Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) akademisyeni Öğretim Görevlisi Gökhan Bayram, gerçekleştirdiğimiz özel röportajda hitabetin inceliklerinden siyasette iletişimin dönüşümüne, dijital çağın propaganda yöntemlerinden gençlerin topluluk önünde konuşma kaygısına kadar pek çok konuda dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Yaklaşık 25 yıllık akademik birikimini ve sahadaki deneyimlerini paylaşan Bayram, etkili bir konuşmacı olmanın sırrının doğuştan gelen yetenekte değil, sürekli çalışmak, pratik yapmak ve kendini geliştirmekten geçtiğini söyledi. Özellikle gençlere seslenen Bayram, korkuların üzerine gidilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Zafer, 'Zafer benimdir' diyebilenindir." mesajını verdi.
Akademisyen, yazar ve siyasetçi kimliklerinin bulunduğunu belirten Bayram, kendisini en çok öğretmen olarak tanımladığını söyledi. "Bütün unvanların üzerinde öğretmenlik vardır. Diğer görevler gelip geçicidir ama öğretmenlik geleceğe iz bırakmaktır." diyen Bayram, eğitimin toplumun gelişimindeki en önemli unsur olduğunu vurguladı.
Yaklaşık 25 yıldır Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev yapan Gökhan Bayram, tarih, diksiyon, siyasal propaganda ve çeşitli seçmeli dersler verdiğini belirtti. Uzun yıllardır hitabet üzerine çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Bayram, bu alandaki deneyimlerini Siyasette Hitabet adlı kitabında topladığını söyledi. Bayram, kitabın Türkiye'de bu alanda yazılan ilk çalışma olduğunu belirterek, "Siyasette Hitabet, Türkiye'de bu alanda yazılmış ilk ve tek kitaptır. Bir siyasetçinin konuşmaya hazırlık sürecinden kürsüdeki performansına ve konuşma sonrasındaki iletişimine kadar birçok konuda somut bilgiler sunuyor. Yaklaşık 20 yıllık tecrübemizi ve dünya siyasetinden örnekleri bu kitapta bir araya getirdik" ifadelerini kullandı.
Günümüz Türk siyasetinde iletişim ve metin eksikliklerine değinen Bayram, İngiltere kaynaklı yeni bir araştırmaya atıfta bulunarak siyasi hitabetin en büyük sorununun popülizm olduğunun altını çizdi. Siyasi söylemlerin giderek daha radikal, ayrıştırıcı ve kaba bir hal aldığını belirterek şu eleştirilerde bulundu, "Doğrudan ziyade yanlışın meşrulaştırılması, kişilerin ve grupların kamplaştırılması en büyük sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Siyasetçiler sadece kendi siyasi ikballerine yönelik bir söylem üretiyor. Kendilerini yukarıya taşıma konusunda performansları yüksek olabilir ancak toplumu ileriye doğru götürme anlamında siyasi söylemlerin maalesef zayıf kaldığını görüyoruz” diyerek siyasi iletişimde yapıcı dilin önemine dikkat çekti.
Dünya tarihindeki en etkili isimlerin aslında doğuştan iyi birer konuşmacı olmadığını çarpıcı tarihi anekdotlarla aktaran Bayram, başarının sırrının çalışmak olduğunu vurguladı. Bayram; "Hitler çocukluğunda pek dinlenmezdi; Gandhi'nin siyasi yaşamının başında söylemleri çok zayıftı. Atatürk'ün askeri lise dönemlerinde söylemlerinin çok güçlü olduğuna dair bir kayıt yoktur. Abraham Lincoln gençliğinde topluluk önünde büyük bir heyecan yaşardı" şeklinde ifade eden Bayram, Demosthenes ve Çiçero gibi dünya çapındaki hatiplerin bile kekemelik veya heyecan gibi sorunlarla mücadele ettiğini hatırlattı. Ortak noktanın ise vazgeçmeden; ayna karşısında, arkadaş çevresinde veya kendi kendilerine sürekli pratik yapmak olduğunu belirtti.
İletişim dünyasının sürekli değiştiğine ve dijitalleştiğine dikkat çeken Bayram, Türk siyasetinin geleneksel yöntemleri (afiş, pankart) bir kenara bırakarak sosyal medyaya yönelmesinin doğru bir adım olduğunu söyledi. Ancak tam anlamıyla bir uyumdan söz etmenin zor olduğunu ifade ederek şu tespiti yaptı; "Siyaset şu anda yaşlı ve erkek elinde. Ancak dijitale uyum sağlayan asıl kesim gençler. Mevcut yöneticiler bu hızı yakalamakta yetersiz kalırken gençler de siyasette hak ettikleri gerekli konumlarda olamıyorlar. Bu nedenle iletişimin o yeni ve dinamik hali siyasete tam olarak yansıyabilmiş değil."
Birçok unvanı arasında kendisini en çok öğretmen olarak tanımlamayı sevdiğini belirten Gökhan Bayram, hayatındaki en önemli kırılma anını da paylaştı. 18 Mart 1999 yılında, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in karşısında yaptığı konuşmanın hayatında bir mihenk taşı olduğunu ifade eden Bayram, "Orada sergilediğim hitabet performansı dikkat çekici oldu ve sonrasında kariyerimi bunun üzerine temellendirdim. Benim 'iyi ki'm o törenlerde yaptığım konuşmadır." dedi.
Topluluk önünde konuşurken heyecanlanan, eli ayağına dolaşan gençlere de özel tavsiyelerde bulunan Bayram, eğitim sisteminin diyalogdan ziyade monolog üzerine kurulu olmasının bu korkuyu tetiklediğini söyledi. Bayram, gençlere şu pratik adımları önerdi;
Konuşmasının sonunda motivasyon mesajı veren Bayram, "Kişiyi korkutan durum değil, kendi düşünceleridir. İçinizde sizi sürekli eleştiren sesi susturun. Onun yerine size güven veren bir sesi dinleyin. Unutmayın; zafer, 'Zafer benimdir' diyebilenindir." sözleriyle gençlere seslendi.
Haber: Mustafa Can Kaplan
(HABER MERKEZİ)