h_irim@yahoo.com
Bugün yerel basının karşısında duran en büyük engel, sadece ekonomik darboğaz değil; kurumların "sosyal medya" konforuna sığınarak kamuoyunu devre dışı bırakma çabası olarak karşımıza çıkıyor.
Kamusal Görev mi, PR Çalışması mı?
Bilgi vermekten imtina eden; ayrım yapmadan tüm basın mensuplarına yancı, bedavacı vs… (her meslekte var, kimse kendi topluluğunu böylelerinden münezzeh sanmasın) muamelesi yapan; övgü alacakları paylaşımları gece yarısı bile olsa gönderip, bunun dışındaki tüm hallerde “kamu çalışanı” sıfatının arkasına saklananlar; konu gerçek bir denetim ya da şeffaflık olduğunda kanunların koruyucu pelerininin altında kaybolmayı tercih ediyor.
Zannediyorlar ki bulundukları mevkiler, sahip oldukları “dostlar”, onlara sonsuza kadar sorunlardan kaçınma hizmeti sağlayacak. E haksız değiller; bir bakıyorsun suçları mahkeme tarafından sabit görülenler, devletin resmi kurum ve kuruluşları tarafından kamuyu zarara uğrattıkları yayınlanmış kişiler dahi bunu bir gazeteci paylaştığında celallenebiliyor, olmadı zaten kurumun sosyal medya hesabını kapatıveriyor.
Hem zaten internet varken kim ne yapsın yerel medyayı? Yapıştırırız bir tane sayfa, güzel çekilmiş videoları ekler; çiçekler böcekler, hoş ve popüler müzikler eşliğinde yayınlarız bir gönderi! Tamam…
Beğenmediğimiz bir haber-yazı (işte artık her ne ise…) yayınlanınca ararız patronlarını, çektiririz kulaklarını…
Bir kısım da kurumlarının sosyal medyaları üzerinden yaptıkları paylaşımdan öte hiçbir bilgiyi kamuoyuna yansıtmıyor, hiçbir toplantı ya da etkinliklerine sizi davet etmiyor; ediyorlarsa da bir “becerikli (!) el” bunları Çanakkale’nin yerel basınına duyurmaya “gerek görmeyiveriyor”.
Asgari Ücretle Kahramanlık Beklemek
Çanakkale basınının yüzde 90’ı, yılların tecrübesine veya okul diplomasına sahip olmasına rağmen bugün asgari ücretle mesleğini yapmaya çalışıyor. Basın mensubunun hakkını korumak iddiasındaki derneğin başına gazete patronunu oturtursanız; bunu önleyecek bir hamle yapmazsanız, olacağı bu.
Haaa bir de bu ülkede kimsenin “karnını doyurabildi mi, çoluğuna çocuğuna ne olacak?” diye düşünmediği ancak herkesin alkışlamayı, ya da arkalarından ağıtlar yakmayı pek sevdiği araştırmacı-gazetecilerin başına gelenleri bileceksiniz… Buna rağmen ve bununla birlikte gazetecilik yapmaya çalışacaksınız…
Kendi mecranızı kurup içerik üretmeye çalışıyorsanız da “Habercilik yap, reklam alma" diye akıl verenler, o çarkın hangi suyla döneceğini asla sormayanlarla muhatap olacaksınız.
Dijital algoritmaların bir kedi videosunu, hayati önem taşıyan bir yerel yolsuzluk haberinden daha çok önemsediği bir çağda; yerel gazeteci olarak hem global devlerle hem de cebindeki telefonla "gazetecilik oynayan" kitleyle rekabet edeceksiniz.
Siz yine de arayın…
Günün birinde, ihtiyaç duyduğunuz ancak kapısını çalacak bir mecra bulamadığınızda ya da o parlatılmış videoların arkasındaki gerçek size dokunduğunda yerel basının kıymetini daha iyi anlayacaksınız.
Siz yine de sormaya devam edin: "Gazeteci, gazeteciliğini yapıyor mu?" diye... Ama ihtiyaç duyduğunuzda, o "enayi statüsünde" görüp görmezden geldiğiniz gazetecileri aramayı da sakın unutmayın!