Çanakkale’de Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği (YKKED) ve Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası tarafından Köy Enstitüleri ve Tarım Söyleşisi gerçekleştirildi. Söyleşide YKKED Şube Başkanı Yüksel Özdemir açılış konuşmasını yaparken; YKKED Genel Başkanı Prof. Dr. Ethem Duygulu ve Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Dr. Onur Sinan Türkmen alana dair bilgilerini aktardı. Söyleşiye katılım sağlayamayan Kirtepe Köy Enstitüsü mezunu Mehmet Taşkın ise Enstitüler ile ilgili düşüncelerini bir mesajla iletti.
Enstitülerin İki Ana Misyonu
Taşkın mesajında, Köy Enstitülerinin köye eğitimi götürmek ve köylerde cumhuriyetin temsil edilmesini sağlamak şeklindeki iki ana misyona sahip olduğunun altını çizdi. Taşkın, ‘Köye eğitimi götürmek’ derken sadece küçük çocuklara eğitim vermek amaçlanmıyordu. Köye bir rehber yetiştirilmeye çalışılıyordu. Zaten köy çocuğu olan ve tarımla uğraşan ailelerin çocuklarının okuldan da aldıkları donanımla köye tarım başta olmak üzere birçok konuda katkı yapacağı düşünülüyordu” dedi.
Mandolin Topluluğu’ndan Dinleti
Mesajın okunmasının ardından etkinlik müzik dinletisi ile devam etti. Tonguç Mandolin Topluluğu’nun etkinlikte gerçekleştirdiği performans katılımcılar tarafından büyük beğeni topladı. Dinletide Ziraat Marşı, Burçak Tarlası, Ekin Ektim Çöllere, Hasan Orak Biçiyor, Çiğdem Der Ki ve Ağaç Türküsü eserleri yer aldı.
Saz ekibi şu isimlerden oluştu:
Gitarda Şinasi Sevinç; mandolinde Aytül Maden, Engin Özalp, Nafiye Ergun, Nurhayat Amaratoğlu ve Zülbiye Gül; flütte Özlem Söz; kemanda Filiz Çakır; kaşıkta Fatma Yağlı ve Naciye Erkan; bendirde Emel Solmaz Koray; akordeonda ise Mustafa Tınmaz yer aldı.
Koro sorumluluğunu Hasan Ediz’in üstlendiği ve Mustafa Tınmaz’ın koro şefliğini yaptığı ekip ise Ayşe Ünver Tekeşin, Fatma Yağlı, İlksen Sevil Boyraz, Keziban Buldu, Naciye Erkan, Nilgün Sevinç, Özlem Söz, Selma Öz Tınmaz, Engin Dinçer, Halil Sezai Buldu, Hasan Ediz, Hayati Şahin, Hüseyin Ayhan, Rıdvan Yüce, Sami Yılmaz ve Tuncel Toparlar’dan oluştu.
‘’Çiftçinin Üretim Davranışı Üretim Kültürünü Oluşturur’’
Dinletinin ardından söyleşinin ilk konuşmasını YKKED Genel Başkanı Prof. Dr. Ethem Duygulu gerçekleştirdi.
Piyasada birçok fabrikanın domates sözleşmesi yapmadığından bahseden Prof. Dr. Ethem Duygulu, bağcılıkta 8 milyon adet açığın olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Duygulu, önceki yıllarda da kavun ve karpuzun tarlada kaldığını belirterek su kaynaklarının kullanımı yönündeki tasarruf problemlerine değindi. Prof. Dr. Duygulu ayrıca geçen yıl tatlı su kaynaklarında %33’e yakın tasarruf yapıldığını da söyleyerek bu tasarruf çalışmalarının yaygınlaşması gerektiğinin altını çizdi.
Geleneksel üretim kültürlerinde depolama ve örgütleme yokluğundan bahseden Duygulu, “Bu yokluk, çiftçiyi ‘fiyat alıcı’ konumuna iterken, modern ve esnek üretim kültürleri hasat zamanı, ürün kalitesi ve pazarlama kanalları üzerinde kontrol sağlayarak çiftçilerin fiyat değişimlerine daha esnek tepki vermesine olanak tanımaktadır” dedi.
Çiftçilerin izlediği kurumsal mantık çerçevesinden bahseden Duygulu, bu mantığın işleyişini şu şekilde açıkladı: “Kurumsal mantık, çiftçinin neyi önemli gördüğüne dayanan fikirlerdir. Bu üretim davranışını şekillendirir ve üretim kültürünü oluşturur. Böylelikle üretim esnekliği belirlenmiş olur.”
“Enstitü Olma” Kavramı Tarımın Düşünce Sistemini Oluşturuyor
Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şubesi Başkanı Dr. Onur Sinan Türkmen ise konuşmasında sanayi ve tarım devriminin arzın artışına yol açtığına değinerek, “İnsan istekleri sonsuzdur. Kırsalda hak ettiği sosyal, kültürel ve sağlık hizmetine, teknolojiye ve modern yaşama sahip olmak için toprağından koparak kente göç etmektedir. Köy Enstitüleri modeli, bu dengeyi köyden yana düzenleyen bir eğitim modelidir” dedi.
Türkmen, 1940 yılında yapılan nüfus sayımında Türkiye nüfusunun 17.8 milyon kişi olduğunu ve bu sayının sadece 24.7’sinin okur yazar olduğu bilgisini aktardı. Enstitülerinin temel amaçlarının sosyolojik ve ideolojik yapıyı şekillendirmek olduğunun vurgusunu yapan Dr. Türkmen, Köy Enstitülerinin ise Cumhuriyet ideolojisini ve kent kalkınmasını öncelediğini söyledi. Sanayi Devrimi’nden sonraki süreçlere de değinen Türkmen şu sözleri sarf etti: “Sanayi Devrimi sonrası arz ve talep artıyor. Ancak köylere ulaşmayan teknolojiye sahip olmak için, insanlar 1960’larda köylerden kentlere göç ediyor. Şu anki sosyolojik yapımızın temel kavramları ise bu yıllarda şekilleniyor. Enstitü olma kavramı da tarımın düşünce sistemini oluşturuyor.”
"Tarımsal Problemlerin Çözümü İçin Çalışıyoruz"
I. Tarım Devriminin Çatalhöyük ve Göbeklitepe’de gerçekleştiğini belirten Dr. Türkmen, II. Tarım Devriminin ise II. Dünya Savaşı’ndan sonra patlayıcı madde yapımında kullanılan azotun gübre olarak II.Dünya ülkelerine gönderilmesiyle baş gösterdiğini dile getirdi ve sözlerine şunları ekledi: “Bu dönemde Türkiye’de ithalata dayalı tarımsal üretim benimsetilmeye çalışıldı. Köy Enstitülerinin 58 haftalık tarım eğitiminin 19 saate düşürülmesi Enstitülerin kapatılıp Öğretmen okullarına dönüştürülmesine sebep oldu. Bugün hala burada tarım adına ne yapabiliriz sorusuna yanıt arayabiliyorsak bizim mayamız sağlam demektir. Bizler de tarımsal problemlerin çözümü için Ziraat Mühendisleri Odası olarak alınacak önlemler üzerinde çalışıyoruz.”
Haber-Fotoğraf: Eylül Koçak - Seçil Çinçin
(HADİYE AYŞE İRİM)