığı da kazandırmak, çocuğu daha sağlam duran ve özgüvenli hale getirecektir.

Zorba Ailelerine: Suçlamak Değil, Şifalandırmak

Peki ya zorbalığı yapan çocuk? Haber aldığınızda dünyanız başınıza yıkılabilir, reddetme refleksine girebilirsiniz. Burada unutmamanız gerekir ki, şiddet bir tercih değil, öğrenilmiş bir dildir. Çocuğunuz başkasına acı çektirerek kendi içindeki bir boşluğu doldurmaya, yetersizlik hissini bastırmaya çalışıyor olabilir. Siz de ona şiddetle yaklaşırsanız, onu engellemiş değil, yaptığı davranışı pekiştirmiş olursunuz. Onu etiketlemek ve duygusal veya fiziksel şiddet göstermek yerine;

• Dijital dünyada (oyun, sosyal medya vb.) hangi şiddet içeriklerine maruz kaldığını denetleyin,

• Evde "güçlü olan haklıdır" mesajı verip vermediğinizi sorgulayın,

• Neden sürekli arkadaşlarına zarar verme isteğinin olduğunu ve bu davranışının, hangi durumuna dikkat çekmek için yaptığını konuşun,

• Başkasının acısını hissetme, yani empati kurma becerisini güçlendirin.

Fakat unutmayın ki, burada saydıklarımızı öncelikle siz kendinize uygulamalısınız. Çocuklarınız genelde söylediklerinizi değil yaptıklarınızı taklit ederler. Bu nedenle kendi davranışlarınızda öfke veya şiddet söylemlerine ne kadar başvurduğunuzu ve çevrenizdeki kişilerle ne kadar empati kurabildiğinizi fark edin. Aile dışında çocuğunuzun rol model alacağı ve güçlü gördüğü akraba, komşu vb. kişilerin olup olmadığına dikkat edin.

Bu konuda öncelikli olarak ailelere büyük görevler düşmektedir. Gelin, bu hafta çocuklarımızı daha dikkatli gözlemleyelim. Onların sadece sınav notlarını değil, ruhlarındaki yaraları da fark edelim.

Haftaya, zorbalıkla başa çıkmada ailelerin uygulayabileceği somut iletişim teknikleriyle devam edeceğiz. Sevgiyle ve farkındalıkla kalın.

www.ozugurdanismanlik.com

info@ozugurdanismanlik.com

Instagram : Koyde.birsosyolog