Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve dini vakıf ve derneklerin yaz dönemi için okullarda yürüttüğü çalışmalar tepki toplamaya devam ediyor. En son Mustafa Kemal İlkokulunda AKP’ye yakınlığı ile bilinen Anadolu Gençlik Derneği (AGD) tarafından yaz etkinlikleri için açılan stant ile birlikte, İl Milli Eğitim Müdürlüğü eli ile dini vakıf ve derneklerin ne derecede okullarda cirit attığının göstergesi olduğunu ifade eden eğitim sendikaları, İl Milli Eğitim’in dini vakıf ve dernekler ile gerçekleştirdiği proje ve çalışmalarla bilimsel, demokratik ve laik eğitimin altına dinamit koyulduğunu ifade ediyorlar. Bu uygulamaların dindar ve kindar bir nesil yetiştirmeye hizmet ettiğini belirten eğitim sendikaları, dini vakıf ve derneklerin Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptıkları protokol sözleşmelerinin Anayasaya ve Milli Eğitim yasalarına aykırı olduğunu ifade ediyorlar. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile dini vakıf ve derneklerin yürüttüğü projeler ile ilgili gazetemiz Çanakkale OLAY’a açıklamalarda bulunan Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Mataş ve Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Prof. Telat Koç, İl Milli Eğitim’i dini vakıf ve dernekler ile yaptığı proje ve çalışmalardan vazgeçmeye çağırıyor.
Eğitim sendikalarının konu ile ilgili görüşleri şöyle:
Eğitim-İş Çanakkale Şube Başkanı Ahmet Mantaş: Atanamayan öğretmenleri cami avlusunda yem bekleyen güvercinlere benzeten Milli Eğitim Eski Bakanı Ömer Dinçer döneminde, gerici vakıf ve derneklerle yaptığı bir protokol var. İHH, İlim Yayama Cemiyeti, KAİMDER, AGD ve Ensar Vakfı gibi dernek ve vakıflarla yaptığı protokol çerçevesinde hem milli eğitim şuralarında önlerine teklif getirerek, hem de bu protokoller çerçevesinde okullarda faaliyet yürüterek tamamen eğitimi kuşatmış durumdalar. Bu yaşanan durumlar sadece Çanakkale’de değil, tüm Türkiye için böyle. Çanakkale’de de bunun yansımalarını görüyoruz. Bu protokoller çerçevesinde, yerellerde bu dini vakıf ve derneklerin şubeleri Milli Eğitim Müdürlükleri ile Valiliğe başvuruda bulunarak yaz kamplarında öğrencilerin dini eğitim alması konusunda kurslar açıyorlar. Bu konuda okullara stantlar kuruyorlar. En son Mustafa Kemal İlkokulu’nda AGD bir stant kurarak öğrencilere tanıtım yaptı. Eğitim-İş olarak bunu doğru bulmuyoruz. Bu tamamen eğitimin gericileştirilmesine yönelik, laik, bilimsel, karma eğitimin ortadan kaldırılmasına yönelik girişimlerdir. Bunun karısında duruyoruz. Bilimsel, demokratik ve laik bir eğitimden yana olan öğretmenler bu konuda çok rahatsız. Veliler de bu konudan rahatsızlık duyuyorlar. Bu baskıcı anlayışa ve sürekli olarak dini vakıf iler cemiyetlerin okullarda çalışma yürütmelerine tepki gösteriyorlar. Ensar Vakfı malum, Karaman’da çocuklara yönelik yapılan cinsel istismar ve taciz nedeni ile toplumsal tepkiyi sürekli olarak üstünde tutuyor. Bundan dolayı da Ensar Vakfı’nın okullarda bulunmasından dolayı veliler, öğrenciler ve öğretmenler rahatsızlık duyuyorlar. Diğer dini vakıf ve cemiyetlerin okulları kuşatan, okulların koridorlarında, bahçelerinde öğrenciler arasında cirit atan bir görüntü, çağdaş eğitim anlayışına çok ters. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuyu bilerek bu gibi dernek ile cemiyetlerle ortak proje ve çalışmalar yürütüyor. Bu uygulamalar sürerse eğitim iyice gericilik ile kuşatılmış bir hale gelecek. Laik, bilimsel, demokratik eğitimi, hedefledikleri gibi karma eğitimi ortadan kaldıracaklar. Bu konu ile ilgili, Eğitim-İş’i çiğnemeden, bizi ortadan kaldırmadan bunları gerçekleştirmelerine izin vermeyeceğiz. En son müdür yardımcılığı ile ilgili yapılan sınav sonrasında Danıştay’a yaptığımız başvuruyla İnkılap Tarihi sorularında Atatürk ve Cumhuriyet değerleri ile ilgili sorular sorulmadığı için sınavın iptal edilmesini istedik. Danıştay bizim bu başvurumuzu kabul ederek bu sınavı iptal etti. Yandaş sendikalar bu konu ile ilgili mağdurluk propagandası yapıyorlar, ama bizim bu konu ile ilgili duruşumuz net. Biz, çeşitli değerlerin ortadan kaldırılarak eğitimin niteliksizleştirilmesi, sırf birilerinin isteği doğrultusunda eğitimin dinselleştirilmesini kabul edemeyiz. Biz bunun karşısındayız. Bu gerici dernek ve cemiyetlerin enselerinde boza pişiriyoruz. Nereye gitseler karşılarında Eğitim-İş’i buluyorlar. Bunları ortaya çıkarıyoruz ve kamuoyu ile bunları paylaşıyoruz. İlgili birimleri arayarak tepkimizi dile getiriyoruz. En son Hüseyin Akif Terzioğlu Ortaokulu’nda yapılan girişimi okul idaresi ile görüşerek iptal etmesini sağladık. Dini bir vakıf tarafından açılmak istenen bir kursa velilerin ilgi göstermediği, ama okulun ısrarla açmak istediğine yönelik duyumlar almıştık. Tepkimizi göstermemizin ardından okul yönetiminin böyle bir kurs yapmaktan vaz geçtiğini öğrendik. Bunlara devam edeceğiz. Gericilik ile mücadele etmeye devam edeceğiz. Özellikle olmazsa olmaz dediğimiz laik, bilimsel, demokratik ve karma eğitimi sonuna kadar savunacağız.
