yandexmetrikacounter
Pehlivan'dan Çernobil açıklaması | Çanakkale Olay

Pehlivan'dan Çernobil açıklaması

Çernobil Nükleer Santrali'nde meydana gelen patlamanın 30'uncu yıldönümü nedeniyle açıklama yayınlayan CHP İl Başkan Yardımcısı Güneş Pehlivan, açıklamasında; "Çevresel etkileri devam etmekte olan Çernobil faciasının 30'uncu yılında, çevrecilere aldırmayan zihniyete aldırmıyor, nükleere karşı hayatı seçiyoruz" ifadelerini kullandı.

431

 1986 yılında Ukrayna’nın Kiev şehrine bağlı bir bölgede yer alan Çernobil Nükleer Santrali’nde yaşanan  patlamanın 30’uncu yıl dönümü nedeniyle açıklama yayınlayan CHP İl Başkan Yardımcısı Avukat Güneş Pehlivan, açıklamasında Türkiye’de kurulması planlanan nükleer santrallere dikkat çekti. Pehlivan açıklamasında; “26 Nisan 1986 Cumartesi Günü, Ukrayna`nın kuzey bölgesinde, Kiev`e bağlı bir yerleşim biriminde bulunan Çernobil Nükleer Santrali`nin 4’üncü reaktöründe 01:24`te bir patlama meydana geldi. Patlama ile ortaya çıkan radyasyon, Hiroşima ve Nagazaki`ye atılan atom bombalarından 200 kat daha etkiliydi. Sovyetler Birliği felaketi açıklamadı. Dünya bunu ancak 4 gün sonra öğrendi.  Patlamanın ilk anında ortaya çıkan enerji 2 metre kalınlığındaki betonu eritebilecek güçteydi. Askeri kuvvetler mensuplarına iki emeklilik seçeneği sunulmuştu, ya Afganistan`da iki yıl ya da santral bölgesinde üç dakika görev yapacaklardı; zira bölgede üç dakika bulunmak, bir insanın hayatı boyunca alabileceği radyasyon miktarını almak demekti. On binlerce insanın hayatını kaybetmesiyle, şehirlerin boşaltılmasıyla, İskandinav ormanlarının yarısının kirlenmesiyle, gelecek nesillere tiroid kanserinin miras bırakılmasıyla, dünya, nükleer santrallere karşı durmaya yönelik bir kavrayışı güç bela edinebildi. Çernobil faciasında, ülkelere insanların koyduğu sınırları doğanın umursamayacağını gördük. Dünyanın her neresinde çevre tahrip ediliyorsa, bunun tüm dünya insanlarının meselesi olduğunu gördük. Teknolojiyle bozulan doğal dengenin, teknolojiyle sağlanan yapay denge ile değiş tokuş edilemeyeceğini gördük. Ne yazık ki, ödenmesi gereken insani bedele bakmaksızın maddi gereksinimleri ön plana çıkaran dönemin siyasilerinin nükleer enerjiyi aklama çabasını izledik. ‘Dinine imanına inananlar, bir tehlike olmadığına da inansınlar’ açıklamasını yapan zihniyetin, çayların imha edilmesi gerektiğini bildiren ODTÜ raporunu hasıraltı ederek canlı yayında radyoaktif çayın daha lezzetli olduğunu salık verişini izledik” ifadelerine yer verdi.

“Nükleere karşı hayatı seçiyoruz”

Açıklamada; “Çernobil`in ardından Fukuşima faciasının da etkisiyle, dünya, ilk yatırım ve işletim maliyetleri çok yüksek olan, 35-40 yıllık ekonomik ömürleri boyunca sıkça arıza ve güvenlik sorunları yaşayan, atık sorunlarına çözüm bulunamayan bu pahalı enerji üretiminden vazgeçip nükleer santrallerini aşamalı olarak kaldırma kararı vermiş iken, Türkiye bugün nükleer zorbalığı ile karşı karşıya bırakılmıştır. Nükleer santrallerin yeniden gündeme getirilmesi, ülkenin ‘enerji ihtiyacı’ bahanesi ardına gizlenmiş bir siyasal tercihten kaynaklanmaktadır.  Türkiye`de enerji verimliliği istatistiklerine göre; enerji tüketimi sıralamasında birinci sırada ticarethaneler yer almakta iken sanayi üçüncü sırada yer almaktadır. Özetle; yaşamlarımız pahasına nükleer enerjiye yapılacak yatırım, sınai kalkınma için değil, AVM`lerin enerji ihtiyacını karşılamak üzere yapılacaktır. Dünyanın dev sanayi ülkeleri ve büyük ekonomileri yollarına nükleer enerjisiz devam edebilirken, pahalı, kirli ve tehlikeli nükleer santrallerle ülkemizin radyasyona boğulmasına izin vermeyeceğiz. Çevresel etkileri devam etmekte olan Çernobil faciasının 30’uncu yılında, çevrecilere aldırmayan zihniyete aldırmıyor, nükleere karşı hayatı seçiyoruz” ifadeleri kullanıldı. 
(Haber Merkezi)
Paylaş