Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği üyeleri, Ayvacık ilçesi Cemaller ve Söğütlü köyleri yakınlarında Or Enerji tarafından yapılmak istenen Ilgardere RES Kapasite Artışı Projesi’nin ÇED Olumlu kararının iptali için açtıkları dava kapsamında Çanakkale 2. İdare Mahkemesi’nde gerçekleştirilen duruşmaya katıldı.
Duruşmada dernek Avukatı Cem Altıparmak, dernek yönetim kurulu başkanı Süheyla Doğan, Söğütlü köyü sakini Yalçın Tütüncü ve diğer köylüler projeye olan itirazlarını dile getirdik ve ÇED Kararının iptalini talep etti. Duruşmanın ardından, Adliye önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.
Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Fazilet Küçükgenç tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadeler yeraldı:
"Ayvacık ilçesi, Cemaller, Söğütlü, Keçikaya köyleri yakınlarında yer alan Ilgardere Rüzgar Enerji Santralı (RES) Projesi’nin ÇED süreci Or Enerji AŞ tarafından, 2020 yılında başlatıldı.
3 türbinli Faz-I için 2020 yılında verilen “ÇED Gerekli Değildir” kararının ardından şirket 3 adet türbin inşaatını tamamladı ve enerji üretimine başladı. Şirket daha sonra kapasite artışları yaparak, üç ayrı dosya daha hazırlayarak yeni ÇED süreçleri yürüttü.
Proje için verilen ÇED Gerekli Değildir/ÇED Olumlu kararlarının tümü derneğimiz ve köylüler tarafından dava edildi. Tüm davalar önce kazanıldı. Sonra bazıları Danıştay 4. Daire tarafından bozuldu. Bazıları yeniden görüldü ve yeniden kazanıldı ancak son aşamada 2. davamız Danıştay 4. Dairede kesin olarak reddedildi.
Şirket, 4. Proje dosyası için 06.06.2024 tarihinde ÇED süreci başlattı ve 15.08.2024'de ÇED Olumlu aldı. Karar yine derneğimiz, köylüler ve muhtarlar tarafından yine dava edildi.
Dava açmaktan, keşif ve bilirkişi incelemelerine katılmaktan artık davacılar olarak başımız döndü ve yorulduk. Ayrıca çok da masraf etmek durumunda kaldık.
Son davamız kapsamında da aynı proje alanında 17 Şubat 2026 tarihinde 3. kez keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Bu keşif ve bilirkişi incelemesi için atanan bilirkişiler daha önceki raporların tersine, aynı alan için şirket lehine yorumlanabilecek bir rapor düzenledi. Rapora itirazlarımız da dikkate alınmadı. Yürütmeyi durdurma talebimiz Mahkeme tarafından reddedildi.
4. Proje için açtığımız dava kapsamında bugün (14.10.2026) duruşma gerçekleştirildi. Bizler, davacılar olarak, köylülerin yaşam alanlarının hemen bitişiğinde, meralarında, tarlalarında ısrarla yapılmak istenen projeye karşı bir kez daha itirazımızı yaptık. Köylülerin geçim kaynaklarının ellerinden alınmasının köylüleri ekonomik gelirlerinden mahrum bırakacağını, göçe zorlayacağını belirttik ve ÇED Olumlu kararının iptal edilmesini talep ettik. Mahkemeden haktan, hukuktan, doğadan, köylüden yana bir karar vermesini bekliyoruz.
ÇED Yönetmeliği’nin arkasından dolanarak kısa yollara başvurmak ve bir an önce alana yerleşmek için şirketler projeleri parçalamakta ve ayrı ayrı ÇED süreçleri yürütmekteler. Bu durumda ÇED süreçlerini takip etmek ve her birine ayrı ayrı davalar açmak bizler için oldukça yorucu ve masraflı olmaktadır. Dava harçları ve bilirkişi ücretlerinin astronomik rakamlara ulaşmış olması da hak arama mücadelemizde büyük bir engel olarak karşımıza çıkmakta ve caydırıcı olmaktadır. Masraflar ve bilirkişi ücretleri karşılanamaz hale gelmektedir.
Şirketler “Yeşil Dönüşüm” kisvesi ile Rüzgar Enerji Santralları için köylülerin tarlalarını, meralarını, ormanlarımızı gasp etmektedir. Bölgemizde ve ülkemizde çok fazla sayıda ruhsat ve lisans verilmektedir. Yenilebilir enerjinin ve elektrikli araçların ihtiyacı için de bakır, lityum, nikel gibi madenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm bu madenlerin çıkartılması da çok ciddi ekolojik yıkımlara yol açmaktadır.
İktidar tarafında halkın gerçek enerji ihtiyacı dikkate alınmadan, şirketlerin karını önceleyen enerji politikaları yürütülmektedir. Projeler için tarım alanları, meralar, ormanlık alanlar, köylülerin yaşam alanları gözden çıkartılmakta ve şirketlere peşkeş çekilmektedir.
Önce enerji tasarrufu gerçekleştirilmeli, kayıp kaçaklar önlenmeli, halkın gerçek enerji ihtiyacı belirlenerek enerji üretimi planlaması yapılmalıdır. Halihazırda ülkemizdeki kurulu enerji gücünün ihtiyaç duyulan güçten daha fazla olduğu bilinmektedir.
RANT İÇİN DEĞİL, HALK İÇİN ENERJİ!
YAŞAM ALANLARINA, ORMANLARA, TARIM ALANLARINA, MERALARA DOKUNMA!"
(HABER MERKEZİ)