Eğitim-Sen Çanakkale Şube Başkanı Prof. Dr. Telat Koç: Son süreçte Milli Eğitim’in her aşamasında, her kademesinde özellikle belli bir dinin mezhebini yaymaya çalışan vakıfların etkinleştirildiğini ve öne çıkarıldığını görüyoruz. Bu Anayasaya aykırı bir uygulama. Çünkü öğrencilerin hangi din, dil, cinsiyet, millet olursa olsun, bütün farklılıklarla öğrencilerin eğitimdeki fırsat eşitliğinden yararlanması gerekiyor. Birinci planda bu vakıflar öğrencilerin bu fırsat eşitliği kapsamından yaralanmasını engelleyen bir bakış açısı ile çalışıyorlar. Bu vakıflar, öğrencilerin temel hak ve özgürlüklerini yok ediyorlar. Bunun onlarca çirkin örneğini yaşadık. Bu vakıflar özellikle ötekileştirmeyi, dindar ve kindar bir nesil yetiştirmeyi hedefliyorlar. Bu kapsamda yapılan çalışmalar öğrencilerin kişilik ve kimlik haklarına aykırı uygulamalardır. Diğer taraftan Anayasa ve yasalar gereği eğitimin tarafsız olması gerekir ve herkesin eğitime eşit ulaşma hakkı olması gerekir. Bu vakıfların okullardaki etkinlikleri kapsamında para toplanmakta ve bu paralar vakıflar aracılığı ile nereye gittiği bilinmeyen yerlere kanalize edilmekte. Bir anlamda öğrencilerimizin duyguları sömürülmektedir. Yani sömürülme konusu artık bu noktaya gelmiştir. Bu kapsamda okullarda dönem içindeki etkinlikler yetmiyormuş gibi, bir de yaz döneminde de olayı iyice ileri noktaya taşıyarak yaz etkinlikleri ile okullarımızda vakıflar cirit atıyor. Bu Milli Eğitim’in yasalarına aykırı bir uygulama. Laiklik ilkesi fiilen ortadan kaldırılmış durumda. Devletin çeşitli yetkilileri bunu söylediler ve geri adım attılar, ama yapılan uygulamaların hepsi laiklik ilkesine aykırı uygulamalar. Öğrencilerimizin yaz döneminde dini vakıfların insafına terk edilmesi beklentilerimizin çıkmasını istemiyoruz, ama gelecekte Karaman olayında olduğu gibi birçok çirkinliğin ortaya dökülmesine neden olacaktır. Öğrencilerimizin kişiliğine, kimliğine, duygularına saldıran bu dini vakıfların yaptığı işler ve Milli Eğitim ile birlikte yaptığı uygulamalar yasalara aykırı uygulamalardır. Bu uygulamalarda savcıların hemen harekete geçmesi gerekiyor, ama bu feryatlarımızı çok değişik kanallardan duyurmamıza rağmen bu konuda hiçbir resmi makamın harekete geçmediğini görüyoruz. Toplumu şekillendirmek, toplum mühendisliği yapmak pahasına yapılan işlerle çocuklarımızın geleceğini karartmaya kimsenin hakkı yok. Bunu engellemek için görevli mercilerin de hiçbir girişimi yok. Basın aracılığı ve değişik kanallar aracılığı ile feryat ediyoruz, ama bütün yasal kanallar tıkanmış durumda. Tekrar bu feryadımızı ilgili yasaların uygulayıcısı olan makamların duyması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu bir suç duyurusudur. Okullarda yapılan uygulamalar yasalara, çocuk haklarına, insan haklarına, Anayasaya aykırı uygulamalardır. Bu suç duyurusunu tekrar kamuoyu ile paylaşıyoruz. (Burhan Mert Balcı)